Osmanlı’dan İşgal Yılları’ na Kadar (1854–1921) Adapazarı kaymakamları6 Mayıs 2018, Pazar

Balkan Harbi’nin başladığı 1912 yılında Adapazarı Kaymakamı Cevdet Bey’den halkın şikâyetlerinin artması ve yönetim zafiyetleri ortaya koyması nedeni ile yapılan idari soruşturması sonucunda yönetimi kolay bir yere atamasının yapılması nedeni ile boşalan göreve Dimetoka Kaymakamı Fevzi Bey ile görev becayişinde bulunmuştur. Bu dönem içinde Adapazarı merkezine bağlı bulunan Hacıoğlu ve Erenler köylerinin köy statüsünün kaldırılarak mahalle haline getirilmelerine Tepeköy ve Kumköyü’nün birleştirilip Tepekum Mahallesi haline getirilmesi, merkeze bağlı mahalle statüsüne dönüştürülmesi talebi bulunan Güneşler Köyü’nün köy statüsünün devam ettirilmesi karar altına alınmıştır.  1913 ve 1914 yıllarında Geyve Kazasına bağlı bulunan Pamukova Nahiyesi bağlı köylerinden Yukarı Kirazca ve Aşağı Kirazca Köyü bağlı bulundukları nahiye merkezine sekiz saat uzaklıkta bulunmaları gerekçe gösterilerek; İzmit Sancak merkezinin bulunduğu kazanın nahiyesi olan Ermişe’nin bağlısı Eceldere ve Mahmudiye Köyü Liva Meclisi’nin kararı ile Adapazarı Kazası merkezine bağlanmışlardır

Onları yeni neslin tanıması mümkün değil. Kimi kaymakam geldiği Adapazarı’ndan, Vali olarak ayrıldı,  Kimi de kaymakam olarak geldiği Adapazarı’ndan yine kaymakam olarak ayrıldı. Ama yaptıkları her hizmet o günlerin imkânları çerçevesinde Adapazarı için yenilik,  medeniyet ve gelişmenin işareti oldu ve yine onların yaptığı hizmetlerin ışığında Adapazarı,  1954 yılında “SAKARYA” ili oldu. Biri, Kaymakam görevinde iken yeni kurulacak “SAKARYA” ilinin valiliği için önerildi,  hatta hakkında kamuoyu oluşturuldu. Ama olamadı. Çanakkale Biga’ya gidenden tutunda İstanbul Beykoz’a gidene kadar,  hemen hepsi hizmetleri ile mutlu bir Adapazarı geride bıraktılar. Ama isimleri onların gidişi ile hiç hatırlanmaz olmuş, isimleri yaşatılmaz olmuş. Vefasızlık örneği mi, yoksa unutkanlık mı bilinmez. Ancak “SAKARYA” ili o isimlere çok şeyini borçlu. Onlar; “Adapazarı Kaymakamları”. İlçe iken, il olan bir merkezin Mülki İdare Amirleri. Onları size, tanıtalım istiyorum. Bugün bu yazının ikinci haftası.

Mütareke Dönemi’nin en önemlisi Adapazarı Kaymakamı Fuat Bey

Mondros Mütarekesi imzalanmıştır. İşgal Devletleri tüm Anadolu topraklarına göz koyduğu gibi Adapazarı ve yöresinin de topraklarını işgal etmenin hesapları içinde hazırlıklar yapmaktadır. Mütareke Dönemi’nde Adapazarı Kaymakamı Fuat Bey (Kuzey Kafkasya'nın Vubıh bölgesinden İstanbul'a kaçırılmış ve burada büyümüş olan İstinaf Mahkemesi savcılarından Carım Reşit Bey'in oğludur. 1892 yılında Halep’te doğdu. Babası Abdülhamit tarafından sürgüne gönderildiği için ilk eğitimin Arapça, İtalyanca ve Fransızca olarak aldı. Mülkiye Mektebi'ni (Siyasal Bilgiler Fakültesi) bitirdi (1913).Cenevre Üniversitesi'nde de bir süre eğitim gördü. Türkiye'ye dönüşünde Osmanlı Teşkilat-ı Mahsusa'sında görev aldı. İdarecilik girerek sırasıyla Bornova Bucak Müdürlüğü, Balıkesir Sancağı Hukuk İşleri Müdürlüğü (1916), Gönen ve Adapazarı Kaymakamlığı (1917) görevlerinde bulundu. 27 Mayıs 1919 tarihine kadar Adapazarı kaymakamıydı. Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından görevinden alınınca Anadolu İhtilali saflarına katıldı. Adapazarı - İzmit yöresinde Rum ve Ermeni çetelerine karşı ilk Kuvayı Milliye çetelerinin kurulmasına önayak oldu. Bu yöredeki Kafkas göçmenlerinin karşı ihtilal hareketlerine karışmalarını önlemeye ve onları Kuvayı Milliye bünyesi içinde birleştirmeye çalıştı. T.B.M.M.'nin birinci dönemine İzmit milletvekili olarak katıldı. Meclis'in en kültürlü üyelerinden birisiydi. Sol eğilimli Yeşilordu Cemiyeti içinde yer aldı. 1922 yılında milletvekilliğinden ayrılarak T.B.M.M tarafından Ali Fuat Paşa başkanlığında Moskova'ya gönderilen elçilik kuruluna katıldı. Moskova ve Kazan Başkonsolosu oldu. Bu diplomatik görevi sırasında Meker Aziz, Bej Tahsin Rüştü gibi çalışma arkadaşlarıyla birlikte bağımsız Kuzey Kafkasya ve Kafkas Konfederasyonu kurulmasını amaçlayan çalışmalara destek oldu. Bir Rus sanatçısıyla evlendiğinden 1924 yılında diplomatlık mesleğinden ayrılmak zorunda kaldı. Ancak Mustafa Kemal Paşa onu tekrar göreve çağırarak Muhtelit Mübadele Komisyonu'nda görevlendirdi. Bundan sonra da Barselona (1936), Kopenhag (1938), Milano (1939), Başkonsolosluklarına getirildi. 1940 da Merkeze alındı. 1943 de Marsilya Başkonsolosluğu'na, 1945 de Cidde Elçiliği'ne getirildi. 1948 de Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri oldu. Rio de Janeiro Büyükelçiliğinden emekli oluncaya kadar dışişlerinde kaldı. Yayımladığı "Hür Adam" gazetesiyle T.C. devrinde ilk muhalefeti yapan Carımın telif ve çeviri çeşitli kitapları da basılmıştır. 1972 yılında İstanbul'da öldü) (Carım)’dir. 1917 yılında başladığı kaymakamlık görevini 27 Mayıs 1919 tarihine kadar sürdürmüştür. Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından görevinden alınınca Anadolu İhtilali saflarına katıldı. Adapazarı - İzmit yöresinde Rum ve Ermeni çetelerine karşı ilk Kuvayı Milliye çetelerinin kurulmasına önayak oldu. Bu yöredeki Kafkas göçmenlerinin karşı ihtilal hareketlerine karışmalarını önlemeye ve onları Kuvayı Milliye bünyesi içinde birleştirmeye çalıştı. T.B.M.M.'nin birinci dönemine İzmit milletvekili olarak katıldı. Milli Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında Türk Milleti'nin bütün fertlerinin olduğu gibi, Adapazarı ve yöresi insanlarının da çok önemli rol oynadığına şüphe yoktur. Çünkü onların, Türk Milleti'nin girdiği her mücadelede üstün bir gayret gösterdiklerine tarih tanıklık etmektedir. Nitekim Osmanlı-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) Rusçuk Komutanlığına gönderilen bir harp raporunda düşmana karşı en şiddetli direnişi Adapazarı taburlarının gösterdiği ifade edilmekte, diğer taburlar da Adapazarı taburları gibi gayretli olabilseydiler düşman Ziştovi'yi geçemeyecekti denilmektedir.

13 Ağustos 1919 tarihinde Tahir Barlas Bey, 13 Eylül 1920 Komiser Muavini Şevki Efendi

Milli Mücadele döneminde Adapazarı ve yöresinin Kuvay-i Milliye saflarına katılması Sivas Kongresi sonrasındaki günlere rastlamaktadır. Mustafa Kemal Paşaya kabinenin direnmesi halinde İstanbul'a hareket etmeye hazır olduklarını bildirenler arasında Adapazarı Kuvay-i Milliyecileri de vardı. 1 Ekim 1919'da Hendek ve Adapazarı'nın diğer bazı yerlerle birlikte Kuvay-i Milliye'ye katıldıkları haberi her tarafa duyurulmuştu. Adapazarı'nın İstanbul hükümetiyle ilgisini keserek Kuvay-i Milliye'ye katılması, hükümetin dikkatini buraya çekmişti. Dâhiliye Vekili Adil Bey kendisine sadık kalan adamları vasıtasıyla ücretli gönüllüler toplayarak Adapazarı üzerine yürümeyi tasarlamışsa da, durumu öğrenen Adapazarı Kuvay-i Milliyecileri Arifiye'de gerekli önlemleri almışlardı. 27 Mayıs 1919 tarihinde Adapazarı Kaymakamı Fuat Bey, görevinden ayrıldıktan sonra Milli Mücadeleye katılmasını takiben bu göreve Recai Nüzhet Bey atanmıştır. Kaymakam Recai Nüzhet Bey, Adapazarı Kaymakamı görevini 13 Ağustos 1919 yılında Tahir (Barlas) Bey’e bırakır. Kaymakam Tahir Bey; daha sonra Tahir Bey’in 23 Nisan 1920 de kurulan TBMM seçimlerinde Geyve Kaymakamı Hamdi Namık Gör ile birlikte milletvekili seçilmesi nedeni ile Ankara’ya gitmesi nedeni ile Adapazarı Kaymakam Vekili olarak Bedrettin Efendi atanır. Bedrettin Efendi’nin kaymakamlık görevi asaleten atanmasını isteyenler olmasına rağmen uzun soluklu olmadı ve Milletvekili Tahir Bey’den boşalan Adapazarı Kaymakamı görevine bu kez asaleten Gümüşhacıköy Kaymakamı Tevfik Bey atandı. Ancak asaleten bu göreve atanmış olmasına rağmen görevini huzurlu ve rahat içinde yapamayan Tevfik Bey’in kaymakamlığı görev başında iken Kuvay-ı Milliye baskısı nedeni ile fazla uzun süreli olmadı ve 1920 yılında istikrarsız günlerini yaşamakta olan Adapazarı’ndan 13 Eylül 1920 günü son verildi. Aynı tarih İstanbul Hükümeti tarafından Adapazarı Kaymakamı makamına bu defa İzmit’te görev yapan Komiser Muavini Şevki Efendi’nin atanmasının da tarihi oluyordu. Kaymakam Şevki Efendi, İzmit’ten görev yaptığı daireden ayrılırken yanında bulunan Abaza, Rum ve Ermeni azınlıklarından oluşan kalabalık bir topluluk ile birlikte Adapazarı’nda bulunan Kaymakamlık Binası’na gelip görevine başladı ve görev başında bulunduğu bir haftalık zaman içinde yerli halka zor günler yaşattı.

Adapazarı’nda Tarafsız Nizam Uygulaması Sefer Bey, Cezmi Bey ve Telgrafçı Hayri Bey

Eylül 1920’nin son günlerinde görevden azledilen Kaymakam Şevki Efendi’nin yerine atanan Adapazarı Kaymakamı olarak ataması yapılan eski Gebze Kaymakamı Ferit Bey, görevini yaparken aynı zamanda İzmit Mutasarrıf Vekili unvanını da bünyesinde taşıyordu. Fakat bu görevinin henüz daha üçüncü gününde Kaymakam Fert Bey, yanında bulunan güvendiklerinin oluşturduğu mahiyeti ile birlikte Ekim 1920 tarihinde Adapazarı şehir merkezine terk ederek, Kuvay-ı Milliye tarafına katıldı ve görevini bıraktı. Boşalan Adapazarı Kaymakamı makamının bu sefer ki taliplisi Kaymakam Vekili olarak Mehmet Fuat Efendi oluyordu. Ekim 1920 Adapazarı için önemli bir ay oluyordu.  Adapazarı merkezinde tarafsız nizam uygulamasına geçilerek bağımsız bir hükümet kurulmuştu. Adapazarı Belediyesi’nde yapılan bir toplantıda alınan karar gereği başkanlığını Ali Paşazade Sabri Bey’in yaptığı bir oluşumun adıdır; Adapazarı’nda Tarafsız Nizam Uygulaması. Aralarında başta Sipahizade Hamit Bey olmak üzere Şakir Kazım Bey, Mühendis Cemil Bey, Telgrafçızade Hayri Bey, Jandarma Ahmet, Polis Basri, Hakkı Bey, Hâkim Nevruz Bey, Mehmet Sıtkı Bey ve Mütevelli Mehmet Efendiden oluşan yönetimin üstlendiği görev; Adapazarı’nda Tarafsız Nizam Uygulaması olarak bilinir. Tarafsız nizamın parolası “Ne Kuvay-ı Milliye, ne de Kuvay-ı İnzibatiye” şeklinde olup, asıl amaç silahlı olan her kim olursa olsun şehir merkezine sokulmayacaktır. Tarafsız nizamın kuzey sınırı Söğütlü Bucağını içine alıyor ve Karadiken Köyü yakınlarındaki Papasköprüsüne kadar uzanıyordu. Silahlı olanların şehire girmek istemeleri halinde silahlarını Sinanoğlu’na bırakmaları gerekiyordu. Adapazarı’nda tarafsız nizam uygulaması şehrin Yunan İşgalinden kurtarıldığı 21 Haziran 1921 günü sona ermiştir. Uygulamanın Adapazarı şehir merkezinde faaliyet gösteren “Genç Dernek Efradı” isimli bir de 50-60 kişilik eli silah tutan kuvveti bulunuyordu. Bu yönetimin şehir idaresini ele geçirdiği dönemde Adapazarı Kaymakamı görevini sırası ile vekâletli olarak önce Sefer Bey, Cezmi Bey ve daha sonra tarafsız nizam uygulamasının milli kuvveti mensubu Telgrafçı Hayri Bey üstlenmiştir.

Meşrutiyet’te en büyük olay Hamidiye köyleri isim değişimi

1902–1906 yılları arasında Adapazarı Naibi Asaf Efendi ve Mehmet Rasih Efendi’nin yönetimlerini yaşayan Adapazarı Kazası’nın Kaymakamı Hüsnü Bey, 1909 yılında bu görevini Yalova Kaymakamı Necip Bey ile becayiş ederek tamamlamıştır.  Bu dönem İkinci Meşrutiyetin İlanı’ nın yaşandığı dönemdir, Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. Padişahı İkinci Abdülhamit, 33 yıl padişahlık yaptıktan sonra 27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirilmiştir. Adapazarı Kaymakamı olarak Necip Bey görev başındadır ve Adapazarı merkezi başta olmak üzere bağlısı nahiyelerinde bulunan “Hamidiye” adını taşıyan köy ve mahallelerin isimlerinin değiştirilmesi kararı alınmıştır. Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda “Hamidiye” adını taşıyan köy ve mahallelerin isimlerinin değiştirilmesi kararı alınması gerekçesi olarak “Mahalli halkın arzusu” gerekçe gösterildi. İzmit Sancağına bağlı Adapazarı kazasının Hamidiye İstasyonu bugünkü adı ile “Arifiye İstasyonu” olurken Hamitabat karyesinin (köyünün) adı “Reşadiye” adını alıyordu. Sapanca Nahiyesinin Gürcü Hamidiye karyesi “Muradiye” adını alırken Karasu Nahiyesinin Gürcü Hamidiye Karyesi “Aziziye”,   yine Karasu Nahiyesi’ nin Abaza Hamidiye Karyesi  “Salahiye” , Geyve kazasının Hamidiye Karyesi bugünkü adını yani “Çınardibi”ni girişine isim yapıyorlardı.  Akyazı Nahiyesi’ nin Hamidiye Kariyesi “Ahmediye”, Hendek Nahiyesi’nin Hamidiye-i Sani Kariyesi “Şerefiye”, yine Hendek Nahiyesi’nin Hamidiye köyü “Paşaköy”,  merkeze bağlı manastırı ile ünlü Ermişe Nahiyesi’nin Hamidiye Kariyesi “Alandüzü”  oluyordu.

Adapazarı’nda Hacıoğlu ve Erenler