Kadının mücadelesi yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Kadının mücadelesi20 Ocak 2018, Cumartesi

Çok acı var dayanamıyorum! Namus cinayetlerini araştıran Dicle Koğacıoğlu'nun intihar etmeden önceki son sözleriydi bunlar. Günlerce kulaklarda yankılanan ama bazılarının vicdanının, kalbinin yakınından bile geçemeyen sözler.

Kadına hak ettiği değeri vermeyen, cinsiyetçiliğin egemen olduğu bir toplumda yaşadığımız aşikar. Ama kadına yapılan bu ikinci sınıf insan muamelesinin dinle, ırkla bir alakası olduğu kanısında değilim. Şöyle bir bakacak olursak; Hindistan'da tacize uğrayan kadın için bir politikacının 'O kadar geç saatte sokağa çıkmamalıydı.' Sözleri, Arabistan'da yapılan 'Kadın insan mıdır?' semineri gibi pek çok örnek var. Bazı Avrupa ülkeleri daha parlak durumda olsa da orda da durum çok iç açıcı değil aslında. Ama genel olarak değerlendirdiğimizde az gelişmiş toplumların kadın hakları konusundaki sığlığı tesadüf olmamalı değil mi?

Kadının ötekileştirildiği, değersizleştirildiği bir dünyada yaşamaya alıştırılmaya çalışılıyoruz. Bunu normalleştirmeye çalışıyorlar ve her geçen gün daha da geri gidiyoruz. Kadının bir birey olduğu unutturulmaya çalıştırılıp erkeğin gölgesinde yaşamaya zorlanıyor.

Veyahut kadına kadın demeye utanan insanlara ney ne kadar anlatılabilir? Ne kadar anlar bilinmez lakin bu ülkede erkek arkadaşıyla sinemaya gittiği için, Sosyal medyaya fotoğraf paylaştığı için, yemeğin tuzunu fazla attığı için öldürülen; Şort giydiği için, başörtüsü olduğu için darp edilen kadınlar var. Kadın evde şort giydiği için komşuları tarafından şikayet ediyor yahu bu nasıl bir sapkınlık, bu nasıl bir kendini bilmezlik, ruh hastalığıdır hayret ediyoruz ama durum gerçekten içler acısı.

Öte yandan kadınlar fiziksel ve psikolojik olarak iş, okul, ev yani hayatın her alanında şiddete maruz kalıyor. Sürekli bir mücadele halinde yaşamaya mecbur bırakılıyor. Bunu yapan da sadece iş yerindeki patron, okuldaki öğretmen değil yahut psikolojik şiddet bir yana dursun kadın cinayetlerinin %85'ini kocalar, sevgililer, eski kocalar, ayrılınmak istenilen sevgililer işledi. Kadına en büyük zararı en yakınları veriyor esasında.

Dolayısıyla kadının mücadelesi de doğumdan ölüme kadar devam ediyor. Artık susmamayı, savaşmayı ve birbirimize destek olmayı bilmeliyiz. Kimsenin bizi sindirmesine izin vermemeliyiz. İnsan gibi yaşamanın her bireyin hakkı olduğunu öğrenmeliyiz, öğretmeliyiz. Bir gün eşit olduğumuzu, kadının da bir birey olduğunu kabullenen bir topluma erişebilir miyiz bilinmez ama o güne kadar hep savaşacağız...