Bitkin ekonomi, yorgun vatandaş 3 Temmuz 2019, Çarşamba

Ne olacak bu ekonominin hali demek klasik bir söz olsa da içeriğine baktığınızda ne kadar güncel ve anlamlı olduğunun farkına varıyorsunuz. İçinde bulunduğumuz şu dönemleri daha iyi anlatan bir söz daha bulamazsınız.

Ne olacak bu ekonominin hali?

Dün aldığımız mal ve hizmetlerin bugün zamlı olduğunu görmek insanın sinirlerini bozmanın ötesinde, insanın geleceğe duyduğu kaygıyı arttırması açısından bir o kadar çarpıcı…Baksanıza tam yeni elektrik fiyatlarına alışmışken, yeni gelen yüzde 15’lik zam hepten keyiflerimizi kaçırdı.

Sadece elektrik mi? Şeker, çay, akaryakıt…Halkın en çok kullandığı mal ve hizmetlere gelen astronomik zamlara sanırım alıştık...Ne ses çıkaran var ne de yüksek dille itiraz eden.

Sanırım bu konuda en güzel muhalefet sosyal medya oluyor. Sahi, sosyal medya da olmasa ne olacak bu halimiz? Bazı kararların ve uygulamaların sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine geri çekildiğini de unutmayın…Ne kadar tepki o kadar verilen kararların yeniden ele alınmasını sağlar.

Ana konumuza geri dönelim..Evet hayat pahalılığı demiştik. Birçok alanda üretimi her geçen yıl gerileyen ülkemizde, talep ve maliyet enflasyonu asla gündemimizden çıkmayacak. Böyle olduğu sürece de zam haberleri asla bitmeyecek. Yeni gelen bu zam furyasının devam edeceğini de unutmayın.

-Yap-İşler-Devret’in verdiği ekonomik zararlar

- İsraf ekonomisi

-Vazgeçilen yatırımlar, yanlış alınan kararlar

-Üretime gereken önemin verilmemesi

-Toplanan vergilerin yatırım yerine faiz ve borçlara gitmesi (mecburen) gibi nedenlerle hem ülke hem de doğal olarak vatandaş kaybediyor. Üst kesimlere sesleniyorum; birazcık kendinizi vatandaşın yerine koyar mısınız? Asgari ücretle geçinen çilekeş vatandaşın yerine..

Maaşını aldıktan sonra faturaları yatırıyor ve ardından kalan parayla geçinmeye çalışıyor. Hergün yaptığınız bu zammı bu halk çekmek zorunda mı? Hatalarınızın sonucu olan bu ekonomik durumu kabullenmek zorunda mı?

Süslü cümlelerle bu ekonominin düzelmeyeceğini artık halk değil, kendileri de iyi biliyor.

Peki değişen bir şey olacak mı önümüzdeki dönemde? Rahatlıkla söyleyeyim hiçbir şeyin değişeceği yok. Baksanız, bütçe daha ilk 5 ayda delindi. Yeni kaynak arayışına girenler, gözlerini Merkez Bankası’nın (MB) İhtiyat Akçelerine taktı. Zaten bugün yarın Hazine’ye devredilir.

Asıl merak ettiği konu, bu da bittikten sonra ne yapacaklar? Suçu her zamanki gibi halka yedirdiği ‘Dış güçlerin eseri’ safsatasına mı atacaklar?

Faizler arttı dış güçler, enflasyon zıpladı dış güçler, borçlar iki katladı dış güçler, işsizlik yüzde 14’leri gördü dış güçler…

Şu an yaşadığımız hayatın zorluğu tamamen kötü bir ekonomi yönetiminin eseridir. Biz, ise bu kötü senaryonun oyuncularıyız. Hep birileri yazıyor biz de oynuyoruz. Çilekeş, ezilen, hayatında bir kere bile ohh demeyen oyuncular…

Peki yarın ne ile uyanacağız? Yeni bir zam haberi ile…İçinde buluğumuz yılda mutfak enflasyonu yüzde 40’u buldu. Bakmayın birilerinin enflasyon rakamlarını yüzde 17’lerde gösterdiklerine…

Gerçek ekonomi hiç de öyle demiyor. Pinpon toplarının daha ağır olduğu TÜFE sepetinde, peynirin ağırlığı ondan sonra geliyorsa yüzde 17’lik enflasyonu ancak kargalara anlatırsınız. Enerjiye yapılan zamlar, ara mallara ve ardından da nihai mallara geleceğini de unutmayın.

Peki reel sektör ne yapıyor?

Onlar da en az vatandaş kadar dertli. Hükümetin iki ayda bir açıkladığı ve adına reform dediği, sözüm ona piyasaları rahatlatıcı tedbirlere reel sektör artık prim vermiyor. Aldıkları destekler üretime değil, borçlara gidiyor. Bunun adı da üretime destek değil, borçlara destek oluyor.

Diğer bir konu ise istihdam seferberliği…Yapılan düzenleme istihdama katkı sağlamadığı gibi, işverenin maliyetini de arttırdığı için pek kabul görmedi. Konu uzun; ileriki yazılarımızda değineceğiz…

Hiç dikkat ettiniz mi önceden torba torba domates alırdık…Ellerimiz dolardı..Şimdi marketlere bakıyoruz, 4 domates, 3 patlıcan ve birkaç biber alan insan manzaraları. Hani demiştik ya yazımızın başın; ne olacak bu ekonominin hali…Gerçekten ümitsizim…