Deprem gerçeğini unutmayalım! yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız : Kimden : Kime :
Mesajınız :

Deprem gerçeğini unutmayalım!23 Ocak 2021, Cumartesi

Son zamanlarda koronavirüs pandemisi derken, ekonomik sıkıntılar derken ülkemizin gerçeği olan deprem sanki gündemden biraz geride kaldı.

Ama yüzyıllardır ülkemizin ve Sakarya’nın ciddi derecede unutmaması gereken gerçeklerden biri de depremdir. Çünkü yaşanan depremde binlerce canımızı, evladımızı, ailemizi kaybediyoruz. 7’den 70’e acılar içinde göçük altından sağ çıkartılacak bir yakınımızı umutla bekliyoruz.

Hatta deprem aslında pandemiden dolayı geri planda kalsa da kendini bir yerlerden hatırlatıyor. Son günlerde küçük küçük sarsıntılar yaşanıyor. Ama sarsıntılardan ziyade 30 Ekim 2020’de saat 14.51’de İzmir’de yaşanan deprem bize acı bir şekilde depremi hatırlattı. İzmir’de yaşanan depremde büyük küçük 114 canımızı kaybettik.  

İşte bu tablo tüm gerçekliğiyle yüzümüze tokat gibi vurdu ve kendimize gelmemizi sağladı. Çünkü deprem her an kapıda.

Ülkemizde zaten 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sonrası çok gelişmeler oldu. Enkaz altından kurtarma ekipleri, deprem öncesi-anı ve sonrası eğitimleri, ulaşım ve iletişim için özel ekipmanlar, Gönüllü AFAD çalışanları ve bunun gibi kocaman bir aile kuruldu. 

İzmir’de yaşanan depremden sonrada bu konuda çalışmalar arttırıldı, gönüllüler çoğaldı. İlimizde kurulan Afet simülasyon tırı ilçe ilçe gezerek 7’den 70’e herkese depremi hem uygulamalı hem de eğitimle anlatıyor. Tabi ki halkımızın da bu konuda duyarlılığı gerçekten yüksek. Bu sayede ilimizdeki AFAD eğitmenleri daha rahat ve huzurlu bir şekilde eğitimleri verebiliyorlar.

Ama iş tabi ki de AFAD ekipleriyle veya gönüllülerle bitmiyor. İlk başta vatandaşta kendi tedbirini almalıdır. Evde deprem çantası, yangın tüpü bulundurmalı. Evdeki eşyalar mutlaka sabitlenmeli. Her aile bireyi her vatandaş ilk yardım bilmelidir.

Onun dışında şehirde yatay mimarileşmeye önem verilmelidir. Bu konuda zaten sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın duyarlılığı ve talimatları sayesinde ülkemizde yavaş yavaş kentsel dönüşümler başladı ve yatay mimariye geçildi.

İnşallah en kısa sürede de bu binalar depremde tehlike olmaktan çıkar, güvenli yuvalarımız olur. Çünkü sadece deprem değil, binalar da öldürür. Eğer deprem yönetmeliğine uygun olmayan, çok katlı ve zarar görmüş çatlak binalarda oturuyorsak kendimizi korumamızın imkanı yok. Önce bunun çözümü için çabalamalıyız.

Elbette gönül isterdi ki doğal afetlerden hiçbir vatandaşımızın burnu bile kanamasın. Lakin yıkılan binaların yapımındaki hatalar bu hazin sonların olmasına sebep oluyor. Depremin geride bıraktığı o dehşet manzaralar gerçekten acı verici. Bizi öldüren deprem mi, yoksa biz miyiz? Bunu oturup düşünmeliyiz.

O yüzden depreme suç bulmamalıyız. İlk önce eşeğimizi sağlam kazığa bağlamalıyız.