Sekiz maddede referandum analizi yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Sekiz maddede referandum analizi 19 Nisan 2017, Çarşamba

Türkiye bir halk oylamasını daha geride bıraktı. Seçimin galibi sorgulamasından çok, AK Parti’nin aldığı yüzde 51 oyu nasıl okumak gerekliliği önem taşıyor.

Bir: Bazıları kabul etmese de AK Parti yüzde 60 küsür hayalleri kurarken, 51’lik oran büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. 

İki: Hayır’cı cephenin oylarına “Bunların aldıkları oylar CHP’nin değil, toplu oyların sonucudur” diyenlerin unuttuğu şey; Evet’çilerin aldığı yüzde 51 oy da tekil değil. Oyların toplamı AK Parti+MHP+BBP+Türkiye’de bir özerk devlet kurma fikrini destekleyen KDP’nin oylarının toplamıdır.

Üç:  Hayırcıların aldığı yüzde 49’luk oy, AK Parti için aynaya bakmanın zamanı geldi felsefesini akla getirmesi gereken bir rakam. Partiyi eleştirdi diye içerde olan gazeteciler, TV yayınlarından rahatsız olanların “Oğlum şu altyazıyı kaldır” emirleri, bazı işadamlarının AK Parti’yi eleştirmesinden ötürü maliye kıskacına alınması veya ekonomik yönden tehdit edilmesi, sırf düşüncesini açıkladı diye “Ya sen kimsin” cümlesine muhatap olanları AK Parti’nin yeniden değerlendirmesinde yarar görüyorum.

Dört: 2002’den 2007’ye kadar toplumu kucaklayıcı ve mesaj verici atılımları bir kenara bırakan AK Parti, şimdilerde ise baskıcı, tehditkar ve ezici görünümünü yeniden sorgulayıp; yumuşak, her görüşe saygılı ve daha fazla özgürlükçü gömleğini giymesi partinin kaderini için oldukça önemli. 

Beş: Yüzde 51’lik oy ne kadar da yüksek görülmese, tüm güçlerin bir kişide olması için yeterli bir rakam. Artık AK Parti’nin elinde hiçbir bahane kalmadı. Bundan sonra yapacağı her başarısızlığın ardında “Elimizde güç yok, iki başlılık bizi zora sokuyor. Yetki istiyoruz” sözleri asla ve asla geçerli olmayacaktır.

Altı: Artık ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmayacak gibi görünüyor. Atılan her imzanın sonuna daha iyi bakılmalı ve bundan sonra “Biz aldatıldık, yanıldık, göremedik” gibi sözler ülkenin kaderinde etkili olamayacak. Bundan sonra bahane olmayacağı gibi, geri dönüş de zor olacaktır. Umarım bu kararı alanlar, sistemi de ayrı ayrı hesap etmişlerdir.

Yedi: Nasıl evetçilerin o meşhur sözü olan “Hayıra oy atanlar da terörizme hizmet ediyor” sözünü boş olarak değerlendiriyorsak, hayırcı bir kısmın da “Evetçileri denize dökeceğiz” sözü de bir o kadar tehlikeli. Bundan sonraki süreçte CHP’nin veya kendini demokrat lanse edenlerin de bu söylemlerden uzak durmalarında fayda var. Gerçi CHP, referandum sürecinde oldukça başarılı ve halka yakın siyaset ürettiğini söylemek doğru olur. Kılıçdaroğlu da bunun farkında olduğundan daha fazla halka yakın söylemler geliştirdi.

Sekiz: YSK, geçmişte yaptığı uygulamalarla referandum sürecinde yürüttüğü çalışma arasındaki farklarla sınıfta kalmıştır. Adalet kelimesini az da olsa içine sindirebilen bir kurum kimliğine kavuşmuş olsaydı; bugün mühürsüz pusula ve zarf konularını tartışmış olmayacaktık. Bu köşeden kendilerine şunu diyorum; adalet birgün sizlere de lazım olacaktır…