Mazlumlara en fazla yardım Sakarya’dan ulaşıyor18 Ocak 2016, Pazartesi

Sadece Türkiye değil, dünyanın dört bir yanında mazlumların sesi olan İHH’nin çalışmalarını, derneğin Sakarya Şube Başkanı Selahattin Aydın’dan dinledik. Türkiye’nin yardımlar konusunda çok duyarlı olduğunun altını çizen Aydın, Sakarya’nın bu konuda önde olduğunu kaydetti.

Fatih Fidan
 

IHH’yı yaptığı dünya çapında faaliyetlerden biliyoruz. Bize bu kuruluşun hikâyesini anlatır mısınız? Ne zaman ve nasıl kuruldu?

İHH 1992 yılında Bosna Savaşı esnasında bir grup gönüllünün bir araya gelmesiyle, Bosna Savaşı mağdurları ve yetimleri için neler yapabiliriz düşüncesiyle bir iyilik ve merhamet hareketi olarak başlıyor. İlk ortaya çıkış noktası Bosna Savaşı. Bosna tabi bizim ve İslam dünyası için oldukça önemli. Çünkü İslam coğrafyası dediğimiz zaman Bosna ve Arnavutluk Müslüman nüfusunun yoğun olduğu ender coğrafyalardan bir tanesi. Dolayısıyla Bosna Savaşı ilk başladığında sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok noktasında ciddi bir hassasiyet oluştu. Bu hassasiyetin en yoğun olduğu ülkelerden bir tanesi Türkiye. Osmanlı, Bosna’yı kaybettikten sonra Bosna’dan yoğun göçler yaşamışız. İstanbul, Sakarya, Bursa gibi şehirlere yerleşmişler. 1992 yılında iyilik ve merhamet hareketi olarak ortaya çıkıyor İHH. Ve burada öncelikle olarak savaş mağduru kadınlar ve çocuklar üzerine bir çalışma inşa ediliyor. Bizim bugün en yoğun çalıştığımız alanlardan bir tanesi yetimler. Yetimlerle ilgili de çalışmaların ilk başlangıç noktası Bosna’dır. Ardından 1995 yılında İHH’nın kurumsallaşma faaliyetleri tamamlanmış oluyor. İHH’yı, ondan sonra dünyanın farklı bölgelerinde, nerede bir mazlum varsa bunun dinine, diline, milliyetine, bölgesine, mezhebine bakmaksızın oraya her zaman koşan Türk halkının kurumsallaşmış bir yapısı diye de ifade edebiliriz. Bugün 135 ülkede yetim çalışmaları yürütmekteyiz. 56 ülkede düzenli olarak sponsorluk faaliyetiyle yetimlere ulaşmaktayız. Onun dışında dünyanın herhangi bir bölgesinde doğal afet, savaş ve benzeri gibi elem verici bir durum oluştuğunda İHH, zaman geçirmeksizin hemen bölgeye hareket etmektedir.
Yetimlere sahip çıkma faaliyetinizden bahsedersek, dünya genelinde kaç yetime ve ailesine yardım ulaştırabiliyorsunuz?
Yetim çalışmaları İHH’nın kuruluşuyla birlikte başlıyor. 2007 yılına kadar yetimlere dönemsel yardımlar sağlanıyor. Bu dönemsel yardımlardan kast ettiğimiz şeyler nelerdir? Sadece yetimler değil, yetimler ve onların ailelerine ciddi anlamda dönemsel kışın, Ramazan’da, eğitim öğretim başlangıcında ve benzeri dönemlerde yardım çalışması yapmaya başlıyor İHH. 2007 yılına geldiğinde ise bu sistem sponsor destek sistemi haline dönüşüyor. Sponsor destek sistemi nedir? Türkiye’den bir vatandaşımızın, dünyanın istediği herhangi bir ülkesinden, ki şu anda 56 ülkede bununla ilgili çalışıyoruz, istediği herhangi birinde bir yetime sahip çıkıp onun ekonomik ihtiyaçlarını karşılaması sistemine sponsor destek sistemi deniyor. Bu, bugün için ayda 100 TL ile destekleniyor. 100 TL bizim için yüksek bir meblağ değil. Akla şöyle bir soru gelebilir: 100 TL ile nasıl bir ihtiyaç karşılanabilir? Bangladeş’te bir tekstil işçisinin ücreti 35 dolar. Yani 95-100 lira civarında. Ruanda, Uganda gibi bölgelerde öğretmen ve doktor ücretleri 45-50 dolar civarında seyrediyor. Pakistan’da ortalama ücret 75-80 dolar civarında bu rakamları düşündüğümüz zaman 100 TL sadece bir ailenin geçimini temin etmesi için bile büyük bir meblağ. Mesela Ruanda’da 2 tane yetim kardeşimiz sponsor destek sisteminden yararlanıyor. 3 yıl sonra bu çocukların annesinden bir mektup geliyor. Mektupta şöyle bir ifade var: Bugüne kadar sağlamış olduğunuz katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz. Biz, iki yetim aidatının bir tanesiyle geçimimizi temin ettik. Diğerini de 3 yıl boyunca biriktirdik. Ve kendimize barınacak bir yer temin ettik. Bugün artık ikinci sponsorluk ücretine ihtiyacımız kalmadı. Bunu bir başka ihtiyaç sahibine aktarabilirsiniz. Dolayısıyla buradan iki yere gelmek istiyoruz. Bunlardan bir tanesi, bu rakam bu bölgelerde bir ailenin yaşamını koruyabilecek ölçülerde bir rakam. İkincisi, bu yetim ailelerinin hassasiyet derecesini gösteriyor. Yani oradaki yetim ailemiz ihtiyacını giderdikten sonraki kısmını bir başkasına aktarabiliyor. Yetim çalışmaları İHH’mızın en önemli çalışmalarından bir tanesi. Dünyada yetim gerçeği ne? Dünyada bugün 400 milyon yetim var. Bunlar Birleşmiş Milletler verileri. Bu 400 milyon yetimin yaklaşık 200 milyonu sokaklarda herhangi bir korunma, barınma veya herhangi bir himayeden mahrum yaşıyorlar. Türkiye’de tabi bunu göremiyoruz. Neden böyle olduğunu birazdan söyleyeceğiz ama dünyanın zorlu coğrafyalar dediğimiz bölgelerde; Afrika, Ortadoğu ve Güney Asya gibi bölgelerde bu çocuklar herhangi bir barınma imkanına kavuşamıyor. 400 milyonun üzerine her gün 10 bin çocuk ekleniyor. Bunun tabi belli başlı gerekçeleri var. Bu, Ortadoğu’daysa, çatışmalar; Afrika’daysa, kabile çatışmaları, aids, ebola gibi gerekçeler; Güney Asya’daysa yine çatışmalar ve bunun yanı sıra doğal afetler eklenebiliyor. Her 24 saatte 6 bin çocuk organ mafyaları tarafından kaçırılıyor. Bu üzerinde düşünülmesi gereken çok ciddi bir mesele. Bugün Suriye’de Sahra Hastanelerinde bu çocukların organ mafyaları tarafından kaçırılıp, organlarının alındığını haber alıyoruz. Bu organlar gelişmiş ülkelere gönderiliyor. Yılda 2,5 milyon çocuk satılıyor. Yılda 300 bin çocuk savaşmaya zorlanıyor. Peki İHH buna karşı ne yapıyor. İHH 135 ülkede 500 bin yetime dönemsel yardım sağlıyor. Bu dönemsel yardımlardan şunu kast ediyoruz: periyodik aralıklarla ama aylık düzenli olmayan belirli aralıklarla yapılan yardımlar. Yine 56 ülkede 72 bin çocuğa sponsor destek sistemiyle yardım sağlıyoruz. Bu yardımlar nakdi yardımlardır. Bunun dışında 11 ülkede 27 tane yetimhane var. bu rakama Suriye’de var olan 15 yetimhane dahil değil. Toplamda 42 tane yetimhane var. Buralarda çocukların barınma, sağlık ve eğitim-öğretim gibi ihtiyaçları karşılanmakta. Biz bu projenin yaygınlaştırılması için ciddi manada çalışmalar yapıyoruz. Biz yetimlerle ilgili bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili okul okul, semt semt, esnaf esnaf, adeta seferber olup anlatıyoruz. İşadamlarına anlatıyoruz. Okullarımızda öğrencilerimize anlatıyoruz. Müftülüğe bağlı Kuran kurslarında anlatıyoruz. 2013 yılına gelindiğinde İHH, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Eğitim Bir Sendikası bir araya gelerek, adeta bir konsorsiyum oluşturarak, bir projeye girişti. Bu projenin Milli Eğitim kısmında gerçekleşeni ‘Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var’ projesi, diyanet ayağında ise ‘Her Kuran Kursunun Bir Yetim Kardeşi Var’ projesi, biz şimdi Sakarya’da bir adım daha ileri götürdük, ‘Her Caminin Bir Yetimi Var’ projesine dönüştürdük. Yeri gelmişken Sayın Valimiz Hüseyin Avni Coş, Milli Eğitim Müdürümüz Mevlüt Kuntoğlu ve İl Müftümüz İlyas Serenli’ye, projeye göstermiş oldukları yoğun ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz. Gerçekten ciddi manada destek sağlıyorlar.
Yardım çalışmalarında Sakarya’nın durumu nedir?
Bu çalışmalarla Sakarya Türkiye’de nereye oturuyor? Sakarya bu çalışmalarla, Milli Eğitim ayağında 3. sıraya yerleşiyor. Sakarya nüfus sıralamasında 22. sırada. Fakat nüfusla orantısız bir şekilde daha yüksek bir performans göstererek İstanbul ve Ankara’nın ardından 3. sponsor destek sayısına ulaşmış okullarımız. Bir de bunun diyanet ayağı var demiştik. Sakarya, rakam olarak daha az sponsor desteği almasına rağmen Türkiye’de İstanbul’un ardından 2. sıraya yerleşiyor. Öyle okullarımız var ki bazı illerimizden daha yüksek sayıda yetim sponsorluğuna sahip. Mesela Sakarya Anadolu Lisesi öğretmenlerine, öğrencilerine ve velilerine teşekkür etmek istiyorum. 42 yetime sponsor oldular. Türkiye’de en yüksek sponsor sayısına sahip ikinci okul oldu. Fakat öğrenci sayısı ile kıyasladığımız zaman aslında birinci oldular. Çünkü birinci okulun 7 bin 500 öğrencisi var. Sakarya Anadolu Lisesi’nin ise bin öğrencisi var. Genel itibariyle de Türkiye’de 5. sıradayız. Tabi bu yetim hassasiyetini oluşturmak için, daha geniş kitlelere ulaştırabilmek için 26 Kasım Perşembe günü Orhangazi Kültür Merkezi’nde İstanbul’dan Abdulmetin Balkanlıoğlu hocamız İHH Genel Başkan Yardımcısı Yetim Birliği Sorumlusu Murat Yılmaz Beyfendinin katılımıyla bir konferansımız oldu. Bu şekilde faaliyetlerimizi daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz.
Ülkemizde kimsesiz çocukların durumu nedir?  Halk yeterince duyarlı mı?
72 bin sayısının yaklaşık yüzde 13-14’ü Türkiye’de desteklenen yetimlerden oluşuyor. Sakarya, İstanbul ve benzeri gibi şehirlerde 10 bin civarında bir yetim öğrenci İHH tarafından sponsor destek sistemiyle destekleniyor. Bu, Türkiye’yi 56 ülke içerisinde desteklenen yetim sayısında 2. sıraya çıkartıyor. 1. sırada Filistin var. Bir de Türkiye’de yetime bakış açısıyla, dünyanın farklı coğrafyalarında yetimin içinde bulunduğu durumları kıyasladığımızda neden Türkiye’de bu sayı dünyanın farklı bölgelerine dağılmış daha iyi anlamış oluruz. Türkiye’de bir yetim ailesi, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan mahrumsa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na başvurduğunda, yani Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na başvurduğunda ayda 100 TL devlet kendisine, başkaca bir koşul aramaksızın, destek oluyor. İkinci olarak diyelim ki, burada yetim olmasına da bakılmaksızın, bir öğrenci ekonomik gerekçelerle okula devam edemiyorsa, okul öncesi dönemindeyse bu çocuk ayda 390 TL, ilkokul ve ortaokulda okuyorsa ayda 490 TL, eğer lisede okuyorsa 640 TL devlet tarafından ekonomik koşulları düzelene kadar destekleniyor. Bir yıl sonra Sosyal Hizmetler uzmanları yerinde inceleme yaparak durumun devam ettiğini tespit ediyorlarsa bu uzatılıyor. Ve durum iyileşene kadar da bu ödemeler devam ediyor. Şimdi dünyanın farklı bölgelerinde bu tarz bir durum yok. Çünkü ekonomik olarak da Türkiye kadar zenginliğe sahip olan, bu zor coğrafyalarda, ülke yok. Bir başka faktör, aile yapısının sağlamlığı. Biz de çevremizde yetimlerle karşılaşıyoruz. Bir çocuk yetim kaldığında ilk olarak hayattaysa dedesi, babaannesi ya da anneannesi; eğer onlar hayatta değilse amcaları ya da dayıları tarafından mutlak suretle bakılıyor. Bunun dışında kalan yok mu? Bunun dışında da var. Bunlar için de sosyal politikalar il müdürlükleri bu çocukların korunmalarına imkan oluşturabilecek ortamı hazırlıyor. Fakat dünyada bahsettiğimiz 200 milyon barınma imkanından yoksun herhangi bir devlet ya da akraba himayesinden mahrum olan yetim var. Türkiye’de bu durum söz konusu değil. Bütün bu gerekçelerle bu yaklaşık yüzde 14 civarında olan rakam Türkiye’de kullanılıyor ve geri kalanı dünyanın diğer bölgelerine aktarılıyor. İkinci olarak peki biz Sakarya İHH olarak ne yapıyoruz? Biz Sakarya İHH olarak 2014-2015 yılında yetimlerle ailelerine yönelik olarak, 513 bin 895 lira yardım sağlamışız. Peki bu yardımların içerisinde neler var? Bu yardımların içerisinde; çocuklara bayram harçlığı dağıtılması, zekat paralarının aktarılması, Ramazan’da gelen fitre paralarından yetimlere ve ailelerine verilmesi, kış destek programımız var, bunların dışında Ramazan’da erzak destek programımız var. Kırtasiye yardımımız var. Evlenecek yetim kızlarımıza çeyiz desteğimiz var. Ev tadilatı var. Kamplar var. Ramazan’da birlikte iftar açtık. Esas olarak toplumda iyilik ve merhamet hareketinin başlamasını sağlıyoruz. Çalışmalarımıza şahit olmuş bir vatandaşımız, “Benim 2 evim var. evlerimin bir tanesini mülteci bir aile ile paylaşmak istiyorum” dedi. Bize ulaştı, biz uygun aileyi bulduk ve o eve yerleştirdik. Hayır sahibi burada gözüken kısımda değil. Mülteci aile, hayır sahibini bilmiyor. Sponsor destek sistemimizden Sakarya’da 50 öğrencimiz yararlanıyor. Önümüzdeki yıl hedefimiz bu sayıyı iki katına çıkarmak. İyi anlatabilirsek, gerçekten hamiyetperver, yardımsever bir millete sahibiz. Bunu nereden anlıyoruz? Birincisi Birleşmiş Milletler verilerinden anlıyoruz. Türkiye, uluslararası insani yardımda birinci sırada. En son rakam 2014 yılında 4,5 milyar dolardı. Bu, devletle halkın birlikte yaptığı yardımlardır. Biz bu meseleyi halkımıza iyi anlatabilirsek, bu yardımlar geliyor.
Siz Müslümanların bu vecibelerini yerine getirmelerine aracı olma noktasında da öncü bir kuruluş oldunuz. Ayrıca zekâtı kime vereceğiz, kurbanı nasıl keseceğiz, kime dağıtacağız diye arayıp bulma imkanı olmayanlara da bir imkan sunmuş oluyorsunuz, değil mi?
Modern hayat bir şekilde insanları çevreden, çevresindeki ihtiyaç sahiplerinden izole hale getirdi. Burada iki tane faktör var. Birincisi, artık ev hanımları da iş hayatına girdi. Erkekler iş hayatının içerisinde, çocuklar akşama kadar okulda. İnsanlar kendilerine korunaklı siteler inşa etmeye başladılar. Ve burada yaşıyorlar. Böyle olunca da, ihtiyaç sahibinden haberdar olma imkanları azaldı. Veya dünyanın farklı bir bölgesindeki ihtiyaç sahibi kişilerden haberdar olma imkanı azaldı. Dolayısıyla burada bizim aracılığımızla bu tarz çalışmaları yapabiliyorlar. Bize, zekat getirdikleri zaman eğer yetim şartı sunarlarsa bu, yetim çalışmalarında kullanılıyor. Bu sene 99 ülkede yaklaşık 55 bin kurban kesildi. Yine hayır sahipleri istedikleri bölgeyi seçebildiler. Bu kapsamda Sakarya’da 2,5-3 ton et dağıtıldı. 2863 kişiye gıda kolileri, bayramlık dağıtımı, et dağıtımı, yakacak dağıtımı ve benzeri dağıtımlar gerçekleştirildi. Tamamen bizim hemşerilerimizin istedikleri doğrultuda bu ihtiyaçlar karşılanmış oldu. Tabi burada önemli bir unsur, güven unsuru. Her kurban kampanyasında her şehirden ve her seferinde farklı isimler belirlenerek kurban ekiplerinin içerisine dahil oluyor. Ve organizasyona da vakıf yönetiminden bir kişi dahil oluyor. Birlikte organizasyonu gerçekleştiriyorlar.
Sakarya şubesi olarak 2015 yılında ne gibi faaliyetler yaptınız? 2016 için ne gibi projeler planlıyorsunuz?
Vakfımızın genel çalışma alanları var. Bu çalışma alanları özellikle dünyanın farklı bölgelerinde suya ulaşmakta zorluk çeken insanlar için su kuyusu çalışmaları, yoğun bir şekilde Afrika’da katarakt ameliyatları, yoğun bir şekilde Suriye çalışmaları ve yetim çalışmaları yoğun bir şekilde yürüdü. Bunun dışında tabi İHH, dünyanın herhangi bir bölgesinde bir sıkıntı oluştuğunda çok hızlı hareket edebilen, çok hızlı organize olabilen dinamik bir yapıya sahip. Mesela bundan 4 hafta önce Suriye için faaliyet gösteren Reyhanlı ve Kilis’teki fırınlarımız ve Suriye’nin iç bölgesinde bulunan fırınlara ciddi un desteği sağlıyoruz. Buralarda üretilen ekmekler kamplarda bulunan insanlara ve bölge insanına dağıtılıyor. Bu çalışmalar başladıktan sonra 4 hafta içerisinde, hızla organize olarak acil una ihtiyaç var kampanyası başlattık. Ve elhamdülillah 4 TIR yola çıktı. Önümüzdeki süreçte çalışmalar devam ediyor. Kocaali’den bir TIR, Sapanca’dan bir TIR, Ada Bilim Koleji bir TIR çıkartacak. Bunun dışında bir TIR yine merkezden çıkacak. Toplam 9 TIR’a ulaştıracağız bu çalışmaları. Bunun dışında mesela bizim un desteği sağladığımız fırınlarda 528 bin 200 ekmek üretiliyor. Ve bu, 345 bin kişiye dağıtılıyor. Bugüne kadar İHH, Suriye çalışmaları için 834 milyon TL para harcamış durumda. Biz 2015 yılında bu çalışmalarla ilgili 1 milyon TL’ye yakın yardım gönderdik Suriye’ye. Suriye meselesi başladıktan sonra İHH, bölgeye 6710 TIR ulaştırdı. Bu devasa bir rakam. Yine 4 mutfakta günde 13 bin 500 kişiye yemek çıkartıyoruz. Bunun dışında 11 çadır kentte 2098 aile yani 10 bin 632 kişi yaşıyor. Savaş başladığından beri 350 bin ölümün yaşandığı, 7 buçuk dış göç, 7 milyon da ülkenin kendi içerisinde yaşanan yer değiştirme olduğu bir bölgede bu yardımlar yeterli değil. Daha fazlası için gecemizi gündüzümüze katarak, il il, kasaba kasaba gayret gösteriyoruz. Sakarya’dan da bugüne kadar 86 TIR ile bu yardımlara katkı sağladık. 2015 yılı içerisinde 25 Kasım’a kadar 16 TIR göndermiş olduk. Bunun maddi karşılığı 1 milyon TL’ye denk geliyor. 2016 yılı için tabi en gözde projemiz yetim çalışmalarına yoğunlaşmayı planlıyoruz. Yetim çalışmaları bizim olmazsa olmazımız. Neden? Çünkü bizim şu anda ulaştığımız rakam 72 bin. Bu, aylık destek sağladığımız yetim sayısı. Dönemsel yardım 500 bin. Bu, İslam ülkeleri arasında en fazla yetime sahip çıkan STK haline getiriyor bizi. Ama yeterli değil. Neden? Kızılhaç’la birlikte çalışan bazı misyoner örgütler yılda 4,5 milyon yetime destek sağlıyor. Bugün Afrika’da öyle kiliseler var ki, bu kiliselerde ismi Ahmet, Muhammet, Hasan, Hüseyin gibi olan kişiler rahiplik yapıyor. Özellikle isimlerini dahi değiştirmiyorlar ve bize nazire yapıyorlar. Bizim sahip çıkmadığımız her yetime; ya uyuşturucu mafyası, ya savaş ağaları, ya fuhuş mafyası, ya organ mafyası sahip çıkacak, ya insan kaçakçıları sahip çıkacak, ya misyoner örgütler sahip çıkacak ya da bu çocuklar ölecek. Ya da bütün bunlar ortadan kalkıp Hacıoğlu Mahallesi’nden bir delikanlı çıkacak, “Hayır, biz varız” diyecek. “Ben de bir yetime sahip çıkıyorum” diyecek. Her mahallede, her sokakta bir kişi çıkacak, ya da biz sahip çıkacağız. Bunun başka bir alternatifi yok. Dolayısıyla en temel çalışma alanımız ‘yetim’ olacak. Bunun dışında Suriye çalışmaları, su kuyusu çalışmaları yine yoğun bir şekilde devam edecek. Bu yetim çalışmasıyla ilgili daha önceden başlattığımız ‘Her İşyerinin Bir Yetim Kardeşi Var’ projemiz devam edecek. Bu kapsamda MÜSİAD ile görüştük. Bunun dışında ‘Kampüs’ün Yetim Kardeşi Var’ projesi de en kısa süre içerisinde hayata geçecek. Tabi son yıllarda önemli bir hadise son 3-4 gün içerisinde zirveye çıktı bu, Türkmen Dağı meselesi. Halep’e kadar olan bölgede soydaşlarımız yaşıyor. Bin yıllık kardeşlerimiz. Şimdi şunu unutmamak gerek, bu bölgedeki insanlar, henüz Malazgirt Savaşı kazanılmadan, Anadolu’nun kapısı Türklere açılmadan önce bu kardeşlerimiz oradaydılar. Bununla ilgili de bir kampanya başlayacak. Şu anda Karasu ve Arifiye ilçemiz bölgeyle ilgili yoğun şekilde çalışıyor. Çok yoğun bir şekilde hasır, battaniye, gıda kolisi ve un gibi malzemelere yoğun şekilde ihtiyaç duyuluyor. Yine aynı şekilde su ihtiyacı da var.
İHH’yı diğer yardım kuruluşlarından ayıran en büyük özellik nedir?
Bunu ben Türkiye ile sınırlamıyorum. Dünya’daki diğer STK’lardan veya İslam ülkelerindeki diğer STK’lardan ayıran en önemli özellik şu: Halkın içerisinden çıkan, herhangi bir yere bağlantısı olmayan bir kuruluş. İkincisi; İHH yardımlarını din, dil, ırk, millet, mezhep ayrımı yapmaksızın ulaştırıyor. Üçüncü ve en önemli ayrım noktamız, coğrafya koşulları ne olursa olsun, ister savaş ortamı olsun, ister çok yoğun doğal afet bölgesi olsun gözünü budaktan esirgemeyen vatandaşlarımız, gönüllülerimiz o bölgelerde çalışıyorlar. Bugün bir taraftan şehirler bombalanırken, ellerinde gıda kolileriyle arkadaşlarımız, o gıda kolisini insanlara ulaştırmaya çalışıyor. Dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde çalışabilen başka bir kuruluş yok. Varsa bile sayısı bunun çok az. Dördüncü olarak, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı, biz sadece insanlara gıda kolisi götürmüyoruz. Biz sadece insanlara maddi destek sağlamıyoruz. Bu insanların hak ve hukuklarıyla ilgili uluslararası alanda çalışmalar da yapıyoruz. Mesela yetim meselesini dünya gündemine taşımış ve İslam Konferansı Örgütü’nde her yıl 15 Ramazan, Dünya Yetimler Günü olarak kabul edilmiştir. Ve dünyada her sene 15 Ramazan’da yetimlerle ilgili çalışmalar yapılacak. Başka, Suriye’de savaşın ilk yıllarında hatırlarsanız, İranlı bir grup hacı orada muhaliflerin eline geçmişti. Burada esir takas meselesinde İHH arabulucu kuruluş olarak kabul edildi taraflarca. Ve burada çok ciddi ve uzun süren süreçte bu esir takas işlemi yapıldı. Bunun dışında uluslararası meseleleri dünya gündemine taşıyoruz. Mavi Marmara’yla İsrail’i kendi kabuğuna çekilmek zorunda bırakan bir kuruluş oldu İHH. Bu yönü oldukça önemli. Dolayısıyla İHH, sadece bir yardım kuruluşu değil, insanlara gıda paketi götüren, insanlara nakdi yardım sağlayan bir kuruluş değil. Aynı zamanda İHH, insanların hak ve hürriyetlerini dünya gündemine taşıyan, bununla ilgili çalışmalar yapan bir kuruluştur.
 

Bu haber toplam 6866 defa okundu.