Şiddetten hepimiz sorumluyuz yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Şiddetten hepimiz sorumluyuz9 Haziran 2019, Pazar

Gün geçmiyor ki gazete sayfalarında, televizyonlarda ve iletişim araçlarında, kadınlara yönelik istismardan, eziyetten, psikolojik baskıdan, hakaretten, öldürmeye kadar varan bir şiddet davranışının haberine rastlamayalım.

Bu ülkede kadına uygulanan şiddet bitmez.

Ne zaman kadını gerçekten koruyan bir yasa çıkar, ağır cezalar gelir, ancak o zaman şiddette azalma olur.

Çünkü her şey kadına şiddete odaklı.

Örneğin; arabayı yavaş kullanan, park etmekte zorlanan birini gören yan arabadaki adam; “kesin kadındır” diyor.

Televizyon programlarındaki, dizilerdeki, filmlerdeki aşağılamalardan daha söz etmedim bile. Çünkü anlatacak, konuşacak, söylenecek o kadar çok şey var ki kitap olur.

Hiç de hoş ve kabul edilebilir olmayan bu durum yalnızca bizde değil, bütün dünya üzerinde ciddiyetle durulması gereken sosyal bir sorundur.

Kadının şiddeti yoğun olarak yaşaması, tüm toplumu etkileyen ağır sonuçları da beraberinde getirmektedir. Çünkü yaşanan bu çirkin saldırılardan hepimiz sorumluyuz.

Kimimiz sessiz kalarak,

Kimimiz görmezden gelerek,

Kimimizde umursamayarak…

‘Günümüz modern yaşamda kadın erkek eşitliği tam anlamıyla söz konusudur. Modern kadın iş, aile ve toplumsal hayatta özgürdür ve pek çok imkan vardır. Buna rağmen günümüz kadınının sorunlarının başında toplumsal rolü, ekonomik bağımsızlığı, dış dünyada ya da evinde, manevi, maddi ve cinsel yönden rahatsız edici davranışlara karşı kendini korumak gelmektedir.’

Fakat gerçekler ne yazık ki, yukarıdaki satırlarımı hiç de doğrulatmıyor. Her alanda kadına şiddet sanki normal bir yaşam davranışı kabul edilmiş gibi bütün yaygınlığıyla devam ediyor.

Oysa unutmamalıyız ki, kız çocuğundan, yaşlı bayanlara kadar her kadına atılan en küçük bir fiske bile apaçık şiddettir. Çünkü onlar kızlarımız, bacılarımız, eşlerimiz ve “Cennet ayaklarının altındadır” dediğimiz annelerimizdir.

Devlet, çıkaracağı yasalarla, alacağı önlemlerle daha caydırıcı olmanın çarelerini bulmak zorundadır. Bu çarelere sivil toplum kuruluşları, medya, basın, okullarımız ve yargı mensuplarımız olarak el ele verip büyük ve ciddi bir destek vermeliyiz.