Metal yorgunluğu değil değirmenin suyu bitti…4 Ekim 2017, Çarşamba

Süreç, metal yorgunluğu olarak belirtildi; buna bir kısım inanan partililer olsa da süreçte ortaya atılan cümleye inanmayan partililer de oldu.

Neden buraya gelindi? Cevabı basit…Cumhurbaşkanı Erdoğan, partinin kan kaybını gördü ve düğmeye bastı…

Adına da metal yorgunluğu dedi…Sicili bozuk ya da yanlış yatırımlar yüzünden beledisini zarara uğratan belediye başkanları, kendini makama kaptırmış, kibir rüzgarından halkın seviyesine inememiş bir takım il başkanları, teşkilatçılığın t’sini bilmeyen partili yöneticiler…Şehrine fayda sağlamak için iş başına getirilmiş ama sorunları sadece cebindeki kartlara not alan bir takım milletvekilleri…

Kaçınılmaz sonuç?

Partinin kan kaybı…

Kan kaybında iç etkenler ve dış etkenler diye ikiye ayırmamızda fayda var…İç etkenler konusunda biraz değinelim;

Ekonomi bu bakanlarla mı düzelecek?

Ülkede ekonomiyi düzeltmek için iş başına getirilen Maliye Bakanı ekranlara çıkıyor; “Ey ülke halkı, bütçe açığını kapatmak için Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne (MTV) yüzde 40 zam yapıyoruz. Başka çaremiz yoktu” şeklinde cümleler söylüyor.

Gelişmiş ülkelerin hiç birinde böyle bir artış oranı göremediğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerde de örneğine rastlayamazsınız.

Önce bundan geri dönüş yok değildi, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarısıyla Bakanlar kurulunda görüşülüp oranların düşürüleceği açıklandı.

Demek ki neymiş?   

Vatandaşı adeta ezmek için açıklanan yüzde 40 oranından geri dönüş yapılabiliyormuş…Eee bütçeyi zamanında rantabl kullanamazsan, onu denkleştirmek için de halkın sırtına vergilerle, zamlarla binersin…

Tasarrufu önce devlet yapsın

Hükümet, 55 havalimanına bir yenisini daha eklemeye kararlı. Bu seferki adres Bayburt. Her gidilen ile bir havalimanı vaadi…Tabi bunun da bir maliyeti var, hem de ne maliyet…Bayburt için kesilen fatura ise 285 milyon TL.

90 bin nüfuslu Bayburt için havalimanı yapmaya kararlı olan hükümetimiz, yine Yap-İşlet-Devret modeli olan (ben buna devleti başlat aşağı zarar ettiren model diyorum) sisteme başvuracak. Bu sistemde devlet, firmaları karşısına alıyor yapılan yatırımdan para kazansın kazanmasın karşı tarafa vaat ettiği parayı veriyor.

Tıpkı Zafer Havalimanında olduğu gibi…Kapasitesi yüzde 10’u geçmeyen bu havalimanı için devlet oraya yıllarca vaat ettiği parayı verecek. İş yapsın yapmasın…Anlaşma belli…Bu çarpık sistemin adı da yap işlet devret..Peki bu zarar kimin cebinden çıkıyor? Elbette ezilen vatandaşın…

Şimdi aynı senaryo Bayburt havalimanı için yazılıyor. Tamamen gereksiz olan bu yatırım için 285 milyon TL devletin yani halkın kasasından çıkacak. Bayburt halkına faydalı olmak istiyorsanız, o paraya daha güzel işler yapın…Yanlış yatırımları halkın sırtına bindirerek oy kazanılmaz, ülke kaybeder…

Tasarrufu önce devlet yapsın, sonra vatandaştan istesin…