“Yabani kuşları derneğimize sokmuyoruz”18 Ocak 2016, Pazartesi

Fatih FİDAN

Yarışmalara çok önem verdiklerini belirten Başkan Taşçıoğlu, “Irk kuşu bakan üreticilerimizin sayısını artırmayı ve yarışmalarda boy gösterebilmeyi amaçlıyoruz” dedi.


Derneğinizin kuruluş sürecinden bahseder misiniz?
Derneğimiz çok eski. Türkiye’de sayılı adette kanarya derneği varken bizim Sakarya Ötücü Kuşlar ve Serinofil Derneği kurulmuştu. Kulakları çınlasın bizim Metin Özgündüz ağabeyimiz var. Metin Ağabey Sakaryalı ama o zaman Bandırma’da ağır bakımda çalışıyordu. Çocukluğundan beri kanarya meraklısı bir ağabeyimiz kendisi. Bandırma’da kurulmuş olan kanarya derneğinin tüzüğünü Sakarya’ya getiriyor 1960 yılında. Burada çalışmalara başlıyor. Bandırma’daki tüzüğü örnek alarak yeni bir tüzük hazırlıyor. 1960 yılında derneğimiz kuruluyor. Dernek o yıllarda inişler çıkışlar yaşıyor ama 80’li yıllarda derneğimiz Türkiye çapında çok ünlü bir hale geliyor, özellikle bülbül ötüşlü kuşlarda. Yavaş yavaş Türkiye’de yarışmalar başlıyor. Sakarya, iyi dereceler yapıyor, Türkiye çapında ün salıyor. Ve derneğimize çok gelen giden oluyor. O zaman Sakarya derneği tanınır halde idi. Derneğimiz en büyük darbeyi depremde yiyor. O zamanlarda derneğimiz toplanamıyor. Çünkü bu işte toplanamadığın zaman, birlik beraberlik olmadığı zaman dernekçilik yürümüyor. Dernek çalışanları işleri gönüllü yapıyorlar. Bir süre sonra yer arama çalışmalarına başladık. Çeşme Meydanı’nda bir yer bulduk. Sonra Erenler’e taşındık ve son olarak şimdiki yerimiz olan Tığcılar Mahallesi’ndeki lokalimizi tuttuk ve şimdiki haline getirdik.
Dernekler konusunda halk arasında bir önyargı var. Yer bulma konusunda sıkıntı yaşadınız mı?
Derneğimiz için yer bulma konusunda çok zorluk çektik. Türkiye’de bir önyargı var. Dernek dendiği zaman kumar oynatılan bir yer akla geliyor. Mesela bir yer buluyoruz. Sahibini aradığımızda ne iş yapacağımızı soruyor doğal olarak. ‘Biz kanarya sevenler derneğiyiz’ diyoruz. Cevap direkt ‘hayır’ oluyor.
Siz başkanlık görevine ne zaman seçildiniz?
Bu yıl benim başkanlıkta 4. yılım. Bundan önceki 10 yılda da başkan yardımcısıydım. Depremden sonra, derneğin ikinci kuruluşunda sürekli yönetimdeydim. Zaten iki yılda bir seçim yapılıyor. Bu seçimler oylama usulü yapılıyor. Ama genelde bizim derneğimizde tek liste çıkıyor. Şu ana kadar hiçbir zaman 2 liste çıkmadı. Çünkü herkes birbirini seviyor ve bu işi götürmeye çalışan insanlara öncelik veriyor. Ben mesela başkanlık dönemimde daha çok yönetime genç arkadaşları almaya çalışıyorum ki, bizden sonra da bu işleri devam ettirebilsinler. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü öğrensinler.
2015 yılı içerisinde, derneğiniz bünyesinde ne gibi etkinlikler gerçekleştirdiniz?
Derneğimizin üyelerini, ırk kuşu yetiştirmeleri için teşvik etmeye başladık. Irk kuşu temini konusunda üyelerimize destek olduk. Bunun yanında her yıl Türkiye’de farklı illerde 8-9 tane yarışma oluyor. Bu illeri federasyon belirliyor. Hiç kar amacı gütmeden üyelerimizi bu yarışmalara götürdük. Bu yarışmalarda yem ve diğer ihtiyaçlar temininde üyelerimize yardımcı olduk. Üyelerimizi toptancılarla tanıştırdık. Üyelerimiz yarışmalara gelmediği takdirde de onların ihtiyaçlarını biz alıp getirdik. Bunun yanında piknikler düzenledik. Kuşlarla ilgili seminerler düzenledik. Dernek üyelerimizden 3 tane A sınıfı hakemimiz var. Bu arkadaşlarımızı hakem seminerlerine gönderdik. Hakem belgelerini aldılar. Üyelerimizi yarışmalara teşvik ettik. Bizim derdimiz Sakarya’yı yarışmalarda temsil etmek. Çünkü artık sadece Türkiye çapında değil yarışmalar. Türkiye şampiyonası oluyor, ondan sonra da uluslararası yarışmalar oluyor. Bunların organizasyonlarını yaptık. Bu yarışmalarda dereceye giren arkadaşlarımız da oldu. Mesela İzmit yarışmasında benim bir tane ikinciliğim var, gloster ırkında. Bursa yarışmasında, Hüseyin Uluç ve Bülent Eren’in border ırkında dereceleri var. Ayrıca küçük çocukları hayvanları sevdirmek adına, derneğe ebeveyni ile gelen çocuklara birer kuş ve kafes hediye ettik. Bir takım şekerlemeler, çikolatalar bulundurduk. Geldiklerinde ikram ettik. Bunların dışında 4 yıldır, çok kar yağdığı zamanlarda yem alıp, doğa kuşlarına serpiyoruz. Karları temizliyoruz küreklerle, daha sonra yemleri bırakıyoruz. Çünkü iki üç gün süreyle hayvanlar aç kalıyorlar. Bazen bir hafta sürüyor. Yemleri bıraktıktan sonra arabanın içine çekilip kuşları seyrediyoruz. Bir de dernek üyelerimiz için bilezik bastırıyoruz. Her kuşun bir numarası var. Dernek bileziğinin üzerindeki numaralar sırasıyla; kuşun yaşını, hangi derneğe ait olduğunu, bileziğin sahibinin kim olduğunu ve kuşun numarasının kaç olduğunu gösterir. Böyle olduğunda kuşun soy ağacını da takip edebiliyorsunuz. Çünkü bir sonraki sene eşe atacak insanlar bu kuşları. Hangi kuşların hangi özellikte yavru verdiğini bu numaralardan takip edebiliyoruz. Ayrıca bileziksiz kuşlar yarışmalara giremiyor.
Derneğiniz haftada kaç kez toplanıyor? Bu akşamlarda dernekte neler yapılıyor?
Derneğimiz haftada iki kez, Salı ve Cumartesi akşamları açılıyor. Satışa gelen kuşlar, açık artırma usulü ile ihaleye çıkarılıyor. Bunun yanında dernekte bir hastalıkla ilgili bilgilendirmeler yapılıyor. Üyelerimiz yaşadıkları tecrübeleri paylaşıyor. Bizim görüştüğümüz kuşçu veterinerler var. Onlardan bilgi alıyoruz. Haftalık toplantılarda oluyor bunlar. Üyeler birbirlerinden damızlık temin edebiliyorlar. Kümes ziyaretleri yapıyoruz. Mesela bir akşam dernekte toplandığımızda kimin kümesini ziyaret edeceğimizi kararlaştırıyoruz. Mesela bu hafta Mesut Taşçıoğlu’nun kümesine gidelim gibi kararlar alıp uyguluyoruz. Tabi bunu yavru sezonunda yapmıyoruz, kuşlar rahatsız olmasın diye. Kar amacı gütmeksizin, bazı zor bulunan yemler ve mamalar var, onları temin ediyoruz, üyelerimize veriyoruz. Bunun yanında, bu işi sevdirmek için bazı hediye çekilişleri yapıyoruz. İşte bir kuş koyuyoruz, hediye çekilişi düzenliyoruz. Çok sık olmamakla birlikte bunu yapıyoruz. İşte yem veya mama hediye çekilişi yapıyoruz, biraz heyecan katalım diye. En çok da, birbirimizden yeni üyeleri derneğimize dahil etmemizi teşvik ediyoruz. Sakarya’da kuş besleyip de hiç derneğe gelmeyen insanlar var. Bunları da biz tek çatı altında toplamaya çalışıyoruz. Çünkü ne kadar çok üyemiz olursa, derneğimiz o kadar iyi bir duruma gelecek.
Üyeleriniz hangi tür, hangi ırk kuşları beslemeyi tercih ediyorlar?
Özellikle kanaryadan bahsedeyim. Kanarya kuşlarında üç ana kategori var. Birincisi kostüm kuşları, gösteriş kuşları, şekil kuşları dediğimiz kuşlardır. Bunlar border, gloster, crest, Yorkshire, parizyen, North Hollandes gibi kuşlar. Bu kuşlar tüy yapısı ve fiziksel özellik bakımından diğer kuşlardan farklıdırlar. İkinci kategoride renk kuşları yer alıyor. Bu kategoride de; mozaikler, düz kırmızılar, düz beyazlar, düz sarı lipokromlar var. Tabi bunları maskelileri, maskesizleri ırkına ve cinsine göre değişiyor. Bu kuşlardan besleyen arkadaşlarımız var. Bu kuş işinde de bir de moda vardır. Her sene bir moda çıkar, bu sene şu kuş çok kıymetli filan diye. Moda olduğu zamanlarda çoktu renk kuşu besleyen arkadaşlarımız, ben de dahildim. Ama bu renk kuşunun biraz eziyeti var. O da şu: renklerini çok belirgin hale getirmek için renk boyası vermek gerekiyor bu kuşlara. Bu yapıldığında ise hem maddi olarak külfet artıyor, hem de kuşların sağlığını zarar veriliyor. Bu boyalar her ne kadar doğal malzemelerden oluşsa da, kuşlara aşırı verildiği zaman karaciğerde problemlere neden oluyor. Gerçi bunların doğalı da var kimyasal olanı da var. Böylelikle ömürleri kısalıyor hayvanların. Yani kuşların renklerini çok belirgin hale getirmek için hayvanın sağlığını tehlikeye atıyorsunuz. Bunu da pek onaylamıyoruz. Bu yüzden zamanla renk kuşları bakanlar çok azaldı. Üçüncü kategori ise ötüm kuşları. Derneğimizde son 2-3 yıldır malinua cinsi ötüm kuşu revaçta. Bunlarda kuşun şekli hiç önemli değil. Hatta hakemler bunları örtünün altında dinlerler. Yani kuşu görmesine hiç gerek yoktur. Çünkü sadece ötüşüne ve ses tonlarına göre puanlama yapıyorlar. Bu kuşlar arasında da; malinua, bülbül ötümlü kanaryalar, saka ötümlü kanarayalar, harz roller, İspanyol raza gibi kuşlar yer alıyor. Derneğimizin ismi Sakarya Ötücü Kuşlar ve Serinofil Derneği. Serinofil de kanarya seven anlamına geliyor, Fransızcadan gelen bir kelime. Mesela saka da bir ötücü kuştur ancak biz sadece evde üretilen sakaları, daha doğrusu yabani kuşları derneğimize kabul ediyoruz. Bu kuşlar arasında iskete, florya da var. Doğadan yakalanmış kuşları kesinlikle derneğimize sokmuyoruz. Alınıp satılmasına müsaade etmiyoruz. Zaten bunun bir cezası da var. Bu konuyla Tarım Bakanlığı da, Orman ve Su İşleri Bakanlığı da ilgileniyor. Hatta herhangi bir ihbar durumunda jandarmayı bile arasan gerekli işlem yapılıyor. Bir de bunların dışında egzotik kuşlar denilen ispinoz türlerini besleyenleri de derneğimiz bünyesine katmaya başladık. Mesela ispinozlar ötücü kuş değildir, güzellik kuşudur ama federasyonumuz onları da kapsıyor. Kıvrık gagalı kuşları da, yani muhabbet kuşu ve papağan türlerini de besleyen üyelerimiz vardır.
Derneğiniz yıl boyunca sürekli aktif mi?
Bizim deneğimiz kış döneminde, okulların açıldığı dönemde açılıyor. Çünkü ondan önce herkes yazlığında, işte hafta sonu cemiyetler derken gelen giden az oluyor. Diğer taraftan kuşlar da yavrulama sezonunda oluyor. Nisan ayına kadar derneğimiz açık kalıyor. Biz dernek sezon açılışını facebook sayfamızda paylaşıyoruz. Bizim bir facebook sayfamız var. Baktık ki ispinoz besleyenlerin bir sayfası var, kıvrık gagalı kuşları besleyenlerin bir sayfası var. Biz de bir sayfa açtık dolayısıyla.
2016 yılı için bir projeniz var mı? Neler yapmayı düşünüyorsunuz yeni yılda?
Yerli kuş denilen, yani ırk kuşu olmayan kuşları besleyen üreticilerimizi ırk kuşu üretmeye teşvik etmek istiyoruz. Mesela ırk kuşu bakan herkese ceza keseceğim. Diyeceğim ki, ‘Herkes bir çift kuş hediye edecek.’ Derneğe getirsinler ırklarının en güzel örneklerinden, buna ben de dahil, ondan sonra kurayla yerli kuş bakan insanlara vermeyi düşünüyorum bu kuşları. Bir başlangıç olsun istiyorum yani. Bu durumda ırk kuşu bakan üreticilerimizin sayısı artacak ve yarışmalarda boy gösterebileceğiz. Bu yarışmalar çok önemli. Ben 2016 yılında federasyona müracaat ettiğimde, ‘bana bir yarışma verin, ben Sakarya’da yarışma yapmak istiyorum’ dediğimde, federasyonun şartlarıyla karşı karşıya kalacağım. Federasyon diyor ki, ‘Yarışmayı nerede yapacaksın? Videosunu çek getir. Puanlama için 2. katı var mı? Altta kuş sergisi için yeriniz var mı? Kuş malzemesi satacak insanlara stant kurabilecekleri yer var mı?’ Mesela İzmit’teki derneğin bir fuar alanı var. Belediye bu alanı, bu derneğe bedavaya tahsis edebiliyor. Adapazarı’nda öyle bir fuar alanı yok. Bu konuda bir belediye başkanlığına gidip, böyle bir fuar alanı yapılmasını talep edeceğiz. 28 tane dernek yarışma talep ediyor Türkiye genelinde. Ama yılda 8-9 tane yarışma yapılabiliyor. Çünkü haftalar belirli. Federasyon bu sefer kriter koymak zorunda. Diyor ki, ‘Siz diğer yarışmalara kaç kişiyle katılım sağladınız? Sakarya’da kaç tane ırk kuşu besleyen kişi var?’ Bu sefer rakamları bir çıkartıyorsun bizde ırk kuşu besleyen üye sayımız az. Yarışmaya kuş gönderen üyemiz daha az. 2016 yılında biz buna yükleneceğiz. Irk kuşuna yönelik, yarışmalara kuş göndermeye çalışacağız. Derece almak önemli değil. Ama katılım önemli. Çünkü bu sefer senin kuşun sergilendiğinde neyden puan kırılmış, neyden puan almış görebiliyorsun. Yani bizim 2016 ve 2017 yıllarındaki amacımız, ırk kuşuna yönelip, bir yarışma düzenlemek.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Bütün hayvan sever, sadece ötüm kuşları ve kanarya değil, arkadaşlarımızı derneğimize bekliyoruz. Çay içmeye, sohbet etmeye bekliyoruz. İlla üye olmaları şart değil. Misafir olarak derneğimize her zaman gelebilirler. Salı ve Cumartesi akşamları derneğimiz açık. Derneğin kapısında telefon numaram yazıyor. Herhangi bir bilgi almak istediklerinde her zaman arayabilirler. Her zaman da ben amatör olan arkadaşlarımızı derneğimize bekliyorum.


 

Bu haber toplam 5977 defa okundu.