Yeni Spor Yasası ve yönetim sorumlulukları18 Temmuz 2018, Çarşamba

Geçmiş Spor Bakanımız çalışmasını 2017’de başlattığı ve Kulüpler Birliği’nin katkıları ile 2018’de çıkması muhtemel yeni spor yasası;

Kulüplerin yönetimi kulüplerin kendi sorumluluğunda olmasına karşın, bir idare organı olarak kulüplerin mümkün olan en iyi gelişim temeline sahip olmalarının sağlanması TFF'nin tarihsel misyonları arasında yer alması gerekiyor. En azından bizler öyle olması gerektiğini düşünüyoruz.

İyi yönetişim ilkeleri uygulanmak suretiyle kulüplerin yüksek bir standartta faaliyet göstermelerini sağlamak TFF'nin stratejik plan kapsamında öncelikli görevlerinin en başında gelmesi gerekiyor.

Buna karşın son dönemlerde Trabzonspor ve Etimesgut Belediyespor örnekleri gibi yönetsel sorumluluğu tüzük tadilatı ile bağlayıcı hale getiren kulüp örnekleri mevcut her kulüp kendi göbeğini kesmeye başladı.

Ancak Kulüpler Birliği Başkanı Erol Bedir’in Nisan 2018 tarihinde ifade ettiği ve yeni Spor Yasası ile kanunlaşması beklenen "Borçlanmalar yönetimi kişisel bazda bağlaması lazım" ifadesi dikkat çekici ve yeni yasanın ipuçlarını veriyor.

Kulüp yönetimlerinin birkaç kişi ile ibra edilerek devrettiği ve devralanın mevcut mali tablolarının sorumluluğunu alacağı (Başkan %40 Yönetim organları %60) bir yapı kulüplerin mali tablolar ile yönetsel dönem ile ilgili sorumluluk alacağı yeni yasa ile Mali tabloların kontrol edilebilir bir hale geleceği kanaatindeyim.

Bu amaçla Süper Lig ile 1 ve 2. Lig kulüpleri, UEFA Kulüp Lisans başvurusunda bulunması ve 2011 yılından başlayan bağlayıcılığı UEFA tarafından mevzuata bağlanmış 3 yıllık stratejik gelişim planının hazırlanması şart koşuluyor. TFF bünyesindeki tüm ulusal ve bölgesel ligler için kulüp lisanslama sisteminin tamamlanması bu konuda alınacak aksiyonların başında geliyor…

Kulüp yapılarındaki değişim sağlanırken anahtar program ve projeler olarak ta;

Finans, pazarlama, hukuki statü, genç oyuncuların yetiştirilmesi ve geliştirilmesi gibi önem kazanan konuların düzenli ve sıkı bir şekilde takip edilmesi ve bu konularda çalışma gruplarının oluşturulması ile kulüplerin gelir ve gider dengesine bir standarttın getirilmesi bu konuda yol haritasının en önemli bölümünü oluşturuyor.

TFF'nin stratejik planı ne kadar stratejik?

Öncelikle şunu belirtmem gerekir: Türk futbol otoritesinin bu türden bir strateji planı yapması gerçekten çok önemli ve takdire şayan bir durum.

Gerçi istemeseler Türk usulü çözümler üretseler de zaman ile UEFA’nın baskısı ile, “Ben yaptım oldu!”culuk, popülist yönetim anlayışı benden sonra buhran beklentisi zaman ile tarihe kavuşacak.

FFP kriterlerini Türk futbolu için bir kalkınma planı olarak da görebiliriz.

Yönetimlerin artık önümüzdeki süreçte gelecekteki fırsat ve tehditlere reaksiyon verebilmesi önlemler alabilmesi devamlılığı esas alan bir yönetsel anlayışa mecbur bırakıyor. Geliştirilmesi gereken yönlerimizi tek tek ele alıp irdelemek ve buna uygun aksiyon planlarını oluşturmak kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.

Sonuçta UEFA Kulüp Lisanslama Sistemi ile Finansal Fair Play’in, futbolun yürütme, saydamlık ve finansal dürüstlük konularının genel standartlarını iyileştirmek için insiyatifi ele alacak bir çalışma olmasını ümit ediyorum.