KİN BİTMİYOR! yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

KİN BİTMİYOR!29 Haziran 2020, Pazartesi

Geçmiş tarihimizi unutturma adına mekteplerde yıllarca okutturulan tarih kitaplarında bize Sultan II. Abdülhamid Hanı ‘Kızılı Sultan ‘diye öğretmeye çalışanların, Osmanlıya karşı kinleri bitmiyor ve bitmeyecekte!

Dünyaya 600 yıl boyunca hükmetmiş, gittiği her yere adalet ve huzur götürmüş, şanlı ecdadımızla biz her zaman gurur duymaya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalının Genel Yayın Yönetmeni yine Sultan II. Abdülhamid Han’a çirkin ifadeler ile saldırmış.

Bitmeyen kini ile ‘’Abdülhamit, aydınlara ve halka zulmeden, tabası olan haklara yönelik katliamlar düzenleyen, Namık Kemalleri, M. Kemalleri, Mithat Paşaları zindanlara atan, süren, öldürten; Filistin'i Siyonistlere satan işbirlikçi despot sultandır. Cumhuriyeti kuranlar Abdülhamit’e karşıdır." demiş.

Allah sizi ıslah etsin!

O öyle bir Sultandı ki, Abdestsiz vatan toprağına ayak basmamış,

Dünyanın dört bir yanına hizmet götürmüşdü…

O öyle bir Sultandı ki, düşmanları bile takdir etmiş, Almanya Başbakanı Bismarck; "Dünyada 100 gram akıl varsa bunun 90 gramı Abdülhamid'de, 5 gramı bende, kalan 5 gramı da diğer dünya siyasilerindedir." Demişti.

Bu zamanda yapılan bu çirkin saldırıların hesabı sorulmalı artık.

Ata’na laf ettirmek istemiyorsan, atalarıma söz söyleme!

Sultan II. Abdülhamid Han Hazretlerinin torunları şimdi vatanlarındadır.

Yapılan bu alçakça saldırıya karşı duyarsız kalmamalıdırlar.

Hukuk önünde Osmanlıya karşı kini bitmeyen bu densizlere karşı haklarını aramalıdırlar.

Gücümüz yettiğince bizde şanlı ecdadımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Osmanlı torunu olmaktan asla gocunmadık…

Biz Osmanlıyız…

O şanlı ecdadın torunlarıyız…

Var olsun Türk Milleti…

 

AKSARTEPE VALİ GÖRDÜ!

Aksartepe’nin geçtiğimiz günlerde ağır misafiri vardı.

Bizi takip eden okuyucularımız bilir.

Aksartepe’yi bu sütunlarda çok yazdık.

Aksartepe, Akyazı-Kuzuluk arasında Rakımı 315 m olan, Akyazı coğrafyasına hâkim bir tepe.

Buraya güzel bir seyir terası yapılmasını, sosyal dinlenme yerleri ve mesire alanları oluşturulmasını istemiştik.

Uzun zaman sonra ihalesi yapılan bu yerde çalışmalar hala devam ediyor.

Sakarya Valisine ilimize hoş geldin ziyaretine giden Akyazı Belediye Başkanı Bilal Soykan aynı gün Vali beyin Akyazı için keşif programı olduğundan bi haberdi.

Yapılan hayırlı olsun ziyareti ve bilgilendirme sonrası Sakarya’nın yeni Valisi Çetin Oktay Kaldırım aynı gün Akyazı’ya geldi.

Akyazı’nın pratik zekâlı Başkanı Soykan, Vali bey ile turizm bölgelerinde ufak bir gezi sonrası İlçe Kaymakamı Yakup Güney ve misafirler ile Aksartepe yolunu tuttular.

Başkan Soykan Akyazı’ya hâkim Aksartepe’den, Vali beye Akyazı’yı kısa sürede tanıttı.

Vali Kaldırım’da  öyle zannediyorum ki ,Aksartepe’ye çıkan ilk Vali olarak tarihte ki yerini aldı.

Vali de gören Aksartepe’de yapılan çalışmalar, inşallah en kısa zamanda tamamlanır.

Vatandaşlarımız için yeni bir nefes alma mekânı da hizmete girmiş olur.

Aksartepe’de birlikte iftar açma sözü veren Belediye Başkanlarımız olmuştu ama nasip olmadı.

Aksartepe Vali gördü ya…

Bu Ramazan Aksartepe’de iftarı belki Vali beyle mi yaparız?

Bekleyelim ve görelim…

MARTİN’E HAYIRLI OLSUN

Kuzuluk Kaplıca Evlerinde bir dönem birlikte çalıştığımız Sedat Martin kardeşimiz Hendek Belediye Başkan Yardımcılığına atandı.

Daha önce TBMM’de Milletvekili Danışmanlığı da yapan ve sürekli yükselen başarı çizgisi ile bu makama kadar geldi.

Kendisini ziyaret ederek başarı diledik.

Hendek’te güzel izler bırakmayı hedefleyen Martin’in gözü hala yukarılarda…

Rabbim yolunu açık etsin…

KISSADAN HİSSE

Sultan II. Abdülhamid Hân zamanında Yavuz Sultan Selim’in türbedarının hanımı hamiledir ve bir gün canı kiraz çeker, kocasına der ki :

“Canım çok kiraz çekti bana biraz kiraz alabilir misin?”

 Adam çarşıda köşe bucak kiraz aramaya koyulur. Mevsimi olmadığı için, çok pahalıdır. Bir türlü parasını toplayıp kiraz parasını bir araya getiremez. Döner dolaşır türbeye gelir. Kabir’in yanı başında oturur ve sandukaya dokunup der ki:

“Ey büyük İslâm padişahı, cihan şahı! Onca senedir hizmetini görürüm ama bir himmetini görmedim.”

Daha sonra evine gider ve karısına alamadığını söyle-yince karısı biraz üzülür hâliyle. O sabah kapıya iki asker gelir ve faytonu göstererek; “Sultan Hazretleri seni huzura bekler.” derler. Adam bir an tereddüt eder içinden. Emri tebliğ eden asker fazla sabırlı değildir.

“Efendi, efendi ne durursun? Sultanın emrini tebliğ ederim sana!”

Türbedar bakar ki ağırdan almanın zamanı değil. Çâresiz faytona atlar, sarayın avlusuna giderler. Hemen huzura alırlar türbedârı. Sultan Abdülhamid Hân, türbedarı tepeden aşağı bir süzer. Sonra, yumuşak bir edâ ile sorar :

- Ceddim Yavuz Sultan Selim Hânın türbedarı sen misin?

- Evet Sultanım!

- Söyle bakalım dün türbede neler oldu?

- Bir mesele olmadı sultanım.

- Bir meselen olmalı?

Bir anda zihninden bir sürü şey geçer. Acaba Sultan neyi sormak istiyor. Hangi derdimi soruyor? Şaşırarak der ki:

- Sultanım bir şeyler olmadı, bir derdim de yoktur.

Abdülhamid Hân, sesini yükseltir hem de sertleştirir.

- Türbedar efendi! Dün de-demden ne istedin?

İster istemez hadiseyi anlatır:

- Sultanım, zevcem hâmile. Benden kiraz istedi. Çok pahalı olduğu için alamadım. Bunun için de velinimetim Sultan Selim Hânın sandukası yanında kendi kendime söylendim.

Ortalığı bir sessizlik kaplar. İki tarafta da derin tefekkür.

Sultan Abdülhamid Hân, söylenmeye başlar:

- Dedem sabaha kadar beni rahatsız etti. Al şu bir kese altını, bir daha da böyle şeyler için dedemi rahatsız etme!

Emir subayına döner der ki:

- Türbedarın maaşı iki misline çıkarılsın!..(turktakvim.com)

GÜLÜMSE BİRAZ

Yüzbaşı, elinde kına olan bir as­kere sordu:

- Bu kınayı niçin yaktın?

- Bizde askere gidenin ellerine kına yakarlar komutanım.

- Niçin yakarlar?

Asker bilemediği için mektupla annesine sorar. Gelen cevapta şöyle deniyor­:

“Yiğit oğlum! Yüzbaşına de ki:

Anam diyor ki; bizde kınayı üç şey için yakarlar.

1- Kurbanlık koyuna; Allahü teâlâya kurban olsun diye.

2- Geli­lik kıza; kocasına fedâ olsun diye.

3- Askere giden evlâda; vatana fedâ olsun diye.”

ÖZLÜ SÖZ

Düşman, kör nişancıdır. Lakin dost nereden vuracağını iyi bilir.