ADALET yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

ADALET10 Ocak 2018, Çarşamba

Bugün ki yazımıza bir tarihe geçmiş bir hatıra  ile başlayıp güzel bir söz ile bitirelim istedik.

 Osmanlı Devleti’nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman’ devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes

alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi’yi ulaşır ve sonunda Şeyhülislam Ebussuud Efendi’den karıncaları bertaraf etmek için yazdığı şu beyitle fetva ister:

Drahta ger ziyan etse karınca

Zarar var mıdır anı  kırınca”

(Ağaçların sarınca karınca

Günah var mı karıncayı kırınca?)

Ebussuud Efendi de bir beyitle Kanuni’ye şu tarihi cevabı verir:

“Yarın Hakk’ın divanına varınca

Süleyman’dan hakkın alır karınca” ( Alıntıdır)

Adalet öyle bir nesne ki karıncanın bile hakkını gözetmektir. Yalnızca seçilmişler, avaneler, zenginler, güçlüler, makam ve mevki sahipleri için değil herkese ve her şeye karşı adaletli olmak gerek. Rabia işaretinin 4 kuralı varsa (Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet) Adalet'te hiç kuşkusuz 5. kuralımız olmalıdır.

Televizyon dizilerinde saraydan ve haremden çıkmadığı anlatılıp küçük düşürülmeye çalışılan ecdadımız var ya işte onlar karıncanın bile hakkını gözetmişler. Bu sayede 3 kıtada milyon metrekare toprakları, 77 milleti şefkatle merhametle ve en önemlisi adaletle yönetmişler. Ama ne zaman ki bu toplumda rüşvet, adam kayırma, adaleti menfaat karşılığı eğip bükmeye başlamışız, o koca imparatorluk çöküş sürecine girmiş ve darmadağın olup gitmiştir.

Tarih sadece okumak ve öğrenmek için değil ders almak içinde gereklidir. Bu milletin fıtratında bulunmayan, batının bizim çöküşümüzü hazırlamak için içimize soktuğu bu rüşvet, adam kayırma, işi ehline değil kendinden olana verme ve adaleti sadece kendinin ihtiyacı olduğunda arama güdüsünün bizi esir almasına izin vermemeliyiz. Bugün sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp "Benim adımı kullanarak iş yaptırmaya çalışanlar var, sakın ha prim vermeyin " diyorsa bunu boşuna söylemiyordur. Ey benim yol arkadaşlarım sizde sakın böyle yapmayın ve yapanlara prim vermeyin demek istemektedir. O'nun söylediklerine çok dikkat etmek gerektir. Çünkü sayın Cumhurbaşkanımız, biz hiç bir şeyin farkında değilken, en yakınındakiler bile "yok canım bu kadarı da paranoya" derken, özde değil sözde mücadele ediyormuş gibi görünürken bize anlatmaya, farkındalık oluşturmaya, samimi yol arkadaşlarının kapalı gözlerini açmaya çalışırken bizler uyumuşuz. en yakınımızda ki sinsi tehlikeyi görememişiz. Bu sebeple hepimizin bir özür borcu var. Kime : Aziz Türk milletine.

Aziz Türk milletine bir borcumuz daha var. Bu devletin ve bu milletin bize verdiği görevleri, emanet bilip yalnız ve yalnız bu milletin menfaati ve bekası için kullanmak. Doldurduğumuz koltukların, bize verilen yetkilerin, makam ve mevkilerin milletin emaneti olduğunu unutmadan, adaletten şaşmadan, koltuğumuzu veya makamımızı kaybetmemek için onu-bunu görmezden gelmeden, onun -bunun adamı demeden, tüm bunların hesabı olduğunu ve o hesabın ahirette çok çetin olacağını unutmadan işimizi yapmalıyız.

Bugün ulusal ve yerel gazetelerde, internet haber sitelerinde boy boy çıkan il ve ilçelerde belediye başkanlarının, müdürlerin, amirlerin üç kuruş menfaat karşılığı veya koltuklarını koruma  pahasına nasıl şeref ve haysiyetlerini oturdukları koltuklarında minder yaptıklarını okuyoruz. Bunu yapanların, bu milletin vicdanında kanayan bir yara açtıklarını ve  bu aziz millete ihanet ettiklerini unutmadan ve asla unutulmayacaklarını bilerek yaşamaları gerekir. Çünkü bir gün gelir Hz Ömer'in adaleti onları da bulur. Hemde kim olduklarına bakmadan...

Güzel Söz :

Sabır güzeldir ama fakirde olursa daha güzeldir,

Cömertlik güzeldir ama zenginde olursa daha güzeldir,

Adalet güzeldir ama hakimde ve amirde olursa daha güzeldir.