Bu hizmetlerin amacı: Hayat korumak, kurtarmak… yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Bu hizmetlerin amacı: Hayat korumak, kurtarmak…29 Eylül 2016, Perşembe

Dün Büyükşehir Belediyesinin iki yeni yatırımını gezdik.

İtfaiye Binası ve Afet Koordinasyon Merkezi yani AKOM.

Gezdiğimiz iki proje de şehir için son derece önemli.

Gerek itfaiye gerekse AKOM çok kritik konularda hizmet verecek.

Yani hayati önem arz eden çalışmalar bunlar.

*** *

Bu 2 projeyi basın mensuplarına Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu gezdirdi.

Detayları ise kurmayları verdi.

Zeki Başkan projeleri gezdirirken hem çalışmalar hem de hizmet alanları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Tanıtılan hizmet AKOM olunca konu kaçınılmaz olarak depremdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin açıklamalarından, kat artımına, orta hasarlılardan, dere yataklarında bulunan evlere kadar birçok konuda net mesajlar verdi Zeki Başkan.

*** *

Bu açıklamalara değinmeden önce yeni itfaiye merkezi ve AKOM’un hayırlı olmasını diliyorum.

İkisi de son derece modern yapılar olmuş.

İtfaiye merkezi bir konumda.

Geniş bir alana yayılmış.

Binanın mimari özellikleri ve teknik prosedürleri modern şekilde yapılmış.

Allah çok fazla kullanmayı nasip etmesin ama insanın içine güven geliyor burayı görünce.

Mevcut kullanılan merkeze göre kat be kat üstün bir yer olmuş.

İtfaiyecilerin spor yapabildikleri alanlardan araç garajlarına kadar son derece modern.

Ayrıca, itfaiyenin yanında 112 için bir istasyon merkezi yapılmış.

Bilindiği gibi daha önce burada bir merkez vardı ve prefabrikte hizmet veriyordu.

Büyükşehir bu projede onlara da kalıcı bir yer inşa etmiş oldu.

*** *

Tanıtılan diğer proje ise AKOM.

Bu şehrin önemli bir ihtiyacıydı.

Nihayet bu önemli hizmet Toçoğlu döneminin eserlerinden biri olarak hizmete girdi.

Afet anında şehrin yönetim merkezi olacak olan bu yapı da her şey düşünülmüş.

Kriz anında burada kalacak personelin yatacak yerinden yemeğine, basın odasından, kriz yönetim merkezine kadar tüm detaylar var.

Ana toplantı odasına kurulan sistem afet anında şehrin her bölgesine müdahale edebilecek donanımda.

Uydu telefonlarından uydu internetine kadar; tüm altyapı sisteminin çökmesi durumunda bile çalışacak bir sistem inşa edilmiş.

Burayı da kullanmayı Allah nasip etmesin diyorum ama kaderin önüne geçilmez. Kaderimizde olması muhtemel bir afet için alınan bu önlem son derece güzel.

Tebrik ediyorum bu hizmet için Büyükşehir Belediyesini.

*** *

AKOM uzun yıllardır şehrin beklediği bir hizmetti.

Zaten bir süredir de yapılması için gündem mevcuttu.

Maltepe’de ki Bayındırlık arazisinden tutun da daha farklı yer alternatiflerine kadar 4 belki 5 yıldır gündem rafında yer aldı.

Nihayet, İl Özel İdaresinden devir alınan arazi üzerine inşa edildi.

AKOM’un inşa edilme yeri bile, İl Özel İdarelerden devredilen yerlerin Büyükşehirler tarafından ne kadar etkin kullanıldığına bir örnek aslında.

İdarenin atıl arazisine, şehrin kriz merkezi inşa edilmiş oldu.

*** *

Bu iki güzel proje şehre hayırlı olsun.

Hayati önem taşıyan iki çalışma ile, can ve mal güvenliğimiz için sivil bir adım atılmış oldu.

Deprem şehri Sakarya’da olmaz olmaz iki ana merkez hayata geçti.

Dediğim gibi. Allah kullanmak nasip etmesin.

Hayırlı olsun.

////****////

 

Toçoğlu döneminin Sakarya’sı

Gelelim Zeki Başkanın açıklamalarına.

Öncelikle Zeki Toçoğlu bu şehirde çok katlı binaların karşısında en net duran isim.

Bu konuda şimdiye dek hiç taviz vermedi.

Kat sınırlamasına karşı yapılan açıklamaların ilk karşısında duran isim oldu.

Bu duruş, şehrin yeniden imarında ciddi bir konuydu.

Zira Toçoğlu dönemi, Sakarya’nın gerek sivil gerek ise devlet eliyle yeniden imarının en yoğun ve en baştan yaşandığı dönemdi.

Sakarya’nın kabuk değiştirmesi Toçoğlu döneminde hızlandı.

Bugün şehir bir kimlik kazandıysa, bu Toçoğlu döneminin imzasını taşıyor.

İşte böyle bir dönemde, Toçoğlu’nun kat sınırlaması konusunda ki dik duruşu bu sınırlamayı devam ettirdi.

Nitekim, Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin açıklamaları da bunu destekledi. Daha önce Recep Tayyip Erdoğan’da yatay büyümeyi savunmuştu. Yani Toçoğlu’nun bu katı kuralı şehrin geleceği açısından hayati önem taşıyordu.

Dün de bu konuda gazetecilerin sorularını cevapladı Toçoğlu.

O dik duruşunu sürdürdü.

Açıkçası, Toçoğlu’nun bu duruşunu görünce şehrim adına rahatlıyorum.

Büyükşehir’in patronu bu duruşa sahipken, alt kademeler ne düşünürse düşünsün. Sonuçta patron ne derse o…

////****////

 

Dere yatakları ve orta hasarlılar

Zeki Başkan’ın açıklamalarında kul hakkı ve vebal önemli bir yer tutar.

Konu orta hasarlı binalar, dere yataklarına evler, deprem yorgunu binalar olunca, bu iki kavram daha öne çıkar.

Dün de İlçe Belediye Başkanlarına seslendi bu konuda.

“Halen yıkılmayan orta hasarlı binalarda afet anında birileri ölürse yasa hesap sorar” dedi.

Dere yatakları için daha net çıkış yaptı: “Yayınlanmış genelge var. Buna rağmen bu evler için halen bir şey yapılmıyorsa bu suçtur” diye konuştu.

Bu binaların güvenliğini sağlamanın bir görev olduğunu, aksi halde başkanların büyük vebal altında kaldığını söyledi.

Ayrıca, ilçe belediyelerinden kendilerine verilen raporlarda orta hasarlı binaların yıkıldığını kaydetti.

Diğer yandan, depremde hasar gören ama raporlanmayan binaların tehlikesine dikkat çekerek, bu konuda vatandaşların kendisine büyük iş düştüğünü söyledi.

Haklıydı da. Zira bu konuda Sakarya’da binlerce hasarlı yapı stoku var ve birinci öncelik vatandaşın bu evleri kendilerinin can güvenliğini düşünerek adım atması.

////****////

 

15 Temmuz gecesi Zeki Başkanın tek amacı neydi?

Hizmetlerin gezilmesinin ardından Zeki Başkan basın mensupları ile çay içti.

Bu sohbet esnasında konu 15 Temmuz gecesine geldi.

Zeki Başkan, 15 Temmuz gecesini anlatırken nasıl büyük bir badire atlattığımızı da adeta özetliyordu.

O gece, Demokrasi Meydanında sivil direnişi örgütleyen Toçoğlu, ne kadar büyük bir risk aldıklarını bilerek hareket ettiklerini de söyledi.

Hatta, “Cumhurbaşkanımızın telefon ile halkı meydanlara davet etmesi ise rahatladım. Zira o andan sonra direneceğimiz kesinleşti” dedi. Zeki Başkan saat 22.30 civarında Türkiye’de ilk direniş gösteren isimlerden biriydi ve o hengamede gerçekten kritik bir karar almıştı.

Cumhurbaşkanımızın açıklaması doğal olarak nasıl bir süreç izleneceğini ilan etmişti.

*** *

Zeki Başkan haftalarca meydanda kaldı.

Hatta sohbet esnasında basın mensuplarının, “Sakarya’da ki direniş ulusal basında yeteri kadar yer almadı” diye sormasına benim cidden çok hoşuma giden bir cevap verdi: “Benim tek amacım darbenin önlenmesiydi. Allah’a şükür bunu da başardık. Günlerce o meydana gelip çocuğunu meydanda uyutan kadınlar televizyona çıkmak için mi oradaydı? Onun için bu benim için hiç önemli değil. Birileri zaten bunu yapıyor. Benim sevdiğim şeyler değil bunlar. Hainlere karşı direnip darbenin gerçekleşmemesi benim için yeterli” dedi.

Yani, o gece asgari ücret ile çalışarak sokağa fırlayarak tankların önüne yatan vatandaş ne düşünüyorsa Zeki Toçoğlu’da onu düşünüyordu.

Darbeyi engellemek…

Gerisi işin reklam kısmıydı ve Toçoğlu gerçekten bunu hiç yapmadı.

////****////

 

Açba’nın açıklamaları

Rahatsızlığımdan dolayı sıcağı sıcağına yazamadığım bir konu var.

MHP Milletvekili Zihni Açba’nın 15 Temmuz konusunda ki açıklamaları.

Dün bunu Zeki Başkan da eleştirdi.

Okur okumaz ben de tepki göstermiştim.

Dün MHP’de yapılan açıklama ile bu sözlere adeta sahip çıkıldı.

Ben açıkça ifade etmeliyim ki; Zihni Açba gibi birine 15 Temmuz’dan bu kadar süre sonra basının karşısına çıkıp böylesi tikel bir örneği o direnişin içerisinde bir genelleme ile sunmak yakışmadı.

Yani bu açıklamalar 15 Temmuzcuları mazur gösterecek bir yaklaşım.

Böylesine nesnel ve tekil bir konu, bir milletvekilinin ağzından kamuoyu ile paylaşılmamalıydı.

Kamuoyunun büyük kısmı hatta MHP tabanının bile böyle düşündüğüne eminim.

Ancak, bir iddiayı hele ki böylesi hiç duyulmamış garip bir iddiayı; varlığı kesin kanıtlanmış bir vakıa gibi sunmak; FETÖ’nün işine gelen bir yaklaşımdır.

Bundan uzak durmak gerek.