GEÇMİŞ OLSUN SAKARYA6 Temmuz 2020, Pazartesi

Geçtiğimiz Cuma günü ilimiz de,Hendek ilçesinde faaliyet gösteren bir havai fişe fabrikasında meydana gelen patlama ile elim bir kaza yaşandı.

Yaşanan patlama çevre illerden ve ilçelerden de hissedildi.

Devletimiz tüm imkânlarıyla yaşanan hadiseye müdahale etti.

Cumhurbaşkanımızın talimatları ile olay yerine gelen Bakanlarımız, Valimiz, Büyükşehir ve ilçe Belediye Başkanlarımız, İlgili kurumlar ellerinden gelen tüm gayret ve çabayı sarf ettiler.

Valimiz Çetin Oktay Kaldırım tarafından yapılan son bilgilendirmeye göre 6 vatandaşımız hayatını kaybederken, kayıp 1 vatandaşımızı arama çalışmaları sürüyor. Durumu ağır olan bir yaralımız ile birlikte hastanede yatan 5 yaralı vatandaşımızın tedavileri ise devam ediyor.Yüzün üzerinde yaralı olarak hastaneye kaldırılan işçi kardeşimizin  tedavileri tamamlanarak  taburcu edildiler.

Fabrika sahibi aynı zamanda, Sakarya Müsiad Başkanı olan Yaşar Coşkun beyi tanıyorum.

En büyük acıyı yaşadığına da inanıyorum.

Gereken incelemeler yapılıyor…

Bir ihmal kusur var ise gereken adli işlemler yapılır.

Meydana gelen bu patlama hepimizi üzdü…

Mübarek bir Cuma gününde elim kaza sonrası vefat eden işçilerimiz inşallah şehid olmuştur. Vefat eden işçilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum

Yaralı işçi kardeşlerimizde inşallah bir an önce şifa bulup yuvalarına dönerler.

Geçmiş Olsun Sakarya, Geçmiş Olsun Hendek…

ARİFİYE MEZUNLARI BULUŞMASI

Arifiye Köy Enstitüsü, Arifiye Öğretmen okulu, Arifiye Öğretmen Lisesi ve Arifiye Anadolu Öğretmen Lisesi mezunlarının yıllık geleneksel buluşması bu yıl da Arifiye’ de gerçekleşti.

Arifiye Kültür Merkezinde başlayan programa katılma fırsatımız olmasa da, bir Arifiye Mezunu olarak öğlen vakti Kuğulu Park’ta ki buluşmaya yetişme zamanımız oldu.

Yine kıymetli öğretmenlerimiz ve Arifiye Mezunu arkadaşlarımız ile bir araya geldik…

Yine geçmiş hatıraları yâd ettik…

Bu sene yaşanan pandemi sürecinden dolayı katılım sayısı az olsa da geleneksel yılık buluşmayı organize ederek gerçekleştiren Arifiye Öğretmen Okulları Derneğine gösterdikleri gayretten dolayı teşekkür edelim.

GEYVE-TARAKLI TURU

Yeni Valimizin ilk ziyareti Taraklı olunca ve geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce’nin Taraklıyı mesken tuttuğunu görünce, ziyaret zamanı geldi dedim.

Mezunlar buluşması sonrası kısa sürelide olsa gezi ve ziyaret için Geyve-Taraklı ’ya doğru yola çıktık.

Son zamanlarda bölgede yapılan çalışmaların etkisi ile gelişimi ve değişimi fark etmemeniz mümkün değil.

Toprak fiyatlarında ciddi bir değer artışı olurken, hizmet sektöründe birbirinden modern işletmeler faaliyete başlamış.

Bölgeye kurulan termal tesisler Geyve ve Taraklı ilçesinin ticaretine ciddi katkı sunuyor.

Keza hafta sonları gelen ziyaretçiler de öyle…

İpek Yolu projesinin hayata geçmesi ile önümüzde ki yıllar da bölgede ki değişimin daha da hızla artacağını şimdiden söyleyebiliriz.

ESKİ İÇİŞLERİ BAKANIMIZ AKSU İLE…

Eski İçişleri Bakanımız, Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Aksu bey geçtiğimiz günlerde misafirimiz oldu.

Bakanımız ile uzunca bir süre sohbet ettik.

Kuzuluk’un geçmiş dönemlerini de yakinen bilen Bakanımız,

Bölgede yaşanan değişime şaşırdığını ifade etti.

Gelmişken Bakanımızın siyasi hatıralarını da dinledik.

Rahmetli Eski Cumhurbaşkanımız Özal, döneminde yaşanan bir hatırasını bizimle paylaştı;

Bir Ramazan ayında İslam Ülkeleri büyükelçilerine Köşk’te iftar verildi. Biz de oradaydık. İftar sonrası Cemil Çiçek Bey ile akşam namazına kalktık. Bir polis kardeşimize kıbleyi sordu da gösterdi. Cemil bey imam oldu. Rahmetli Özal ve Büyükelçilerde cemaat oldular. Selam verdik arkadan bir ses ’’kıble yanlış’’ demez mi?

Ben de döndüm ‘’sen söylemesen bizim namaz olmuştu’’ dedim.

O zaman ‘’benim namaz ne olacak?’’ deyince…

Namazı tekrar kıldık.

Bir gazeteden muhabir arkadaş hemen aradı.

‘’Köşk’te akşama namazını iki defa kılmışsınız’’ dedi.

Ben de ‘‘evet doğru, önce farzı ,sonra sünneti kıldık’’ dedim, mevzuyu kapattık.

KISSADAN HİSSE

Hüseyin Hilmi bin Saîd hazretleri buyuruyor ki:

Ben, Efendi hazretlerinden (bir şey) öğrendim. O da bana yetdi. Nedir o?

(Hak) nedir, (bâtıl) nedir? Bu (doğru), bu (yanlış). Bu (dost), bu (düşman). Bunları öğrendim efendim.

İnsanın, hayâtda en büyük dostu, (Allah) dır celle celâlüh. En büyük düşmanı da kendi (nefsi) dir. Hattâ nefis, Allah’a (düşman) dır kardeşim.

 

Cenâb-ı Hak, onu öyle yaratmış. Kendine (düşman) yaratmış. Her isteği, islâmiyetin beğenmediği şeylerdir.

Allahü teâlânın emirleri hâricinde ne yapıyorsak, o, (nefse) âitdir.

Âhiretde, ameller, ibâdetler ikiye ayrılacak. (Allah için) yapılanlar, (nefs için) yapılanlar.

Kendi nefsi için yapılanlar, terâzînin (sol) tarafına, Allah için yapdıkları da (sağ) kefeye konulacak. Tartılınca, netîce buna göre olacak.

Nitekim sağ taraf ağır gelirse, (Cennete), sol taraf ağır gelirse (Cehenneme). Her şey açık, herşey meydanda.

Herkes, her işini, hür irâdesiyle yapar, netîcesine de katlanır. Mektûbât’ta; (İnsan, evlâdını bile kendi nefsi için sever) buyuruyor.

Cenâb-ı Hak, bu sonsuz olan (ateşi) söndürecek bir şey yaratmış.

Bunun bir ilâcı var.

Sonsuz ateşi söndüren bu ilâcın ismi, (Lâ ilâhe İllallah Muhammedün resûlullah) kelâmıdır.

Bu kelâmı, inanarak  (bir defâ) söyliyen için, sonsuz ateş, sonsuz olarak (söner) efendim.

Kalbdeki kirleri temizlemek için de ilâç, (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) kelâmıdır.

Bunları, hem (kalben), yâni inanarak, hem de (fiilen) ağızla söylemek lâzım.

Velhâsıl cenâb-ı Hak, insanlar için iki ilâç yaratmış. Biri, (kelime-i tevhîd), diğeri (istiğfâr). Bunlara, baha biçilmez efendim.

ÖZLÜ SÖZ

"Ölüm, bir saniye kadar yakınken hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanın âlemi ne ..?’’