Türkiye’de Zor13 Şubat 2018, Salı

Gündem hayli yoğun. Bu yoğunlukta birçok haber ya dikkatimizi çekmiyor yada bültenlerde yer almıyor. Durum böyle olunca toplum bazı duyguları aşırı yaşarken bazı duygu ve duyarlılıkları unutma noktasına geldi. Bu olgulardan biri “ahlak” diğeri ise “kadının toplumdaki yeri”.

İnternette gördüğüm bir haber beni hayrete düşürdü: Haber 80 yaşında bir adamın bir sokak köpeğine tecavüz ettiği yönündeydi. Bu haberin üstüne uzun uzun düşündüm. O iğrenç yaratığın ve onun gibilerin her gün aramızda gezdiğini düşündüm. Bir insan nasıl olur da savunmasız bir havyadan haz duyar? Sonra “hayır” dedim, bu insan olamaz. İnsanlık henüz bu kadar alçalmadı...Beni korkutan asıl mesele sosyal medyada bu konunun ciddi anlamda mizah malzemesi olarak kullanılmasıdır. Ben bu konuda mizah yapan insanların o yaratıktan farksız olduklarını düşünmüyorum. Sanırım bugün başımıza gelen birçok şey zamanında mizah malzemesi yapıp geçiştirdiğimiz meselelerin evrimleşmiş hali.

Diğer mesele ise: “Türkiye’de kadın olmak.” Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından paylaşılan 2018 yılı Ocak ayı kadın cinayetleri raporunda aslında alıştığımız ama her seferinde yüzümüze tokat gibi çarpan bilgiler mevcut. Dayak arsızı bizler yine bu rapora bakıp “Tüh tüh!” dedikten sonra hayatımıza devam ederken Türkiye’de her saat en az 57 kadın şiddet görüyor. Şimdi biraz bu rakamlar üzerinden konuşalım.

Sadece bir ay içerisinde 28 kadın bir erkek tarafından öldürüldü. Cinayetlerin en büyük nedenlerinden biri kadınların kendi kararlarını alıp uygulamak istemesi. Kadının tek vazifesinin yemek yapmak, bulaşık yıkayıp kendisine hizmet etmek olduğunu düşünen omurgasızlar kadınların kendi bağımsızlığını kazanmasından rahatsız oluyor. Bu durum temel sebebi ise bireyin çocukluk döneminde kendine rol aldığı aile kurumu. Evde sürekli olarak babanın emir verdiğini annenin ise bunları uyguladığını gören çocuk durumun genel olarak böyle olduğunu düşünüyor, kendi ailesini oluşturduğunda da aynı anlayışı sürdürüyor.

Cinayet ve şiddet vakalarında ilk görev aileye düşerken asıl ve en önemli görev devlete düşüyor. Kadınların şiddet ve istismar durumlarında neler yapabileceği konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmak, koruma ve sığınma talep eden kadınların bu taleplerini hızlı ve güvenli bir şekilde karşılamak devletin asli görevlerinden birisidir. Lakin ülkemizde işler böyle yürümüyor. Uzaklaştırma cezası alan kocası tarafından öldürülen kadınlar, koruma talep edip talebi reddedilen kadınların öldürülmesi sanırım bu yargıyı kanıtlar nitelikte. Tabi bir aralar mecliste “tecavüzcüsü ile evlendirilme” olayı vardı. Bu tasarının yasalaşması için kürsüde böğüren çok ahlaklı  vekiller hala o kürsüde bizi temsil ediyor. İşin yargıda çözüleceğini düşünenlerdenim. Bir Avrupa ülkesinde hakimin önüne bir taciz dosyası gelir, davacı bir kadındır. Şikayeti ise parkta yürürken eteğine laf atan bir adamın ona sarkıntılık yapması. Hakim kararını açıklar ve sanığa her gün aynı parkta mini etek giyip dolaşma cezası verir. Avrupa ülkeleri hukukta bu boyuta geldikleri için bugün kadın cinayetleri çok daha düşük. Bizde ise durum, eşini 36 yerinden bıçaklayan pisliğe takım elbise giydiği için iyi hal indirimi yapacak kadar kötü ve umutsuz.

Raporda dikkat çeken bir diğer istatistik, 2018’in ilk ayında 147 çocuğa cinsel istismarda bulunulmuş. Sizin gibi bende bu haberi hiçbir bültende yahut gazetede görmedim.  Bu ülkede ayda 150 çocuk istismar ediliyor. Birileri susuyor  ya da susturuluyor, bu olaylar bir şekilde örtbas ediliyor. Çünkü onlar için birilerinin itibarı birkaç çocuğun hayatından çok daha önemli. Sürekli ahlaklı olduğumuzdan, Anadolu ahlakından bahseden bizler nedense bu olaylar karşısında susuyoruz. Hande KADER tecavüze uğradıktan sonra işkence görüp yanarak can veren transkadın. Onda da susmuştuk; çünkü korktuk. O transtı. Adını gazetelere yazamazdık. Mesela haberlere de çıkaramazdık onu. Çünkü biz çok ahlaklı bir toplumuz. O kadar ahlaklıyız ki şort giyen Ayşegül Terzi'yi tekmelerle cezalandırdık.

Bu ülkede çok zor: Kadın olmak zor, trans olmak zor, çocuk olmak çok zor. Hatta hayvan olmak bile çok zor. Çünkü en tehlikeli şey bireyin yaptığı ahlaksızlığı kendince ahlaklı görmesi. Bu yüzden bir ayda 30’a yakın kadın öldürülüyor, 150 çocuk tacize uğruyor. Ve Türkiye uyuyor. Bu çok derin bir uyku; çünkü renk renk rüyalar izletiliyor, ustaca kurgulanmış yalanlar dinletiliyor. Bu yüzdendir ki ne ölen kadınlar için ne tacize uğrayan çocuklar için ne de yitip giden diğer canlar için hiçbir şey yapamıyoruz. Çünkü uyuyoruz sadece ve sadece uyuyoruz, mışıl mışıl uyuyoruz. “İyi uykular Türkiye...”