Bitmeyen 18. Madde İmar Uygulaması mağduriyetleri yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Bitmeyen 18. Madde İmar Uygulaması mağduriyetleri18 Şubat 2017, Cumartesi

Günümüzde vatandaşlarımızın çoğunun tam olarak ne olduğunu bilmediği pekte anlamadığı 3194 sayılı imar kanunun 18.maddesi var. Bu konuda Vatandaşlarımız mağduriyetlerini ne dile getirebiliyorlar ne de kendilerini savunabiliyorlar;

 

3194 sayılı imar kanununda 18.madde imar uygulamasının yasal boşlukları ve uğrattığı mağduriyetler konusundaki toplumun yaşadığı sıkıntıları dile getireceğim;

 

-18.madde imar uygulaması bazı Belediyeler tarafından amacının dışına çıkarılmaktadır. Belediyeler Yüzde 40'a kadar  dop (Düzenleme Ortaklık Payı) kesinti ifadesini; madem yasa bana bu hakkı vermiş sonuna kadar kullanayım mantığında yorumlamaktadır.

 

Dolayısı ile imar uygulama sınırını belirlemek belediyelerin elinde olduğundan dolayı düzenleme sınırını öyle bir belirliyorlar ki dop kesinti oranının %40 altına düşmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar ve kanun bu konuda eli kolu bağlı oluyor. Çünkü re'sen yetki belediyelerin olduğundan bu konuda vatandaş ya da mağdur taraf, mağdur veya haklı olsa bile kanun yetersizliğinden eli kolu bağlı oluyor.

 

-Belediyeler 3194 sayılı imar kanunun 18.madde imar uygulamasını yıllarca yapmadan bekletiyorlar ve imar uygulaması yapılması gereken bölgeler 3194 sayılı kanunun 15. ve 16. maddelerine göre terk yaparak yapılaşma yoluna gidiliyor. Hal böyle olunca da yarın öbür gün belediyeye bir yer lazım olduğunda kamulaştırma yapmaktan kaçınarak elindeki re'sen yetki olan 18.madde imar uygulaması yoluna başvuruyor.

 

Tabi bu aşamada iki yol çiziyor yerleşim olan bölgeyi dışında tutalım ki bölgedeki mağduriyeti arttırıp kızgın vatandaş sayısını arttırmayalım mantığı güdülerek imar uygulaması yapma yoluna gidiyorlar. Ancak burada yeni bir haksızlık doğuyor daha önce 15.ve 16. maddelere göre yapılaşan alanların terk oranları düşük miktarda olur iken yeni yapılacak 18.madde imar uygulama sahası nedense %40 altına düşürülmüyor ve burada haksızlık doğuyor çünkü o bölgenin kamu alanları ihtiyacı bu zamana kadar yapılaşmayan kısımdan karşılanıyor. Yani kısaca Belediyeler boş arsalar mağdur olsun, yapılaşma olanları da karşımıza almayalım mantığı güdüldüğünden burada da mağduriyet ve yasal boşluk devreye giriyor. Mağduriyet var haksızlık var haksız uygulama var ama yine yetki re'sen belediyede olduğu için yine sonuç alınamayabilinir.

 

-Belediyeler kanunun verdiği re'sen yetkiyi kötüye kullanma ihtimali çok yüksek ve her ne kadar kanuna uygun olsa da yasal boşluklar vatandaşı mağdur ediyor.

 

-Bir başka sıkıntıda belediyeler uygulamayı yaparken bazı yaptıklarının 3194 sayılı kanunun 18.madde imar uygulamasına uygun olmadığını bildiği halde bilerek ve isteyerek teknik ve uygulaması hatası yapıyorlar. Çünkü ceza almak gibi bir derdi yok. Vatandaşların çoğu teknik konuda bilgisi olmadığı ve 18.madde o kadar geniş kapsamlı olduğu için; belediyelerin düşüncesi; anlayan olursa itiraz ederler düzeltiriz. Anlamazsa da onaylanır mantığı vardır.

 

Bilerek yapılan uygulama ve teknik hataları her seferinde mahkeme yolu ile çözüme gitmesi gerekir ki her süreç en az 6 ay sürmektedir. Bu bağlamda da süre mağduriyeti doğmaktadır. Ayrıca uygulamayı yapan belediye ve çalışanlarının ceza almak gibi bir derdi olmadığı için rahat ve geniş bir tavır takınıyorlar. Ceza alacaklarını bilseler ya da kanunda cezaya tabii haller olsa hiç bir belediye bu kadar geniş ve rahat davranamaz.Kanunun verdiği re'sen yetkiyi kullanırken dikkat eder.Tarla bizim istediğimiz gibi süreriz mantığı ortadan kalkar.

 

-İmar uygulamalarının yıllarca yapılmadan bekletilmesi  arasında geçen zamanda bölgede yapılaşmanın % 90 seviyelerine ulaşıyor ve vatandaşların 30 yıllık 40 yıllık yerleri bu uygulama ile paramparça ediliyor. Kim 50 yıllık yerinin parçalanmasını ister ya da komşusunu hissedar ister. Kimse istemez bu uygulamalar zamanında yapılmadığı takdirde komşular ya da parsel sahipleri arasında düşmanlık kin ve nefrete dönüşüyor. Müstakil olan alanlar çözülemeyecek kadar hisseli konuma getiriliyor.Bu uygulamalar zamanında yani ilk imara açıldığında yapılır ise vatandaşların tamamı karlı olacağından minimum mağduriyet olacaktır.Ancak belediyelerin söz konusu imar uygulamalarını 20 yıl 30 yıl yapmadan bekletmesi nesilleri yerlerine bağlıyor ve vatandaşları yıllarca sahiplendiği gayrimenkulleri paramparça oluyor ve buna engel olamıyor.Söz konusu kanun ileride doğacak bütün sıkıntı ve mağduriyetleri önüne geçecek kadar geniş ve kapsamlı  olmadığından ya da revize edilmediğinden eksik kalıyor.

 

-Diğer bir sıkıntıda 18.madde imar uygulaması yapılacak bölgeler bir şekilde fırsatçılar tarafından öğreniliyor. O bölgede ne kadar tamamı veya büyük bir kısmı yeşil alana, yola, parka kısacası kamu hizmet alanında kalan kadastral parsel varsa  ucuz ücretlerden toplanıp daha sonra imar uygulamasından  temiz parseller bekleniyor. Bunun da önüne geçilecek bir engel yok.

 

-Tabi ki burada kimseyi suçlamıyoruz kanunun yeteriz kaldığı ve vatandaşlarımızın yasal boşluklar karşısındaki mağduriyetlerini dile getiriyorum. Görevini hakkıyla yapan belediye ve belediye çalışanlarını tenzih ederim.Ama kanayan bir yarayı da tedavi etmek için belediyelerin elinden geleni yapması gerekir.Vatandaşa hizmet odaklı çalışmalar her zaman el üstünde tutulur.Ama kanun yetki verdi diye de yarayı kanatıp deşmenin anlamı yok.