İstiklal madalyalı Adapazarlı polisler8 Nisan 2018, Pazar

İçinde bulundukları durum ve badire altında görev yaptırılan polisler, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması için işgalin ve işgalcilerin baskı ve işkencesine rağmen, gerekli belge-bilgi ve yardımları Ankara’ya ulaştırma yolunda sayısız fedakârlık göstermişlerdir. Anadolu’dan verilen direktifler çerçevesinde istenilen işleri başarmak adına milli ve gizli gruplar oluşturulmuş, bazı önemli kişilerin ve mütareke sonrası esaretten dönen Türk subaylarının Anadolu’ya kaçırılmasına, işgal altındaki depo ve ambarlardan silah-cephanenin gizlice Anadolu’ya geçişinin iç ve yol güvenliğini polisin sağladığını kaçımız biliyorduk ki? Adapazarı Polis Memuru Hasan Fehmi Efendi, Adapazarı Komiser Muavini Hafız İsmail Efendi, Adapazarı Polis Memuru İbrahim Ethem Efendi, Adapazarı Polis Memuru Mahmut Cemal Efendi ve Kocaeli Polis Müdürü Yusuf Ziya Bey, bunların birkaçı. 10 Nisan 1845’den 10 Nisan 2018’e geçen zaman.

Bugün Polis Teşkilatının Kuruluşunun 173.Yıldönümü.

Kutlu olsun. Yeniçeri Ocağı 18 Haziran 1826’da Padişah II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır. İstanbul’da Asakir-i Muntazama-i Hassa ya da bir diğer adı ile Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında polis hizmetlerini yapmak üzere kurulan bir askeri teşkilat, başına getirilen serasker Yeniçeri ağasının yetkilerine sahip edilmiştir. Aynı yıl çıkarılan İhtisap Ağalığı Nizamnamesi ile bir ihtisap nezareti kurulmuş ve bu nezarette çalışanlar, kol gezmek ve güvenlik hizmetlerini yürütme ile görevlendirilir.

Asakir-i Mansure-i Muhammediye

Sultan İkinci Mahmut’un yeniçeri ocağını ortadan kaldırmasından sonra bu teşkilatın yerine tesis edilen ordunun adı. Sultan Mahmut Han, bir anarşi yuvası haline gelen Yeniçeri Ocağını, 1826’da Ağa Hüseyin Paşanın da desteğiyle lağvetti. Bu durum, Osmanlı tarihinde “Vaka-i hayriyye” adıyla anıldı. Lağvedilen ordunun yerine Peygamber efendimizin adına izafeten “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” teşkilatını kurdu. Ağa Hüseyin Paşayı serasker unvanıyla bu teşkilata komutan tayin etti. 7 Temmuz 1826’da bu teşkilata ait bir kanunname hazırlattı. Bu ordunun teşkilatlanmasına ilk olarak İstanbul’da “tertip” adı verilen sekiz alayın kurulmasıyla başlandı. Sekiz alayın ikisi Serasker kapısında, diğer altı alay ise, o zamanlar inşası devam eden Davud Paşa ve Üsküdar kışlalarındaki barakalarda iskân edildi. Hazırlanan nizamnameye göre kimliği belirsiz kimselerle, dönmeler bu teşkilata alınmayacaktı. Şartları elverişli ve yaşları on beş ile otuz arasında bulunanların kaydı yapıldı. On beş yaşından küçük olanlar için, Şehzadebaşı’ndaki eski acemi ocağı kışlası talimhane olarak tahsis edildi. Yeni ordunun ilk mevcudu 12.000 kişi olup, 1500’er kişilik sekiz tertibe ayrılmıştı. Mevcut sekiz tertibin hepsine birden kumanda eden bir baş binbaşı vardı. Her tertibin mevcudu binbaşı, kolağaları, topçubaşı, arabacıbaşı, mehterbaşı, imamlar, hekim, cerrah vb. ile beraber 1527 kişiyi buluyordu. Her tertip, “saf” adıyla on beş kısma taksim olunup, her biri yüzbaşıların kumandasında idi. Ayrıca her safta bir de top bulunurdu. Bu toptan topçubaşı sorumlu idi. Yüzbaşının rütbe olarak altında iki yüzbaşı mülazımı, bir sancaktar, bir çavuş ve onbaşı bulunurdu.

Seraskerliğin yerini harbiye nezareti

Bu sistem 1828’de değişikliğe uğrayıp tertip tabiri Alay’a, saf tabiri de Bölük’e çevrildi. Bu süre içinde teşkilat büyüdü ve iki alaya bir Mirliva kumanda etmeye başladı. Ordu aynı zamanda Üsküdar ve İstanbul olmak üzere ikiye ayrılıp, her kısmın başına Ferikler tayin edildi. Yeni ordunun seraskerlikten sonra gelen en yetkili makamı Asakir-i Mansure nezaretiydi. Ordunun maaş gibi işlerinden nazır mesuldü. Yeni ordunun giderleri Mansure hazinesi adıyla kurulan ve yeni gelir kaynakları olan bir hazineden sağlanırdı. Asakir-i Mansure ordusunun kuruluşundan iki sene sonra Rusya ile savaş başlamasına rağmen, ordunun teşkilatlanmasına devam edildi. 1834’te ordunun subay ihtiyacını karşılamak üzere Harbiye Mektebi açıldı ve Avrupa’ya talebe gönderildi. Aynı sene Asakir-i Mansure tabiri yerine Asakir-i Nizamiye denildi ve bu tabir uzun süre kullanıldı. 1836’da şimdiki askeri teşkilatımızda olduğu gibi belirli bir süre askerlik hizmeti yapılmasını öngören “Redif” teşkilatı kuruldu. 1879’da seraskerliğin yerini harbiye nezareti aldı ise de, 1884’te tekrar seraskerliğe döndürüldü. 1908’de ise harbiye nezareti, kesin olarak seraskerliğin yerini aldı.

1907’de Meşrutiyet İzmit’i Serkomiserlik yapmış

1834 yılında Anadolu ve Rumeli’nin bazı önemli eyaletlerine Asakir-i Redifiye adı ile yeni bir askeri teşkilat kurulmuş ve teşkilatın komutanı iç güvenlik yetkisini almış ancak 1845 yılına kadar teşkilatta ve diğer polis teşkilatlarında yaşanan hiyerarşik yetki karmaşası, teşkilatın fonksiyonel hale getirilmesini engellemiştir. Osmanlı başkenti İstanbul’da başta olmak üzere diğer sancak ve livalarda iç güvenlik hizmetlerinin eskisi ile kıyaslanamayacak değerde gelişim göstermesine rağmen hizmetlerin farklı görev yetkisine sahip makam ve kişilere bağlı yürütümü uygulaması teşkilatı 1845 yılına getirir. Teşkilat bünyesinde yaşanan uygulama yanlışlıklarının engellenmesi amacı ile 10 Nisan 1845 ( 12 Rebiyülevvel 1261 )’de İstanbul’da “POLİS” adı ile bir teşkilat kurulur. Teşkilatın kuruluşu aynı tarihte yayınlanan ve kabul edilen geçerli tarih kaynaklarına göre kaynağı 12 Meddi sor an VIII ( 1 Temmuz 1800 ) tarihli “Paris Emniyet Müdürünün görevlerini düzenleyen kararname” adlı metnin temel alınması ile oluşturulan Polis Nizamnamesi, yayınlanmıştır. Teşkilata birçok yenilik kazandırmış olan nizamname iç güvenlik uygulamasında, polis ve jandarmayı ayırmaya yeterli olamamıştır.1879 yılında Zaptiye Nezareti, polis ve jandarmayı iç güvenliğin sağlanması ve görev bölgeleri olarak bir daha birleşmemek yeniliği ile ayırmayı sağlamıştır.

1881’de İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu ve Beşiktaş Polis Memurluğu, 1998 de ilk sivil polis teşkilatına sahip olan Osmanlı İmparatorluğu‘nda polis teşkilatı ile ilgili ilk hukuksal metin, 16 Aralık 1896’da yayınlanmıştır. 19 Nisan 1907’de Meşrutiyet ile yenilik kazanan teşkilat bölgemiz İzmit’i Serkomiserlik yapmış ve burada bir merkez memuru, iki ikinci komiser, altı komiser muavini ve 40 polis memuru görev yapar durumuna getirmiştir.

İtilaf Devletleri Adapazarı ve İzmit bölgesinde

Mondros Mütarekesinin imzalandığı 30 Ekim 1918’den Milli Polis Teşkilatının kurulduğu 24 Haziran 1920 tarihine kadar tüm yurtta Osmanlı Devleti Polisi iç güvenliği temin etmiştir. Milli Polis Teşkilatı, bir yandan ana yurdu işgal eden işgalci kuvvetlerine, diğer yandan düşmanlarla işbirliği yapan padişah ve hükümetine, ayaklanarak yurdun iç güvenliğini bozan yerli işbirlikçilere ve bağımsız devlet kurma hayali peşinde koşan ve bu uğurda akla hayale gelmeyen çılgınlıklar yapan Ermeni ve Rum azınlıklara karşı mücadele vermiştir. İşgal altında bulunan Adapazarı ve İzmit bölgesinde İtilaf Devletleri, kendi askeri polis teşkilatlarını görevlendirmiş, mevcut Osmanlı Polis Teşkilatında azınlıkları tabi öncelikli olarak Ermeni ve Rumları egemen kılmışlardır. Maddi ve manevi baskı ve her türlü çıkar vaatlerine karşın yabancıların amaçlarına hizmet etmeyecek yapıda olan bir kısım polis görevinden azledilmiş, kritik görevlerde bulunanlar Malta’ya sürülmüşlerdir.

İşte Adapazarlı Kahraman Polisler

İçinde bulundukları durum ve badire altında görev yaptırılan polisler, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması için işgalin ve işgalcilerin baskı ve işkencesine rağmen, gerekli belge-bilgi ve yardımları Ankara’ya ulaştırma yolunda sayısız fedakârlık göstermişlerdir. Anadolu’dan verilen direktifler çerçevesinde istenilen işleri başarmak adına milli ve gizli gruplar oluşturulmuş, bazı önemli kişilerin ve mütareke sonrası esaretten dönen Türk subaylarının Anadolu’ya kaçırılmasına, işgal altındaki depo ve ambarlardan silah-cephanenin gizlice Anadolu’ya geçişinin iç ve yol güvenliğini polisin sağladığını kaçımız biliyorduk ki? Adapazarı Polis Memuru Hasan Fehmi Efendi, Adapazarı Komiser Muavini Hafız İsmail Efendi, Adapazarı Polis Memuru İbrahim Ethem Efendi, Adapazarı Polis Memuru Mahmut Cemal Efendi ve Kocaeli Polis Müdürü Yusuf Ziya Bey, bunların birkaçı.

Adlarını yaşatan bir anıt dikilse…

Mücadele-i Milliye sırasında azim ve mücadeleci tavırları, soğukkanlılıkları, asarı hamaset ( üstün gayret ve başarı) ve fedakârlık hizmetleri nedeni ile 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin 1920–1928 yılları arasında 66 polisin İstiklal Madalyası almaları yönünde karar verdiği beş önemli Milli Mücadeleci onlar. Polis Memuru Hasan Fehmi Efendi, Polis Komiser Muavini Hafız İsmail Efendi ve Polis Memuru Mahmut Cemal Efendi 08.05.1926 gün ve 248 sayılı kararla kırmızı kurdeleli İstiklal Madalyası ile. Polis Memuru İbrahim Ethem Efendi 08.02.1930 gün ve 547 sayılı kararla kırmızı kurdeleli İstiklal Madalyası ve Polis Müdürü Yusuf Ziya Bey 28.03.1927 gün ve 318 sayılı kararla beyaz kurdeleli madalya ile taltif edildiler. Bugün adlarını yaşatır anıtları olsa iyi olmaz mı? Olursa isimleri gelecek nesillere, bizden sonraki çoğalan milletimiz insanına adları taşınır.

TBMM İstiklal Madalyası Defterinin cilt 1, 21.04.1924–15.02.1926 tarihleri arası madalya numarası 1–870 ve Cilt 2, 29.09.1928–06.11.1928 tarihleri arasında madalya numarası 2152–3320 sahifelerinde yerini aldı.  TBMM’nin 1920–1928 yıllarına ait zabıt cerideleri ve kaydı mecmualarında yerini alan Adapazarı’nın İstiklal Madalyası sahibi beş kahraman polisinin ve sonrasında şehit olan polislerin ruhu şad olsun.  Madalyalı polislerimizin, şahsında bugüne kadar şehit ve gazi olan polislerimizin değerli aileleri ve görevi başında bulunan polislerimiz; dostlarım dediğim hepinizin Polis Bayramı Kutlu Olsun,