BU ÜLKEDE KADIN OLMAK ZOR18 Ocak 2016, Pazartesi

81 ilde örgütlü olan Türk Kadınlar Birliği’nin çalışmalarını, kadınların sorunlarını Birlik Başkanı Tevhide Yağan’dan dinledik. Sakarya’daki birliğin 8. başkanı olduğunu belirten Başkan Yağan görevini 1999 yılından beri sürdürüyor. Bugüne kadar birçok çalışmaya imza attıklarını ifade eden Başkan Yağan devletle koordineli olarak çalıştıklarını söyledi.

Fatih Fidan

Türk Kadınlar Birliği’nin tarihçesinden biraz bahseder misiniz?
Türk Kadınlar Birliği 1924 yılında kurulan bir dernek. Aslında, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, Nezihe Muhittin önderliğinde Kadın Birliği adı altında bir hareket başlıyor. Türk Kadınlar Birliği 1924 yılından bugüne devam etmektedir. Sivil toplum örgütü olarak bugüne kadar devam eden, 81 ilde şubesi olan derneğimizin genel merkezi Ankara’da bulunuyor. Avukat Sema Kendirci genel başkanlık görevini sürdürüyor.

Türk Kadınlar Birliği’nin Sakarya’daki serüveni hakkında nelere söyleyebilirsiniz?
Sakarya’da Türk Kadınlar Birliği 1956 yılında açıldı. Derneğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla, kamu yararına çalışan dernekler statüsüne girdi. Sakarya’nın il olduğu tarihi biliyorsunuz. Ama ne yazık ki Düzce bizden önce açılmış. O zaman bir ilçe olmasına rağmen Düzce bizden önce açıldı. Derneğimiz, 1956’dan bugüne 7 başkanla idare edildi. Ben sekizincisiyim. Bugüne kadar ihtilaller gibi belli dönemler dışında hiç kapanmayan, hep açık oldu derneğimiz. Ben 1999 yılından bugüne kadar 17 yıldır Sakarya’da Türk Kadınlar Birliği’nin başkanlığını yürütmekteyim. Sakarya’da gerçekten kadın olmanın kolaylığı olduğu gibi, kadın konusundaki sorunları çözme noktasında zorlukları da vardır. Bu zorlukları aştığınız zaman Sakarya’nın Türkiye’yle benzer yönleri çıkıyor.

Kadınlarla ilgili yapılan yasal düzenlemeleri yeterli buluyor musunuz?
Yeterli bulmuyorum. Bulmamıza da imkan yok. Çünkü görüyorsunuz 2015 yılında eğer 250 kadın öldürüldüyse demek ki yasada bir boşluk var. Ben AK Parti döneminin ilk kadın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’i beğenen bir kadınım. Onun döneminde çok güzel yasalar çıkarıldı. Çok güzel çalışmalar oldu. Onun gitmesiyle sonraki bakanımız biliyorsunuz Ayşenur İslam oldu. Sayın Ayşenur İslam, Sakarya’dan milletvekili olduğunda tepkiler aldı. Biz Türk Kadınlar Birliği olarak Ayşenur Hanım için olumlu tavır gösterdik ama ne yazık ki, Fatma Şahin’in mücadelesini Sayın Ayşenur İslam’da görmedik. Mesela kadın sığınma evi 50 kişi olsun. 50 kişi olmasın, 1 kişi bile olmasın. Niye kadın sığınma evi olsun. Bunu, yasal önlemlerini alarak, bu ayıptan kurtulmak zorundayız. Bu ayıp Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmıyor. O nedenle Sayın Bakanın bu konuda çok başarılı olduğu söylenemez. İnşallah şimdiki yeni bakanımız, yasal düzenlemeler konusunda daha duyarlı olur. Mesela kadın cinayetlerinde iyi hal indirimi kaldırılsın. Bu yasanın böyle çıkmak zorunda olduğuna inanıyoruz. Kadın cinayetlerinde öldüren, kadının hasmı değil. Baktığınızda genelde erkek arkadaşı, kocası veya kardeşi öldürüyor. Burada bir yanlışlık var. Bir sebebin olması lazım. Aynı yatağa 40 yıl baş koyduğun, sana iki evlat veren bir insanı çekiyorsun, öldürüyorsun. Bunun haklı nedeni olamaz. Ben bunu kabul edemiyorum. Erkekler kadınlara şiddet uygulayacakları zaman, alacakları ceza akıllarına gelmesi lazım. İtalya yaptı. Vatandaşlıktan çıkarıyorlar. Niye bizim ülkemizde olmasın. Bize yakışmıyor. Dinimize de yakışmıyor. Dinimiz, ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ der. Ama biz erkeklerin ayağının altında kaldık. Bu nasıl bir çelişkidir. Ben bunu kabul edemiyorum. Kadını bırakın, hiçbir canlıya şiddet uygulamak, öldürmek doğru değil.

Hükümetin, kadınları iş hayatına kazandırmak amacıyla verdiği destekler hakkında neler düşünüyorsunuz?
Hayatımın 35 yılı sivil toplum örgütlerinde geçti. 60 yaşında bir kadın olarak ve kamudan emekli bir kadın olarak ben sivil toplum örgütlerinde çok fazla mücadele veren bir kadınım. Her sene bir farklılık görerek, gelişerek oldu. Son 10 yıldır gerçekten AK Parti’nin kadınlara yönelik çalışmaları çok güzel. Özellikle belediyelerdeki bu SAMEK kurslarıyla başlayan ve meslek edindirme kurslarıyla devam eden, kadınları bilinçlendirme anlamında birçok kolaylıklar getirildi. Bunu kabul etmemek doğru olmaz. Hükümetin son dönemlerde çalışan kadınlar için yaptığı düzenlemeler çok olumlu. Hepimiz çalışarak çocuk büyüttük. Ne kadar sıkıntılı bir dönem olduğunu biliyoruz. Ama şimdi devlet kurumlarında tamam kreş ücreti veriyor da, özel sektörde çalışan insanlara acaba ne denli uygulanır. Çünkü özel sektör 50 tane kadın çalıştırdıktan sonra kreş açma zorunluluğu geliyor. 49 olunca birini işten çıkarıyor. Orada kreş açtırmıyor. Burada biraz problem var. Baktığımız zaman kadınların en çok çalıştığı alan daha alt kesim oluyor. Karar mekanizmalarında çok az kadın var. Bu yüzden kreş açma konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Çünkü çok şikayet alıyoruz bu konuda.

Ülkemizde kadına şiddet konusunda bir azalma veya artış söz konusu mu? Bu konuda istatistiki bilgiler verebilir misiniz?
Biliyorsunuz 1980 yılında kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddet bakışıyla ortaya çıktı bu. Yani kadın örgütleri bu kadına şiddeti ortaya çıkaran. Bundan önceki zamanlarda da elbette kadına şiddet uygulanıyordu ama görünmüyordu. Basın yok muydu? O zaman da vardı ama dillendirilmiyordu. Daha sonra 1980’de kadın örgütleri, bakışını kadına yönelik şiddete ve cinayetlere çevirince Türkiye’nin gündemine geldi. Şimdi şöyle bir algı oluştu: Daha önce yoktu kadın cinayetleri, işte son 20 yıldır var. Hayır efendim, daha önce de vardı. Ama geleneklerimiz diyoruz ya, ‘Ayıp, saklansın, kol kırılır yen içinde kalır’ deniyordu. Ben bunu hiç kabul etmem. Bu ülkede kadın olmak zor. Kadın cinayetleri de aratarak devam ediyor. Geçen sene 187’ydi, bu sene 250’ye çıktı. Bunun düşmesi lazım. Bunun düşmesi için de kesinlikle yasal düzenlemelerin yapılması lazım.

Sizin döneminizde Türk Kadınlar Birliği neler yaptı?
Türk Kadınlar Birliği’nin kuruluş amacı kadınlar eğitim vermek, meslek kursları açmak ve çocuk okutmak. Yani birinin kurduğu, birinin yönettiği dernek değiliz biz. Bizim bağlı olduğumuz bir genel merkezimiz var. Türk Kadınlar Birliği olarak ilk başkanlık döneminden bugüne kadar 2 bin kişinin nikahını kıydık. Bin 800 kadına, bunlar devletin rakamları, okuma yazma öğrettik. Biz devletle birlikte çalışırız. Devletçi bir yanımız vardır. Adapazarı Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve valilikle birlikte çalışırız. Bizim çalıştığımız alan bu. Bizi böyle alanlarda göremezsiniz. 25 Kasım’da, 5 Aralık’ta, 8 Mart’ta bizi alanda görürsünüz bunun dışında çok göremezsiniz. Çünkü biz kadın haklarını savunurken; işi siyasallaştırmadan, doğru bir yerde durarak, yaparız. Herkesin düşüncesine göre kadın olmaz. Kadının bir sorunu vardır. Bu, her siyasi partinin de sorumluluğudur. Birine yıkarak, birini bir kenara koyarak bu iş yürümez. Eğer bu sorunu çözeceksek, bütün toplumun sorunudur bu, birlikte çözmemiz lazım. Sakarya’da ilk defa çocuk, hasta ve yaşlı bakıcılığı kursu açtık. 170 tane kadın sertifika aldı. Bunlar sosyal hizmetlerde çalışan kadınlar. Bunun yanında dedik ki, okullarda ilkyardım kursu verelim. Çocuklarımızı gönderiyoruz, öğretmen ilkyardım bilmiyor. Çocuk koşarken dizini yaralıyor, yüzü kanıyor. O zamanki milli eğitim müdürüne gittim, dedim ki, ‘Bütün okullarda ilkyardım kursu açacağız.’ O zaman bu sürücü kursları daha yeni yeni oluşuyordu. Bütün okullarda ilkyardım kursları açtık. Okullara kütüphaneler oluşturduk. Her yıl diş taraması etkinliğini yıllarca devam ettirdik. Eğitimden sosyale, sağlıktan insan haklarına birçok etkinlik düzenledik. Her yıl 15-20 çocuğumuzu okuturuz. Her yıl dershanelere 7 tane çocuk göndeririz. Nereye dokunmadınız derseniz, gerçekten dokunmadığımız yer yok. Söğütlü, Karapürçek, Geyve buralarda yine mesleki kurslar açtık. Geçen sene 9 tane çevre eğitimi öğretmeni yetiştirdik, Sayın Doçent Mahnaz Gümrükçüoğlu başkanlığında. Aşçılık kursu açtık; İşçi Bulma Kurumu, Adapazarı Belediyesi ve Türk Kadınlar Birliği işbirliğinde. Bu kadınlar yemek fabrikalarında çalışıyor. Pasta ve börekçilik kursu açtık. Yüzlerce kadın başvurdu. Ne yazık ki çoğuna yetişemedik. Bunların da çoğu, 2-3 kadın birleşerek KOSGEB’den destek aldı ve kendi işletmelerini kurdu. İşyeri olanlara da hijyen kursu açıyoruz. Önemli olan kadınların ekonomik olarak ayakta durması. Çünkü para kazanmak özgürlüğün yarısı. Ben eşlerin çok ayrılmasından yana değilim. Aile bütünlüğüne çok inanırım. Türkiye’de bugün boşanmalar had safhasında. Kadınların ekonomik özgürlüğünü elde etmelerini bunun sebebi olarak gösteriyorlar. Bence böyle değil. Hiçbir kadın kolay kolay evliliğini yıkmaz. Bunu bir kadın olduğum için söylüyorum. Ekonomik anlamda kadınlar güçlendiği zaman hem ailesine, hem çevresine, hem yetiştirdiği çocuğa mutlaka katkısı büyük olacaktır. Biz buna inanıyoruz. Sakarya’da, iddia ile söylüyorum, bu konularda biz daha çok emek verdik diyen başka bir dernek yoktur. Biz birçok şeyi medya ile paylaşmayız. Buraya kadın dayak yer, gelir. Veya aile içi istismar olur. İnanın samimi söylüyorum, dudağınız uçuklar. Öyle şeylerle karşılaşıyoruz. Biz bunu, kadın sığınma evine gidecekse, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile görüşürüz. Veyahut da Baro ile görüşürüz. Kendi içimizde ne yapılması gerekiyorsa, bunları yaparız. Yani yoğun bir şekilde devlet memuru gibi sabah 10’da geliriz, akşam 5’te gideriz.

2016 yılında hayata geçirmeyi planladığınız projeleri anlatır mısınız?
2016 yılında çevre eğitimcisi kursu açıyoruz. Biliyorsunuz, dünyanın sorunu olduğu gibi çevre, Türkiye’nin de sorunu. İlk önce yaşadığımız çevreye sahip çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Ben çevre kursunun öğrencisi değildim ama hep katıldım. Doğru bildiğimiz şeyler arasında o kadar çok yanlışlar varmış ki, o kadar çok yaşadığımız dünyaya zarar veriyoruz ki, farkında olmadan. En azından ben dişlerimi fırçalarken suyu açıyordum, bitene kadar akıyordu. Şimdi hemen kapatıyorum. Suyu ne kadar hoyratça kullandığımızı sonra anladım. Milli Eğitim Müdürlüğü, Türk Kadınlar Birliği ve Halk Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde çocuklara dönük çalışacağız. Bunu temelden vermek lazım. Çocuklar da yarın annesi yanlış yaptığı zaman, ‘Anne, o yağı lavaboya dökme’ der. Çocuğun eleştirisi daha acımasız olur. Bunun dışında güzellik uzmanı yetiştireceğiz. Onun için bir hazırlığımız var. Bir de aşçılık kursu açacağız. Sınıflarımızın kontenjanı 20 kişilik oluyor. Bunun dışındakiler kabul etmiyorlar.

Mecliste kadın vekillerin sayısı yeterli mi? Bu konuda duyarlılığı arttırmak için ne gibi çalışmalar yaptınız?
Ben eşit temsiliyetten yanayım. Biz kadınları meclise gönderirken şunu diyoruz: Kadın kimliğinizi koruyarak, kadın sorunlarına sahip çıkarak, parti üstü düşünerek hareket edin. Bir kadın sorunu olduğu zaman bir araya gelebilmek önemli. Mecliste 100 tane olsan, 200 tane olsan ne yazar. ‘Tek başımıza karar veremiyoruz’ gibi mazeretlerle karşımıza geliyorlar. Eğer eşitlikse, burada yüzde 30 kota verdim diye değil, gerçekten yüzde 50 yüzde 50, fit olacak. Kadının asıl çözüm noktası siyasettedir. Eğer kadın siyasette yoksa çözüm de yoktur. Çözüm noktası orası. Meclis’te eşit temsiliyet olduğu zaman sorunlarımızı aşarız. Ama şu da bir gerçek: Biz Meclis’e kadınlarımızı gönderiyoruz. Bir bakıyoruz, kadınlarımız orada erkekleşmişler. Kadın sorunu konusunda mecliste olan bütün kadınların bir araya gelmesi lazım. Bunun partiler üstü bir fikir olması lazım. Ama ne yazık ki, siyasi partilerdeki kadınların kadına yönelik bir konuda bir araya geldiklerine çok inanmıyorum.  Bu güne kadar kadınlara yönelik birçok yasada kadınları, kadın örgütlerinin büyük emeği var. Bunu da kabul etmek lazım. Türk Kadınlar Birliği’nin genel başkanları hep milletvekili olduğu için, böyle bir geleneğimiz var bizim, kesinlikle kadınların milletvekili seçilmesi konusunda çok duyarlıyız. Her sene hem belediye başkanlığına, hem milletvekilliğine aday olan kadınlarımızı biz yemeğe çağırırız. Burada küçük bir sitemimi de belirteyim. Geçen sene AK Parti milletvekili adayımız hanımefendi katılmadı. Telefonla görüşmemize rağmen ‘Tevhide Hanım, partiye sorayım’ dedi. Demek ki parti izin vermedi.

Sakarya’daki üye sayınız ne kadar? Üyeler arasında sanırım erkekler de var…
250 kadın üyemiz var. 5 tane de erkek üyemiz var ama erkekler yönetime giremiyorlar. O da biliyorsunuz kadınların ekonomik anlamda çok gücü olmuyor. Katkı anlamında erkek üyelerimiz destek veriyor. Mesela biz cezaevine gidiyoruz. 2003’te Sakarya’da ilk defa bir kadın örgütü olarak cezaevinde çalışmalar yapmaya başladık. Orada cezaevinin kütüphanesinin yapılmasına katkı verdik. Cezaevinde kuaför salonu açtık, Kuaförler Odası ile birlikte. 5 yıl kadar orada öğrenci yetiştirdik. Sonra Söğütlü Belediyesi ve Türk Kadınlar Birliği işbirliğinde konfeksiyon atölyesi açtık. Kadınlar yönelik çalışmalar deyince ilk önce tutuklu kadınlar aklıma geliyor. Cezaevine giderken diyorum ki, cezaevinde buzdolabı olmadığı için çocukların sütleri bozuluyor, buzdolabı lazım. Orada hiç parası olmayan kadınlarımız var. Onlara yardım etmek için erkek işadamlarından rica ediyorum, sağ olsunlar şu ana kadar 4 tane buzdolabı, televizyon, çocuklar için oyuncaklar aldılar. Çocuk Esirgeme Kurumu ve yaşlılar yurdu bizim olmazsa olmazlarımız. Mesela buralara giderken Balaban Bisküvi’nin sahibi İbrahim Balaban’dan bisküvilerimizi, ihtiyaçlarımızı alırız. Böyle bir çalışma sistemimiz var.

Bu haber toplam 7195 defa okundu.