Kim Kiminle İttifak Ediyor23 Haziran 2018, Cumartesi

Bir süredir yoğun iş programım ve tatil sebebiyle yazılarım biraz gecikti. Sizlerden gelen sitemler sebebiyle tekrar başlıyoruz inşaallah. 
Malum seçim sath-ı mahallindeyiz. Tüm partiler bir gayret kendilerini anlatmaya ve rakiplerinin de kendilerince eksik olan yönlerini ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. 
İki büyük ittifak var bildiğiniz gibi; biri Cumhur ittifakı, diğeri Millet ittifakı. 
İttifak güzel şey. Bir araya gelmek, güçlerini birleştirmek, aynı amaç ve hedef uğrunda birbirine destek olmak demek. Bu, bizlerin çok ihtiyacı olan bir şey. Karşımızda dünyanın en acımasız, en güçlü ve sinsi düşmanları varken bizim de birlik olmamız gerekiyor. 
İttifakların birine baktığımızda geçmişte birbirleriyle ters düştükleri konular olsa da aslında devlet, millet, bayrak ve vatan sevdalısı iki büyük partinin ortaklığını görüyoruz. Cumhur ittifakının başını çeken, AK parti lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan her seçimde olduğu gibi işi ilk turda bitirecek altın vuruşu yapmaya çalışıyor. Büyük İstanbul mitingi bu konuda başarılı olduğunu gösteriyor gibi. Türkiye düşmanlarının topu birden Tayyip Beyin ismi üzerinden propaganda yapmalarına rağmen dimdik ayakta ve yılmadan savaşıyor. 
Sayın Devlet Bahçeli’nin çok uzun zamandır ( pek az kişi anlayabilmiş olsa bile) vatanın birliği ve dirliği için hem kendisini hemde ülkücü hareketi hiç tereddüt etmeden feda edebileceğini, hem terör örgütlerine hemde onun maşalarına geçit vermemek için AK Parti’ye nasıl omuz verdiğini saygıyla ve hürmetle izliyoruz. Gerçek bir devlet adamı ve ikbal kaygısı olmayan bir vatanperver olduğuna şahitlik ediyoruz. FETO'nün, MHP üzerine oynadığı oyunları bilmeden, yapılan kurguları anlamadan, MHP 'ni ele geçirme planlarına karşı nasıl dik durduğunu idrak edemeden sayın Bahçeli'ye kızdığımız ve "olmaz artık bu kadar da" dediğimiz zamanlar oldu.  Köşemizden bu konuda kendisine haksızlık ettiğimiz için üzgün olduğumuzu da paylaşalım fırsat bulmuşken. Haziran 2015 seçimlerinde daha sabah olmadan, ortaya çıkan tablonun vehametini, son derece ileri bir görüşle yorumlayıp, ülkeye terör örgütü maşası bir koalisyonun hükmetmesine meydan vermemek için " biz hiçbir koalisyonda yokuz. Derhal  Erken Seçim istiyoruz" dediğinde onu anlayamamıştık. Ancak hendekleri, çukurları "federasyon istiyoruz" naralarını ve "TC burdan vergi alamaz" nidalarını duyunca uyandık. Ama sağolsun Sayın Bahçeli uyumamıştı. Onun dirayeti ve AK parti hükümetine verdiği koşulsuz destek sayesinde, bugün o coğrafyada da huzur ve sükun hakim. AK Parti de kendine verilen bu kıymetli desteği asla inkar etmeden en iyi şekilde görevini yerine getirdi ve tüm şer odaklarına devletin gücünü gösterdi. Her iki partinin yöneticilerini de buradan alkışlamak gerek. Neredeyse ikinci Kurtuluş savaşından, bu milleti ( milletinde desteğini alarak ) sağ salim çıkardılar. 
Yukarıda da anlattığımız üzere bu iki parti zaten pek çok konuda hemfikirler. 
Asıl soru şu: Millet ittifakını bir araya getiren saikler nelerdir?  Baktığınızda terör örgütü tarafından yönlendirildiği ve ciddi organik bağlarının olduğu kabul edilen, terörist cenazelerine gidip askerimize kurşun sıkan o hainleri omuzlarında taşıyan, liderlerinin 6-7 Ekim olaylarında halkı şiddet amaçlı sokağa döküp, kendi kökeninden ancak kendi gibi düşünmeyen onlarca kardeşini vahşice katlettiren ve olayların kontrolden çıkmasına rağmen akan kanın durması için kılını bile kıpırdatmayıp seyreden, bu yüzden şu anda tutuklu bulunan bir partiyle, Saadet partisi gibi bir partinin nasıl bir ortak paydası olur. "Vatan sevgisi imandandır" diyen bir öğretiden gelip vatan hainleriyle kol kola olanlarla ittifak yapmak da neyin nesi şimdi.  Biz mi, bu hızlı değişimi kaçırdık, göremedik? Saadet partisi, bir ışık kaynağı arayıp oraya uçan kelebekler gibi savruluyordu da biz mi anlayamadık bu değişimi. Ama unutmamak gerek ışık peşinde koşan kelebeklerin ömrü kısa olur. Sayın Necmettin Erbakan' ın emaneti olan bu partiyi, İslam'ın savunucusu, zulüm altında ki müslümanların koruyucusu pozisyonundan alıp " Biz İngiltere gibi seküler bir din anlayışı istiyoruz" söylemine ne zaman getirdiniz sayın Temel Karamollaoğlu? Karanlık bir tünelde gibisiniz. Hiç bir şey görmeden ya da görmek istemeden ilerliyorsunuz. Siz hangi ışığa koşuyorsunuz onu bilemeyiz. Ama dikkat edin koştuğunuz ışık tünelde ki tren ışığı olmasın.
         24 Haziran seçimlerinin Ülkemize , Milletimize ve tüm İslam Coğrafyasına huzur getirmesini temenni ediyorum..