DİKKAT İNDİRİM VAR yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

DİKKAT İNDİRİM VAR9 Haziran 2020, Salı

İçinde bulunduğumuz çağda, önceliklerimiz günden güne değişmektedir. Bunların en başında tüketime olan aşırı ilgi gelmektedir. Farkında olmadan sürekli tüketiyoruz. İhtiyacımız dışı yaptığımız harcama yeri geldiğinde gerçekten ihtiyacımız olana gitmeyi dahi engeller oldu.

Tüketimin altında yatan faktör ise doyumsuzluk olarak kendini göstermektedir.

 Öyle bir zamanın içindeyiz ki ihtiyacımız olmasa dahi gördüğümüzü, alamadığımızda ruhsal olarak çöküşe varan sonuçlar ile karşılaşılabiliyoruz. Sahip olmak istenilen örneğin; bir giysi, bir ev eşyası veyahut olmasa da olur birçok ürüne sahip olamadığımızda gereksiz bir üzüntü içine düşüyoruz. Mutsuzluğun nedeni görünüşte o ürünlere sahip olamamak gibi görünse de, altında yatan nedenler içler acısı. Bu durumun asıl nedenlerini konuşmak gerekirse; bunda günümüz teknolojilerinin önümüze sürekli olarak düşürdüğü cazip fiyatlı indirimli ürünler gelmektedir. O ürüne ihtiyacımız yoksa bile alma aşkıyla yanıp tutuşuyoruz. Görsel algımıza yerleşen bu ürünler, farkında olmasak da içten içe o ürüne ulaşabilmek için içimizde güçlü bir dürtüyü gün yüzüne çıkarır ve o ürüne sahip olana dek bu dürtü bizi yemeye devam eder. Sonuç olarak o ürüne bir şekilde ulaşırız ve bunun mutlu son ile biteceğini düşünürken yeni bir ürüne sahip olma isteği baş gösterir. Başka bir ihtiyaç dışı alım için, yine aynı hevesi duymaya başlarız. Bu başta zamanın getirdiği doyumsuzluğun ve çevreye kendini kanıtlamanın bir yolu gibi görülse de kişi bunu, iyice yıprandığını fark ettiğinde yani tüketirken tükendiğinde, bunun kendine iyi gelmediğini ve aslında ihtiyaç dışı alım yaptığını fark ediyor. Alım gücü ile tüketilen miktar eşleşmediğinde o ruhsal çöküş ile karşılaşmak an meselesi oluyor.

 Tüketimin insana mutluluk getirmediğini, bizzat yaşayarak kendinizi bitmek tükenmek bilmeyen tüketim zinciri içinde bulduğunuzda anlıyorsunuz. Alınan fazladan kıyafetin veya ihtiyaç dışı alımın bir komşu ile edilen iki muhabbetin yerini tutmadığında fark ediliyor. İnsan fazladan tüketirken aynı zamanda çevresini, doğayı, elinde ki varlıklarını da farkında olmadan tüketir ve ne yazık ki en önemli olgu olan zamanı da hunharca harcar.

Kişi tüketerek mutlu olacağına ve bu hissiyatı bir kusur ya da eksiklikten ziyade insan hayatına yenilik yaptığını ve böyle davranırsa hayat standardını yükselteceğine inandırılması bu savurganlıkta en büyük etkendir. Bu yanılgıda en büyük neden kişinin zihnini meşgul eden gereksiz görsel algılar, indirim haberleri, medyanın önüne sürekli olarak çıkardığı reklamlar gibi nedenlerdir. Kişi bunu bir nevi kendini yükseltmenin ve kendini dış dünyaya kabul ettirmenin bir yolu olarak görür. Kişi tabiî ki ihtiyacı doğrultusunda alış veriş yapmalı fakat bu alım ruhunu doyurmak içinse, bunun tüketim ile sağlayamayacağını zamanla anlaması kaçınılmaz olumsuz sondur.

 Ruhun gıdası asla israfa giden yoldan geçmez. Kişi huzur ve mutluluk gibi kavramları tüketirken değil, üretirken sağlayabilir. İnsan bir bardak çay ile de mutlu olabilir veyahut okuduğu bir kitap da bu amaca gayet güzel hizmet eder. Kişi bu sorun işle baş etmek için sevdiği hobilerine yönelmeli, zihninin yanılgılar ile yanılmasına engel olarak gerçekler ile yüzleşmelidir.

Tüketim için harcadığımız maddiyat ve maneviyatı sevdiklerimiz için harcarsak daha fazla doyuma ulaşabiliriz. Zaman, israf edilmeyecek kadar değerli ve önemlidir. En önemlisi zamanımızı boşa tüketmemeliyiz.

Dünya da çok fazla renk var. Gelişen teknoloji ile birlikte daha fazla insan tanıyor ve daha fazla kültür ile etkileşim içinde bulunuyoruz. İnternet aracılığı ile hemen her kültürün neler yaptığı hakkında bilgiler ediniyoruz. Artık sadece çevremizle yarış halinde değil, dünyanın popüler olanına ulaşmaya çabalıyoruz. Sürekli olarak alım bizi daha zor olanı almaya, olmazsa şayet mutsuz olmaya itiyor. Bundan kendimizi korumak için öncelikle gereksiz yarış içinde bulunmaktan sakınacağız. Elimizde var olanın değerini bilerek, gerçek dışı harcamadan zihnimizden geldiğince kaçınmaya gayret göstereceğiz.

Ailemize, dostlarımıza daha fazla vakit ayırmak bunda başarılı olmamızı sağlar. Şunu bilmek gerek ki tüketimin sonu yoktur. İnsan tüketirken sadece cebinden tüketmez, manevi olarak da az az tüketir. O yüzden bir ürün satın almadan önce gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını bir kere değil iki kere düşünelim. Eminim olmasa da mutluluğunuzu etkilemeyecek çok şey var, ama olmasa mutsuz olacağımız şeylerin sayısı ve değeri bunlar ile kıyaslanamaz. Mesela aile gibi, dostlar gibi, zaman gibi…

Sahip olduklarınızın yeterli gelmediğini düşünüyorsanız, neyi yok saydığınızı da bir kez daha düşünün derim.

Instagram/ kaderr_cakr