Selam sana ey kutlu nebi.-2 yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Selam sana ey kutlu nebi.-26 Eylül 2019, Cuma

Bizleri Müslüman olarak yaratan, peygamber ve sahabe sevgisiyle donatan, Mevla Teâlâ’ya sonsuz hamt olsun. Âşıkların gözyaşları adedince, denizlerin damlaları adedinde, Salât ve selam Güzellerin en güzeline olsun.

 

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed”


 

Değerli okurlarım! Âlemlere Rahmet olarak gönderilen iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa (sav) Kalbinin kuvveti, şecaati şaşılacak kadar çoktu. Huneyn gazasında, Müslümanlar, ganimet toplamak için dağılıp, üç dört kimse ile kalmıştı. Kâfirler, hemen hücum ettiler.


 

Kâfirlerden Rükâne isminde bir çoban çok kuvvetli idi. Sığır derisi üstünde ayakta durup, on kuvvetli kişi deriyi etrafından çeker deri parçalanır, Rükâne yerinden hareket etmezdi.


 

Peygamberimizle güreş edelim, beni yatırırsan, imana gelirim dedi. İlk kapışmada, Rükâne sırt üstü yıkıldı. Yanlışlık oldu, tekrar güreşelim dedi. İkinci kapışmada yine yıkıldı. Üçüncüde de sırtı yere gelince: Ben iman etmem. Seninle alay etmiştim. Sırtımın yere geleceği hatırımdan bile geçmemişti.


 

Fakat senin kuvvetinin çokluğunu pek beğendim diyerek sürüsünü Resûlullaha hediye etti. Çok cömert idi. Yüzlerle deve ve koyunlar bağışlar, kendisine bir şey bırakmazdı.


 

Nice katı kalpli kâfirler, bu ihsanlarını görerek imana gelmişlerdir. Kendisinden bir şey istendikten yok dediği hiç işitilmedi. Var ise verir, yok ise sükût ederdi.


 

Allahü Teâlâ, hazretleri iste vereyim buyurmuşken, dünya servetini istemedi. Elenmiş buğday unu ekmeğini hiç yemedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. Doyuncaya kadar yediği görülmedi. Ekmeği katıksız olarak veya hurma ile sirke ile meyve ile, çorba ile veya zeytin yağına batırıp yerdi.


 

Tavuk, tavşan, deve, ceylân, balık ve pastırma etleri ve peynir de yerdi. Etin kol tarafını severdi. Elleri ile tutup ısırarak yerdi.

Ekseriya süt veya hurma yerdi. Evde iki üç ay yemek pişmeyip, ekmek yapılmayıp, yalnız hurma yediği aylar da olmuştur. İki üç gün bir şey yemediği de olurdu, Vefat ettiği zaman, bir demir zırh ceketi, otuz kilo arpa için, bir yahu dide rehin bırakılmış bulundu.


 

Bir yemeği beğenmediği işitilmedi. Beğendiğini yer, beğenmediğini yemez ve bir şey söylemezdi.

Günde bir kere yerdi. Bazen sabah, akşam yerdi. Eve gelince yiyecek var mı? Der, yok denirse, oruç tutardı. Yemek yerken, diz çöker, bir şeye dayanmadan yerdi. Yemeğe besmele, okuyarak başlardı. Sağ eli ile yerdi.


 

Dokuz zevcesine ve birkaç hizmetçisine bazen bir senelik arpa ve hurma ayırır, bundan fakirlere de sadaka verirdi. Yemekler arasında koyun etini, et suyunu, kabağı, tatlıları, balı, hurmayı, sütü, kaymağı, karpuzu, kavunu, üzümü ve salatayı severdi.


 

Suyu yavaş yavaş, besmele ile başlayarak üç yudumda içer, sonunda “Elhamdülillah” der ve dua ederdi.

 Her Peygamber gibi, zekât malı ve sadaka almazdı. Hediyeyi kabul ederdi. Ekseriya karşılığını verirdi.


 

Giymesi caiz olanlardan her bulduğunu giyerdi. Kalın kumaştan ihram edilmiş dikilmemiş şeylerle örtünür, peştamal sarınır, gömlek ve cübbe de giyerdi. Bunlar pamuktan, yünden veya kıldan dokunmuştu.

Ekseriya beyaz, bazen yeşil giyerdi. Dikilmiş elbise giydiği de olurdu. Cuma ve bayramlarda ve yabancı elçiler geldikten ve cenk zamanlarında kıymetli gömlekler, cübbeler, yeşil, kırmızı, siyah da giyerdi.


 

Kollarını bileklerine kadar, Mübarek ayaklarını baldırın yarısına kadar örterdi. Ekseriya beyaz, bazen siyah tülbent başına sarıp, ucunu bir karış kadar arkasına sarkıtırdı. Sarığı çok büyük ve pek küçük olmayıp, üç buçuk metre kadar uzundu.


 

Sarığını takkesiz sarar, bazen sarıksız ak fitilli takke giyerdi. Arabistan’daki âdete uyarak saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır, fazlasını kestirirdi. Saçlarına özel olarak hazırlanmış, güzel kokulu yağ sürerdi.


 

Ellerine, başına, yüzüne misk veya başka kokular sürer, ud ağacı, kâfur ile buharlanırdı. Yatağı, içi hurma iplikleri ile dolu, tabaklanmış deriden idi. İçi yünle dolmuş bir yatak getirdiklerinde, kabul etmedi ve Ya Âişe! Allaha yemin ederim ki, eğer istesem, Allahü Teâlâ her yerde altın ve gümüş yığınları yanımda bulundurur buyurdu.


 

Bazen hasır, tahta, döşek, yünden dokunmuş keçe veya kuru toprak üzerinde de yatardı. Her gece gözlerine üç kere sürme çekerdi. Evinde ayna, tarak, sürme kabı, misvak, makas, iğne, iplik eksik olmazdı. Yolculukta bunları beraberinde götürürdü.

Her işinde sağdan başlamayı, sağ eliyle yapmayı severdi. Yalnız, sol eliyle taharetlenildi. Mümkün olduğu kadar her işini tek sayıda yapardı.


 

Yatsıdan sonra gece yarısına kadar uyuyup, sonra sabah namazına kadar ibadet yapardı. Sağ yanına yatar, sağ elini yanağı altına kor, bazı süreler okuyup uyurdu.


 

Tefeül ederdi. Yani, ilk gördüğü, birdenbire gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı. Üzüntülü zamanlarında sakalını tutar, düşünürdü. Üzüldüğü zaman, hemen namaza başlardı.


 

Namazın lezzeti, safâsı ile gamı giderdi. Başkasını çekiş-tirenin sözünü asla dinlemezdi. Rabbim sevgilinin nurlu yolundan ayırmasın, cennette komşu eylesin. Ravzada secde halinde ölmeyi nasip eylesin..Amiin.


 

”İnsanlardan şefaatime en layık olan kimse, bana en çok salavat getirendir.” Hz. Ahmet (sav)

 

“Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed”