Saygı; kıymet bilmek ve kıymet vermektir aslında yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Saygı; kıymet bilmek ve kıymet vermektir aslında28 Nisan 2018, Cumartesi

Beş yaşında idim. Babaannem rahmetli, pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iste, aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.  Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun? Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Bu kıssadan bize düşen hisse insana, canlıya, doğaya, hayvana, emeğe, nimete saygı…  Herşeyin kıymetini bilen büyüklerimizin bize bıraktığı en büyük miras bunlar. Saygı; kıymet bilmek ve kıymet vermektir aslında.

Hz peygamber (sav), işçinin ücretini alın teri kurumadan önce ödeyiniz diye buyuruyor. Bunu söylemesinin nedeni insana ve emeğine saygının önemini vurgulamaktı. Ancak günümüzde emeğe saygı belki de en çok ihmal edilen ya da görmezden gelinen bir durum halini aldı.

Biz tarihimiz boyunca insana ve inanca saygıyı öncüleyen bir medeniyete sahip olduk. Bizim medeniyetimiz hangi inanca mensup bulunursa bulunsun, her insanın kendi inandığını yaşayabilmesini kolaylaştıracak düzenlemeler yapmıştır. Meselâ Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fetheder etmez yayınladığı fermanda, Müslüman olmayanlara inanç, ibadet, kıyafet, seyahat, ticaret özgürlüğü tanımış, patrik tayin emiş, patriğe protokolde şeyhülislamla eşit bir statü tanımış, ruhban okulunu açık tutmuştur.

Osmanlılar döneminde; yeme, içme, aile, mahalle ve şehir hayatında insana saygıyı, terbiyeli davranışı meydana getiren güzel âdetler bulunurdu. Örneğin evin camında sarı çiçek varsa evde hasta var, sokaktan geçenler ve satıcılar yüksek sesle rahatsız etmeyin anlamına gelirken eğer kırmızı çiçek varsa, evde evlilik çağında bir kız var sokaktan geçen gençler, konuşmalarınıza dikkat edin demekti.

Sadece insana ya da inanca değil doğaya hayvanlara da saygıda zirveyi yaşamış bir millet olarak göçmen kuşlardan yaban hayvanlarına kadar ilgilenen vakıf kültürüne sahibiz.

Çok büyük bir incelik Sadaka taşları; fakirler dilenmekten, zengin de gösterişten çekindiği için sadakalarını buraya koyarlar, fakir de gece vakti gelip ihtiyacı kadarını alır, geriye kalanını başka fakire bırakırdı.

Bugün ise sokaklarımızda son derece sıradan bir şekilde argo hatta küfürlü konuşmalara sıklıkla şahit oluyoruz, dilencilerin tacize varan ısrarlarına maruz kalıyoruz, yaptığı yardımı ve ihtiyaç sahiplerini ifşa edenleri görüyoruz. Tarihimizin bizlere aktardığı nezaketi koruyamamanın üzüntüsünü yaşamalı ve özümüze dönmeliyiz.

Yusuf Genç, modern dünyanın asıl yoksulluğu, kıymet bilen insanların azlığıdır diyor. Konfüçyus’un,  üstün insan öteki insanlara saygı gösterir, o zaman dünyanın dört bucağında oturanlar, onun kardeşi olur sözleri ise saygı gösteren kişinin saygın bir kişilik haline geleceğini işaret ediyor.

Ez cümle kendimizden başlayarak insanlara, inançlara, doğaya, farklılıklarımıza, tarihimize saygı göstermek gibi bir sorumluluğumuz var. Karşımızdakinin dilinin, dininin, renginin ya da düşüncesinin farklı olması bu gerçeği değiştirmez.

Bu sorumluluğun farkında olup, saygın karakterlere sahip olma duası ve temennisi ile saygılar selamlar..

Ali AKILLI

MEB-DER Milli Eğitimciler Birliği Derneği Başkanı