Acının başkenti Kudüs

Acının başkenti Kudüs yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Acının başkenti Kudüs12 Aralık 2017, Salı

Kudüs, uğruna nice seferlerin düzenlendiği, nice canların yittiği, her karışının kanla sulandığı “KUTSAL” memleket. Üç ilahi din tarafından da kutsal kabul edilen Kudüs, uzun zamandır siyasi odakların acil durum butonu olarak kullanılıyor. Farklılıkların bir arada güzel olduğunun en büyük örneğini teşkil eden Kudüs, farklılıklardan rahatsız olan bir takım hasta ruhlu insanların oyununa alet ediliyor. Yıllardan beri ateşi dinmeyen bu kutsal kent barış, hoşgörü, huzur ve kardeşlik istiyor. Aslında bu özellikleri kaybettiği de çok olmuyor. Osmanlı Devleti’nin toprağı iken barış ve hoşgörü coğrafyasının ufak bir yapı taşı olan Kudüs, bu gün ise sistemli bir kültür yıkımına maruz kalıyor. Bu yıkıma ise -nedense- sadece Müslümanlar tepki gösteriyor. Üzerinde yapılan her yanlışa dünyanın her noktasından tepki yağması gerekirken bazı cepheler bana dokunmayan yılan bin yaşasın güruhundalar. Ancak bilinmeli ki bugün Müslümanların kutsalına el uzatan alçaklar yarın onların kutsalına da el uzatacaktır. Kudüs'ü savunmak için kimsenin Müslüman olmasına gerek yok, olmamalı da. Kendinin insan olduğunu düşünen herkes bu sistemli yıkıma karşı çıkmalı. Kudüs yahut Ortadoğu kimsenin silah pazarı değildir. Umarım tüm insanlık bu gerçeğin farkına varır ve buna göre tavır alır.

Bugün bu vahim hadiseyi bir değerlendirme tablosu olarak görmeli, dünyanın kardeşliğe, barışa ve hoşgörüye ne kadar çok ihtiyacı olduğunu idrak etmeliyiz. Türkiye olarak bizde bu tehlikeli oyunda heyecanlı davranmamalıyız. Vazifemizin sokağa çıkıp slogan atmak olmadığını anlamalı ve durumun düzelmesi için bol bol dua etmeliyiz. Kudüs’ün siyaset denilen iğrenç organizasyonun bir parçası olamayacağını bugünlerde daha yüksek sesle haykırmak gerekiyor. Çünkü bir kaç ay önce Trump seçim kazansın diye dua eden insanların şimdilerde ağızlarından tükürükler saçarak Trump’a küfür etmeleri ziyadesiyle mide bulandırıcı oluyor. “Kudüs bizim kırmızı çizgimiz” deyip birkaç gün sonrasında İsrail ile yapılan ticari anlaşmalarda bir hayli tiksinç ve sahtekarca. Yazımı Sezai Karakoç’un çok sevdiğim bir şiiri ile bitiriyorum...

...Ve Kudüs şehri. Artık yer şehri, toprak şehri.
Bakır yaprakların, çelik gövdelerin, acımasız yüreklerin.
Demir köklerin, tunçtan ve uranyumdan dalların.
Kurşundan çiçeklerin şehri.
Gülle kusuyor ana rahmi
Bomba parçalıyor beynini bebeğin
Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var
Uçak var gök yok utanç var
Ve kime karşı bütün bunlar
Masum insanlara karşı...