“Cübbeli Hoca’ya yapılanlar bugün bize yapılıyor”3 Aralık 2014, Çarşamba

Şener, “Bu konu sultanıma aittir. Konuşmak kimsenin haddi” değildir. Şener ayrıca Cübbeli Ahmet’e yapılanların yarası kapanmadan bugün aynı şeylerin kendisine yapıldığını söyledi.

Mahmut Efendi Cemaati Türkiye genelinde tabanı olan ve uzun yıllardır hizmet içerisinde bulunan önemli bir hareket. Kamuoyunda daha çok İsmail Ağa Cemaati olarak bilinen cemaatin 1997 yılından beri Sakarya Vekilliğini Adem Şener’in geçtiğimiz hafta bu görevden alındığı konusunda açıklamalar yapılmıştı. Vekillik tarikat erkanının içerisinde ki bir bağlılıktı ve farklı şahısların dilinden gündeme getirilmesi son derece sıkıntılı bir konuydu. Bu gelişmeler üzerine hemen Adem Şener ile irtibata geçerek bir röportaj talep ettim. Hoca ilk başta biraz çekinse de kabul etti röportajımı. Erenler’de bulunan Müceddid Mahmut Efendi Külliyesinde cemaatin sevilen isimleri ve Adem Şener ile bir araya geldik. Besmele ile başladığı sözlerini yine besmele ile bitiren Adem Hoca merak edilenleri içtenlikle yanıtladı. Cemaate ve Sakarya’ya seslendi.

-Sakarya’da son dönemde bir sıkıntı yaşanıyor gibi bir algı var cemaatiniz içinde ve şahsınızla ilgili. Nedir bu konu?

Dünya dedikleri yurt: çilelerin sıkıntıların, imtihanların uygulandığı ve bu alem yıkılıncaya kadar devam edecek yerdir. Bizlerden önce bu süreçten geçen başta peygamberler yaşadı. Sıkıntıları. Hatta Peygamberimiz buyurdu: “Belanın en şiddetlisi peygamberler üzerine geldi.” Her şeyi yaşadılar peygamberler. İftiraya uğradılar. Oyunlar yapıldı. Her türlü çirkin ve vahşice işler yapıldı. Peygamberler onları sukunet ile yaşadılar ve sonunda sabredenler zafere erer kuralı ile zafere erdiler. Peygamberlerden sonra nice vasıfları yüce olan insanlar bu hadiseler ile karşılaştı. Biz bir inanan kul olarak acaba onların başından bu olaylar geçerken suçları var mıydı, fesat mı yapmışlardı günah mı işlemişlerdi deme lüksüne sahip değiliz. Peygamberler masumdur ve ismet sıfatına haizdir. Ama imtihan gereği başlarına bu sıkıntılar geldi. Alimlerin de başına geldi. Hiç bir âlim bu dünyadan iftirasız ve sıkıntısız gitmedi. Nice Allah dostlarına asılsız suçlamalarda bulundular.

 

-Cemaat içinde gelişen bir süreç sanırım bu? Cemaat içerisinde konuşulan bir konu.

Şer güçler güçlü olarak çalışıyor. Şeytanda bunlarla birlikte onlara bir insanı karalamanın yollarını öğretiyor. Tıpkı Ebu Cehillere, tıpkı Firavunlara, Nemrutlara öğrettiği gibi. İmam-ı Rabbani Mektubatta bir Salih insanın şeytanı gördüğünü yazıyor. Şeytan bir kenara çekilmiş oturuyor. Zat yanına yaklaşarak İblise soruyor, “Senin insanları sapıtmakla ilgili çok işin var. Nasıl oturmaya fırsat buluyorsun?” Şeytan cevap veriyor: “Benim görevimi kötü âlimler, dini istismar edenler yapıyorlar. Onun için ben bir kenara çekildim” diyor.  Bu işlerde kötülük yapanlar teşkilat halinde çalışıyor. Nerede meyveli ağaç varsa onu taşlamak için kampanyalar, tuzaklar, filmler yapıyorlar. Bunları çok iyi yapıyorlar.

-Bugünde sizin başınıza mı geliyor bu sıkıntılar?

Dediğim gibi bu sıkıntılar zamanla Ahmet’in Mehmet’in başına geliyor. Dün başka bir âlimin başına geldiği gibi bugünde bazı şeyler başa geliyor.

-Sakarya’da daha önce böyle hadiseler cereyan etmiş miydi?

Bizden önce Mekke Mescidinde 10 seneden fazla Hafız İhsan Efendi görev yaptı. Görevi esnasında Sakarya’da ondan istifade etmeyen kimse kalmadı. Sohbetlerinden, hizmetlerinden istifade ettiler. Fakat ne var ki burada ki miadı doldu. İnsanlar onu karalamaya başladılar. Bir takım deliller bularak şikayetlerde bulundular. Rahmetli direndi. Hacı Bilal Efendi elinden geldikçe İhsan Efendi’ye sahip çıktı. Bu sefer ikisinin arasını açmaya çalıştılar. Garip ki bunlar bir araya gelip ayrıldıktan sonra fitneci tabaka bir kısmı Hacı Bilal’e bir kısmı İhsan Efendi’ye gidip fitne yapıyorlardı. Aralarını açmaya çalıştılar. Sonunda muvaffak oldular. İhsan Efendiyi buradan ağlayarak gönderdiler. Koca alimi bu şehirden ağlatarak gönderdiler. Hep mi âlimler suçlanacak? Ama kaderi ilahi ile hadislerin belirttiği gibi belaların büyüğü onlara geliyor.

-Daha sonra siz 1997 yılında Sakarya’da hizmete başlıyorsunuz sanırım. O dönemde de yaşanıyor muydu bu hadiseler? Zira sizden önce ki vekil hoca’da da yaşandığını söylediniz.

Evet. 1997’de sultanımız bizi buraya getirdi ve buranın büyüklerine bizi emanet ettiler. Bizim buraya geldiğimizin daha cicim aylarında burada ki büyüklerimiz bizim elimizden tutup önümüze geçip doğruları göstermeleri gerekiyordu. Bu olmadı. Hep bir şikayetler oldu. Yıllarca devam etti. Herkes tutturabildiği kadar bir şeyler atmaya çalıştı. Çamur at izi kalsın diyerek mücadele ettiler. Onlar benşe mücadele ederken mürşidim bana dua etti, himmette bulundu. Biz de yolumuza devam ettik. İnsanları arkadan kuran güçler var. Biz yine de devam ettik. Hac ve umre organizasyonlarında bulunduk.Sakarya için büyük hizmetler yaptık.

-Bu bahsettiğiniz hizmet dönemi 28 Şubat sürecine de denk geldi sanırım.

Yaşadık o günleri. 28 Şubat’ta kurslarımız büyük sıkıntıdaydı. Her gün kapatma tehdidi alıyorduk. Biz yine de bu kursları açık tuttuk. Halkımızın yanında olduk. Sakarya haklıda bize sahip çıktı o kötü günlerden buraya geldik.

-Peki bugüne dönersek

Gün geçtikçe muhalefet cepheleri açılmaya başlandı. Önceden o zor günlerde bize farklı bir şekilde karşı çıkanlar vardı. Ancak AK Parti hükümeti ile birlikte farklı siyasiler bize cephe almaya başladı. Bizi açıkçası AK Parti hükümeti rahatlattı. Önümüzde ki engelleri AK Parti aştı. Sohbetlerimizi rahat ve huzurlu bir şekilde yapmaya, kurslarımızda sorunsuz eğitim vermeye başladık. Bizim bu önümüzü açmalarının ardından yani bizi rahatlatmalarının ardından bizde üzerimize ne düşüyorsa bir hoca olarak ne yapmamız gerekiyorsa yardım ettik. Başka siyasiler üzerimize geldiler. Bize her türlü hakarette bulundular. Saldırdılar. Bunlar durmadılar. Bize siyasi cenahtan muhalefet açıldı. Bizim kendi içimizde rant isteyenler ortaya çıktı ve burada da bir muhalefet cephesi açıldı.

 

-Nedir bu muhalefet cephesi?

Sakarya’da cemaat içinde elini tutup destek olmadığımız kimse kalmadı. Ben Mahmut Efendi’nin cemaatiyim diyen herkese yardım yaptık. Ancak insanlar bizi çekememişler bizim programlarımıza takmışlar. Zamanla bu büyüdü. Etrafa yalan yanlış fitneler dolaştı. Bugün insanların ağzına dolaşan konuma geldi. İnsanın ağzına malzeme verdiğin zaman insanlar onu en güzel şekli ile servis yapıyor. Bugün yazıp çizip kendilerine göre bir netice veriyor. Bende diyorum ki görelim “Mevlam  ne eyler. Ne eylerse güzel eyler.” Herkesin bir hesabı var. Bizim hesabımız da “Mevlamız en güzel kararı verendir” demektir.

-Vekillik konusunda konuşulanlar nedir peki?

Ben insanlara vekil vasfı ile gitmedim. Ben insan ve dost gibi gittim. Yani bu konu vekillik konusu insanların ağzına düşecek konu değil. Kimsenin haddine değil. Bu konu mürşidime aittir. Biz mürşidimize 1984’te gönül verdik. Hep onun yanında olduk. Ölünceye kadar rabbim ayırmasın. İnsanların kafalarında farklı şüpheler var.

-Farklı şüpheler derken?

 Adem cemaat topluyor; acaba diyorlar? Acaba?

 

-Cemaat toplamanız dikkat mi çekiyor?

Biz Kıtmir’iz. Sultanım buyuruyordu: “Köpeğe kürsüye çık demişler o da gidip altına yatmış.” Bizim görevimiz kürsünün altıdır. Başımızda sağlığı ve sıhhati ile böyle dünyada eşi benzeri bulunmayan  bir zat var. Sultanımız bütün dünya âlimlerinin müceddid unvanı verdiği zattır. Onun için bu konunun tasarrufu kimsenin elinde değildir. Onun kararı geçerlidir. Kimse kendi kendine gelin güvey olmasın. Bakkalcının işi değil o bakkallığını yapsın. Marketçi marketçiliğini, berber berberliğini yapsın. Herkes kendi işini yapsın. Bu konu kimsenin bayrağı sancağı ya da mesleği değil. Herkes işini yapsın. Sakarya’da sevenlerime söyleyeceklerim budur. Kimsenin ağzına düşecek konu değildir.

-Bugün bu konuşmayı yaptığımız bina kurduğunuz vakfa ait. Cemaat içerisinde bu konuda zaman zaman gündeme geliyor sanırım. Nedir bu vakıf?

Sakarya Erenler İlme Hizmet Vakfını kurduk. Evet bununla ilgili de insanlar ileri geri konuşuyor. Mal-mülk konusunda özellikle. Biz her şeyi vakfın üzerine geçiriyoruz. Gelip vakfa baksınlar. Boşuna konuşup fitne yapmasınlar, gıybet etmesinler. Vakfımız resmidir. Resmi prosedür doğrultusunda her şey vakfa işleniyor. Burada Adem Şener’in adına bir dikili ağaç yoktur. Buyursun herkes baksın. Vakfımızındır her şey. Derneklerimiz var. Kurslarımızda talebelerimiz eğitim görüyor. Biz hizmete devam ediyoruz. Bakın konu açılmışken şunu da ifade etmeliyim. Sakarya halkından önemle istediğim konu: derdi, sıkıntısı, sorunu olan bize gelsin. Oturup herkes ile dertleşiriz. Ama fiskos meselesi, dedikodu meselesi, ayaklı gazetecilik yapmasın kimse. Kimse dedikoduya girmesin. Hak var, hesap var, mizan var, cennet var cehennem var. İnanan, inandığı gibi yaşasın.

-Cemaat içerisinde oluyor mu böyle konular? Size özgü mi bugün yaşananlar.

Mesela Cübbeli Hoca’yı hatırlayalım. Adama neler yaptılar. Ne çabuk unutuldu o yara iyileşmeden ikinci bir hadise yapmaya çalışıyorlar. Cübbeli Hocaya halk inandı. Birçok yerde avamın tepkisi gelince inananlarda sustu. Bugün Adem hocaya her türlü şey söylenecek. Belki cemaat insanı bunu yapacaktır. Ben isimlerini çok iyi biliyorum. Beni karalamaya çalışanların isimlerini çok iyi biliyorum. Ben onları yaymak istemiyorum. Onları buradan medyanın üzerinden dile getirmek, başkalarının kulaklarına üfürmek istemiyorum. Ben onları rabbime havale ediyorum. Biz kalkıp kimse ile kavga etmiyoruz. Onlar Allah’a isyan ediyorlar, peygambere isyan ediyorlar zira bir müminin ayıbını ifşa eden ölmeden evinin ortasında onun başına gelecektir diyor peygamber efendimiz. Affeden Allahtır. Sakaryalılara maddi manevi hizmet etmeye hazırım. Halkın, imanına ve vicdanına bırakıyorum. Geçmişte hocalarımızın başından geçenleri unutmasınlar. Bizi de kalkıp başka kefeye koymasınlar.

-Mahmut Ustaosmanoğlu’nun oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu geçtiğimiz hafta sonunda Tozlu camide Cevat Karadağ’ın vekil olarak görev yapacağı konusunda bir açıklama yapmış. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Onunla ilgili bir şey konuşmam. Medyaya düşmüş. İnsanlar yorumlar yapmış.

-Anladım. Anladığım kadarıyla siz çalışmalarınıza ve sohbetlerinize devam ediyorsunuz?

Evet şu anda sohbetlerimiz devam ediyor ve edecek.

- Vekillikten alınma konusunda ki konuşmada sizin hac ve umre konusunda ki çalışmalara yoğunlaşmanızdan dolayı böyle bir karar alındığı dile getirilmiş. Bunu nasıl yorumluyorsunuz.

Daha o konularda taşlar zamanla yerine oturacaktır. 

Bu haber toplam 92141 defa okundu.