ÜMİTSİZLİK20 Ocak 2021, Çarşamba

Bu hafta sizlere Türkiye’nin yapısal bir sorunu haline genç işsizlikten bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz üzere 11 Ocak günü, Türkiye’nin ekim ayı işsizlik rakamları açıklandı. Ekonominin kötü seyrine ve işsizlerin sayısının artıyor görünmesine rağmen, rakamlar bu durumun tersini gösteriyor. Tabii bunun temel sebebi de TÜİK’in sunmuş olduğu verilerin, geniş tanımlı işsizliği göstermemesinden kaynaklanıyor. İçerisinde bulunduğumuz pandemi ve ekonomik bunalım koşulları ile iş piyasaları içerisinde çalışabilmek bir rüya halini aldı. Fakat beni asıl korkutan pandemi sonrası yaşanacak işsizlik durumudur. Zira içerisinde bulunduğumuz durumlarda, tüm bu rakamlar alınan önlemler ile tampon uygulanan bir durumu yansıtıyor. Ve asıl kanama tüm bu önlemler kalkınca yaşanacakmış gibi görünüyor.

2020 yılının haziran ayından itibaren ben de genç işsizler ordusuna katıldım. Bizlerin yakın çevremizde dahi ilk karşılaştığı söylemler “iş arayana iş çok, sizler iş beğenmiyorsunuz, gir bir yere hiç olmazsa para kazanırsın” gibi örseleyici ve gurur kırıcı laf kalabalığı oluyor. Fakat kimse bizi asıl korkutanın, mesleki bilgi anlamında vasıfsız ve hiçbir katma değeri olmayan bir gelecek sahibi olmak olduğunu görmüyor. Mesleki anlamda bizlere herhangi bir vasıf kazandırmayacak işlerde çalışmak bizler için kaçınılmaz bir hal alıyor ve ümidimizi kırıyor. Yapmış olduğum birçok görüşmede dikkatimi çeken çok önemli bir ifadeyi sizler ile paylaşmak istiyorum. Sakarya’da tamamen alanımla alakalı yaptığım görüşmede yetkili kişi “üniversiteden aldığın referansların gayet güzel fakat seni ön plana taşıyacak olan, akrabaların ve tanıdıkların olmadığı için yetersiz kalıyor” söyleminde bulunduğunda önümüzde ki en büyük engel olan, ahbap çavuş ilişkisinin bu kadar açıkça vurgulanmasına şaşırdım. Ve bu sistem içerisinde kendimiz için gelecek görmek imkansız bir hal alıyor. Zaten iş sahibi olamayarak bizler kendimize ait gelecek planları yapmazken, bir de bu söylemler ile umutlarımızda yerle bir oluyor.

Bir yerlerde unvan sahibi tanıdıkların olması hiçbir zaman bireyin başarısının ve yetkinliğinin olduğu anlamına gelmiyor. Fakat ne yazık ki içerisinde bulunduğumuz sistemde önce o unvan ve sonrasında sömürülmeye karşı verdiğimiz “sessizlik” aranıyor. Gerçek başarı toplumun gözünde çok para kazanmak olarak görülüyor. Bu düşünce karşısında da gençlik daha çok eziliyor. Fakat ne yazık ki çoğu kişi bunun farkına dahi varamıyor. Gerçekten başarı ne demek görmek istiyorsanız banka hesaplarına değil, Türkiye’nin %24,9’u olan genç işsizlere biraz bakın. Genç işsizler, bu sistemin içerisinde verdikleri mücadele ile sizlere başarılarını yansıtıyor.