Empati;24 Haziran 2018, Pazar

Günümüzde herkesin diline pelesenk olmuş bir kelime “EMPATİ”…

İletişim kurma noktasında her sıkışanın sarıldığı kelime…

Ne mucizevi bir sözcük. Gelin şimdi bu sözcüğü ve içerdiği anlamı inceleyelim.

Empati en sade anlatımıyla “bir kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyması” olarak ifade edilebilir. Daha derine inecek olursak, bir kişinin bir başkasının dünyasını yaşaması için gereken iki koşuldan söz edebiliriz bunlar; odaklanma ve ilişki kurmadır. Odaklanma kavramıyla anlatılmak istenen, kişinin kendisine yönelmiş düşüncelerini askıya alması ve bunu yerine tüm dikkatini diğer kişiye çevirmesi kastedilmektedir. Bir başkasının o anki endişelerini yaşamak için yalnızca kendi endişelerimizden sıyrılabildiğiniz ölçüde ve onu anlamaya çalışabildiğimiz oranda karşımızdakini anlayabilirsiniz. Kendi gündeminizdeki konulardan sıyrıldığınız sürece diğer kişinin deneyimleriyle sanki kendiniz yaşıyormuşçasına ilişki kurabilirsiniz. Böylece odaklanmakla beraber karşımızdaki ile de ilişki kurmaya başlanmış olur. Tabi ki bu aşamada bir başka kavramı yaşamaya ihtiyaç duyulmaktadır. Etkili dinleme. Kaşımızdakini etkili bir şekilde dinlemediğimiz sürece ona odaklanmamız ve sağlıklı ilişki kurulması mümkün olmayacak ancak ve ancak -mış gibi ilişkiler yaşanacaktır. O zaman bir de etkili dinlemeden neyi kastettiğimizi açıklayalım; etkili dinleme kişinin karşısındakine bir şey söyleme çabası olmadan sadece onun söylediklerine odaklanarak yaptığı dinlemedir. Eğer bu şekilde bir dinleme gerçekleşmezse karşımızdaki kişi ya da kişilerin ne düşündüğünü anlamamış ve sadece anlıyormuş gibi yapılan bir ilişki başlamış olacak. Devam eden süreçte taraflar sadece birbirlerini anladıklarını düşünerek onların yerine kendilerini koyma ve bunun devamında da onlarla empati yaptıklarını sanma yanılgısına düşmektedirler.

Günümüzde şöyle geriye çekilerek toplumda empatinin nasıl yaşandığına bakacak olursak bu anlatmaya çalıştıklarımı görmemek mümkün değil. Herkes bir birine empatinin önemini anlatıyor, bir öğüt vermek istediğinde empati kuralım diyor, ancak bu kadar empatiyi yaşadığımızı zannederken nedense kimse kimseyi anlamıyor. Halbuki Empati, insanoğlunun doğasında var olagelen temel becerilerden biridir. Potansiyel olarak var olan bu becerinin, ortaya çıkarılıp geliştirilmesi, ahlâkî bir tavır olarak benimsenip hayata geçirilmesi, etrafımızı saran bu varlık dünyasıyla olan iletişimimizi güçlü ve sağlıklı kılacaktır. Bu güçlü yaklaşım toplumun birbirini daha iyi anlamasına ve dolayısıyla da daha güzel ilişkilerin kurulmasına katkı sağlayacaktır. Üzücü olan ise yüce dinimiz İslam bize bu konuda çokça örnekler göstermektedir. İslam bize “sizden biriniz, kendisi için arzu ettiğini kardeşi için de arzu etmedikçe iman etmiş olmaz.” Hadisinde “kendini başkasının yerine koyma” yı doğrudan iman ile ilişkilendirmiş ve böylece İslam’ın dünya görüşünü de çok güzel özetlemiştir.

Yine empatinin en açık şekilde ifade edildiği hadislerden birinde de “Komşusu aç iken, tok yatan kimse bizden değildir” denilmektedir. Bu hadiste geçen “komşu”, aynı sokağı veya mahalleyi paylaştığımız insanları ifade etmenin yanı sıra, yakınımızda her türlü paylaşımı yaptığımız komşumuzu, mesai arkadaşımızı, okulda sıra arkadaşımızı, ya da ülke olarak değerlendirirsek hemen yanı başımızdaki komşu ülkelerdeki insanları, kısaca kendimiz dışındaki tüm insanları da ifade etmektedir. Ayrıca komşunun, inancı, ırkı, cinsiyeti, yaşı, yaşadığı coğrafya, toplumsal sınıfı ve ekonomik durumuna dair bir kayıt da yoktur. Dolayısıyla, “komşu” olarak dile getirilen kişi veya kişiler, bizim dışımızdaki herhangi birileri olabilir. Böylece yüce dinimiz bize empatiyi yaşarken aslında ne büyük bir duyguya sahip olduğumuzu da göstermektedir. Bu duygunun gereğini yerine getirebildiğimiz sürece sanırım hem bireysel hem de toplumsal güzelliklerin kapısı aralanmış olacak ve topyekûn manevi bir hazzı da yaşama şansını yakalayacağız.

Konu itibariyle geldiğimiz bu noktada içinde bulunduğumuz ay olan Ramazan ayına da vurgu yapmak sanırım empatiyi daha iyi içselleştirebilmemiz içinde uygun olacaktır. İnsanların bir birilerini anlaması, karşısındaki kişinin ihtiyaçlarını, çektiği sıkıntıyı anlaması ve bu konuda adım atabilmesi için ramazan ayının bize yaşatmaya çalıştığı bir beceri olarak da karşımıza çıkmaktadır. Kur’an’da yer alan yardım davranışının, empatik bir yaklaşımla yerine getirilmesi özellikle üzerinde durulan önemli bir husustur. Hiç şüphe yoktur ki “oruç”, kişiyi empati kurma noktasında güdüleyen önemli bir ibadettir.

Sözün özü insan oğlunun doğasında var olan empati becerisi gerçek manada yaşanabilse bu gün çok daha mutlu insanlar ülkesi olurduk.

Kuaybe Nagehan DEMİRAL
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Öğretmeni