İşte o gün! 17 Ağustos 1999 yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

İşte o gün! 17 Ağustos 199917 Ağustos 2019, Cumartesi

Sakarya ve merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos 1999’da meydana gelen büyük felakette saatler durdu. Yüzyılın felaketi olan deprem sadece 45 saniye sürmüştü.

Ama o 45 saniye bizden birçok şeyi aldı ve gitti.

Sevdiklerimizi, ailemizi (Evladımız, anne-babamız) aldı…

Resmi raporlara göre; 17 bin 480 ölü, 23 bin 781 yaralı var. Hatta 505 kişi sakat, 285 bin 211 ev, 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50 bin ölüm, ağır-hafif 100 bine yakın yaralı oldu. Ayrıca 133 bin 683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişiyi evsiz bıraktı.

Yaklaşık 16 milyon insan, acıyı yüreğinde hissetmekle kalmadı, hiç unutamayacağı en kötü saniyeleri yaşadı.

 ‘Sesimi duyan var mı?’ feryatlarının günlerce yankılandığı ilimizde yaşanan deprem nedense artık sadece senede bir defa 17 Ağustos’ta hatırlanmaya başlandı.

   Depremin ilk 2. yılında “Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye haykıranlar artık yok. Acaba gerçekten unutuldu mu?

      17 Ağustos sabahını Adapazarı’nda yaşayanlar, o büyük felaketi, felaketin getirdiği çaresizliği ve acizliği bilenlerin “Depremi unutturmak” akıllarından bile geçmez.

   Acizlik derken, vatandaşın acizliğinden söz etmiyorum. Zaten vatandaş aciz olmayacak da ne yapacak? Adapazarı’nda 25 bin konut yıkılmış, şehrin tüm yolları kapanmış. Depremden kurtulanlar, enkaz altındaki yakınları için hiçbir şey yapamamanın şaşkınlığı ve çaresizliği içinde.

   Benim bahsettiğim böylesine büyük bir felakete hazır olmayan devletin acizliği.

     Yakınları enkaz altında kalanların “Yardım” isteklerine karşı çaresiz ve ezik.

   İletişim felç olmuş. Tüm telefonlar susmuş ve Adapazarı’nın Türkiye ile bağlantısı kopmuş.  Yollar kapanmıştı.

   Deprem sabahı Adapazarı’ndaki normal telefonlar ve cep telefonları saat 04.00 sıralarında sustu, bir hafta boyunca da öylece kaldılar.

   Yaşanan öylesine büyük bir felaketti ki, İstanbul’a 2 saat, Ankara’ya 4 saat mesafedeki Adapazarı 1 hafta süre ile kaderine terk edilmişti. Hiçbir yer ile bağlantı sağlanamamıştı.

      Depremde Adapazarı’nın en büyük şanssızlıklarından biri ise yıkılmışlığımızı bir türlü Türkiye ve Dünya’ya yeterince anlatamamamız olmuştu.

      Böylesi büyük bir yıkımın meydana geldiği Adapazarı’nda sadece 4 bin dolayında kişinin hayatını kaybetmesi büyük bir şanstır. Gerçi “Şansın böylesi olur mu?” diyeceksiniz ama.

   Deprem Ağustos ayında ve sabaha karşı olmasa Adapazarı’nda hayatını kaybedenlerin sayısı en az 40 bin olurdu.

      Adapazarı depremde neden en büyük yıkım ile karşılaştı? Bunun tek nedeni var. Geçmişten ders almamak.

Depremin bu kadar çok can kaybına yol açmasının sebebi olarak kaçak yapılar, standartlara uygun olmayan binalar, uygun olmayan gevşek zemindeki yapılaşmalar ve daha ucuza mal etmek için malzemeden çalan müteahhitler gösterilmektedir.

Peki, böle bir depreme Sakarya ne kadar hazır düşünmeden edemiyorum?

Böle acı şeyleri unutmak bize kazandırır mı kaybettirir mi siz karar verin?