Ali Bektaş ile Cevat Demir bu kentte ne iş yapar !!!

Ali Bektaş ile Cevat Demir bu kentte ne iş yapar !!! yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Ali Bektaş ile Cevat Demir bu kentte ne iş yapar !!!22 Aralık 2017, Cuma

Soru şu!

Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin Töre'nin iddiaları ile onu savunanlarla ilgili yazdığın köşe yazıları ne zaman bitecek!

Merak edenler için hemen yazayım...

Bugün son...

Şimdi gelelim mevzuya...

Sivil Toplum Platformu (SASTOP) Başkanı Önder Döker, Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin Töre'ye sahip çıkma adına yaptığı basın açıklamasında bir çıkış yaptı...

Nedir bu çıkış!

Minibüs ve otobüslerle yolculuk yapan kadınlar için Başkan Döker, "Özellikle hanımlar bu belli saatlerdeki doluluktan ve kalabalıktan mağdurlar" dedi...

***

Dikkat edin...

Döker, "İnsanlar bu belli saatlerdeki doluluktan ve kalabalıktan mağdurlar" demiyor...

Ne diyor!

"Özellikle hanımlar bu belli saatlerdeki doluluktan ve kalabalıktan mağdurlar"

Yani!

Kadınların mağdur olduğunu işaret ediyor...

Biz bu çıkışla birlikte "Neyin Mağduru" diye manşet attık...

Bir gazeteci olarak bu çıkışa duyarsız kalmadık...

Peki bu ağır ithamın muhatapları ne yaptı!

Sakarya Minibüsçüler Odası Başkanı Ali Bektaş...

Sakarya Otobüsçüler Odası Başkanı Cevat Demir...

***

Atarken bu kentte mangalda kül bırakmayan bu iki başkan ne yaptı!

Öyle yaa...

Adam 'Minibüsçü ve Otobüsçü' esnafına yönelik konuşuyor...

Dolasıyla Ali Bektaş ile Cevat Demir 'Bir dakika' demesi lazım...

İki başkan "Pardon da kadınlar neyin mağduru" diye sorması lazım...

Peki iki başkan ne yaptı!

Ne yaptı bu ikili!

Ben söyleyim...

Ali Bektaş 'Gık' demedi, diyemedi...

Cevat Demir 'Gık' demedi, diyemedi...

***

İyi ama şimdi adama sormazlar mı!

Böylesine ağır bir ithamla ilgili neden susarsınız!

Adam diyor kiii...

"Özellikle hanımlar bu belli saatlerdeki doluluktan ve kalabalıktan mağdurlar"

İnsan 'Neyin Mağduru' diye sormaz mı!

"Otobüs ve minibüslerde ne oluyor da kadınlar mağdur oluyor" diye adam hesap sormaz mı!

"Mevzu ne Önder Döker" demez mi!

***

Eğer mevzu kalabalık ve doluluksa bir tek kadınlar mı mağdur olur!

Öyle değil mi!

Toplu taşıma aracı doluysa erkek veya kadın değişmez. Her insan mağdur olur...

Ben mi yanlış düşünüyorum!

Özellikle kadınlar niye mağdur olsun!

Neden mağdur olsun!

Nasıl mağdur olsun!

Niçin mağdur olsun!

Kime göre mağdur olsun!

***

Hal böyle iken...

İki meslek örgütü başkanı ortaya çıkıp da neden "Hoooop" demez!

Zam zamanı esip gürleyen iki başkan...

Size soruyorum size...

SASTOP Başkanı Önder Döker, "Özellikle hanımlar bu belli saatlerdeki doluluktan ve kalabalıktan mağdurlar" diyor...

Siz ne diyorsunuz!

Yazık...

'Gık' bile diyemiyorsunuz...

Sonuç mu!

***

Lafı don lastiği gibi uzatmanın anlamı yok...

Ali Bektaş...

Cevat Demir...

Bu işler öyle "Ben bilmem ne odasının başkanıyım" demekle...

Bu kentte kasıla kasıla gezmekle...

Lüks otomobillere binmekle...

Rüzgar yapmakla olmaz...

Olmadığını da gördük...

Bırakın rüzgarı da üyelerinize sahip çıkın...

Ama sahip çıkarken işinize geldiği zaman değil, her zaman sahip çıkın...

Şu hale bakın...

İşlerine gelince "Üyelerimiz için ölürüz" şekli...

İşlerine gelmeyince "Biz onu muhatap almıyoruz" şekli...

Peeeeeeeeeeeeh...

 

----------------------------------------

Kırkpınar Mahallesi köşe yazarı Hasan Kurtiç; sen bak mahallene !!!

Sapanca'nın Kırkpınar Mahallesi'nde oturan ve bu nedenle sürekli Kırkpınar Mahallesi'ni kaleme alan Bizim Sakarya Gazetesi Köşe Yazarı Hasan Kurtiç’i tanır mısınız!

Hani sürekli Kırkpınar Mahallesi'ni yazar...

Mahallesinden fırsat bulursa da sürekli rant mesajı verir...

Okurlarının yazdıklarını iyi anlaması için mi!

Birilerine gönderme yapmak için mi!

Büyük harfle yazınca çok ses getireceğine inandığı için mi!

Nedendir bilinmez ama Hasan Kurtiç "İŞ, RANT, PARA, İHALE" gibi sözcükleri sürekli büyük harfle yazar...

***

Köşe yazılarında sık sık gülücük ve üzüntü şekillerine de yer veren Kırkpınar Mahallesi köşe yazarı Hasan Kurtiç, geçen gün köşesinde Adapazarı Gar Müdürü Hüsamettin Töre'ye destek vermiş...

Gar müdürüne sahip çıkan Kurtiç vermiş coşkuyu...

Bak Hasan abi...

Bilirsin seni sever ve sayarım ama birilerine şirin gözükecem diye bu işlere girme...

***

Devlet memuru olmasına rağmen o sert sözler ile iddiaları söyleyen Hüsamettin Töre için "Gar Müdürü Sn. Hüsamettin Töre tam bir kamu görevi yaptı" diye yazma...

Kısacası bu işlere balıklama dalma...

İlle de dalacaksan yaz gelmesini bekle...

Havalar ısınınca Kırkpınar'daki evinden çıkıp Sapanca Gölü'ne balıklama dalarsın...

***

Haaaaaaaaa...

"Nereye dalacağıma ben karar veririm" diyorsan...

Ben de bu düşüncene saygı duyarım...

Ama...

Ama daldığın yerde bana cevap hakkı doğarsa angajman kuralları gereği misliyle karşılığını veririm...

Ben söylemiş olayım daa...

Ondan sonra alayı gibi sen de "Bu Cumalı tam bir öküz" diye ortaya çıkma...

 

----------------------------------

Sucuklu yumurtacı sayısı 19'a düştü...

Gar Müdürü Hüsamettin Töre'yi savunma adına bize giydirmeye kalkan SASTOP Başkanı Önder Döker, "Basın toplantısına katılan 20'ye yakın basın mensubu ve toplantıya katılmayan gazeteci (Hüseyin CUMALI) ile aynı algı içinde olmamış" dedi...

Bu söz üzerine dün "Ben o toplantıya katılan 20 gazeteciyle aynı düşünce içinde olmadım ama o toplantıyla ilgili video görüntüsü, ses kaydı ve gazete haberlerinden ne konuşulduğunu iyi biliyorum. Bu şartlarda tek eksiğim toplantı öncesindeki kahvaltı da verilen sucuklu yumurtayı yemedik. Hepsi bu" dedik...

***

Biz böyle dedik ama Yenigün Gazetesi baş köşe yazarı Cevdet Güngör, o toplantıyla ilgili olarak önceki gün köşe yazmış...

Sabancı ailesiyle başından geçen bir anısını paylaşan Güngör, isim vermeden Gar Müdürü Hüsamettin Töre'nin "Burada duayen gazeteciler var. Kendilerine soruyorum. Büyükşehir Belediyesinin gazetelere verdiği ilanların parasını minibüsçüler odası mı, yoksa otobüsçüler odası mı ödüyor?" şeklinde konuştuğunu ve müdürün saçma ithamda bulunduğunu dile getirmiş...

***

Dolasıyla sucuklu yumurtayı mideye indirip, gar müdürünün ağır itham ve sözlerini kös kös dinleyen 20 basın mensubunun sayısı bu köşe yazısıyla birlikte 19'a düştü...

Bakalım yediği sucuklu yumurta ile beraber toplantı sırasında veya sonrasında 'Gık' bile diyemeyen 19 gazeteciden hangisi ağzını açabilecek!

Ben umutsuzsum ama neyse...