Tekrar eden hatalar 14 Temmuz 2021, Çarşamba

Fikirlerine çok değer verdiğim bir büyüğüm, bir gün “insan yeryüzüne indirildiği ilk günden itibaren çıkarları doğrultusunda, ticari bir içgüdü ile gelişmiştir. Ve bu gelişim ile insan kendi benliğini ve ahlakını da alınır ve satılır kılmıştır.”demişti…

 Günümüzde de bu düzenin giderek geliştiğini, kendi hayatlarımızın hemen her çevresinde gördüğümüzü düşünüyorum. Okullar eğitimi satıyor, hukukçular adaleti pazarlıyor ve politikacılar geleceğimizi allayıp pullayıp önümüze koyuyor. Ve bizler de tüm bu pastalardan birer dilim tatmadan duramıyoruz. Çünkü; bizlerin tercih hakkından daha çok mecburiyetleri var.  Ama lafta kendi yolumuzu kendimiz çiziyoruz. Yaşadığımız şehirde, bölgede ve hatta ülkede değişmeyen bir gündemi, sürekli olarak yaşıyoruz. Dilimizde her ne kadar “21. Yüzyılda yaşıyoruz” sözü eksik olmasa da değişmeyen ve sürekli daha kötüye ilerleyen bir gündemi ellerimizle yaratıyoruz.  Daha geçtiğimiz hafta boyunca, gündemimizdeki haberler hepimizin malumu oldu. Çocuk istismarında ve kadınlara yönelik şiddette, ne yazık ki boyutlar atlayan bir hal aldık. Fakat verilen cezalar ve alınan önlemlerse trajikomik bir halin ötesine geçemiyor. Üstelik bunlar çok uzun süredir var olan sorunlarımız.

  Daha yeni, “elmalı davası” süresince hepimizin yüreği sızladı. Yine geçtiğimiz hafta, sırf şort giydiği için hakarete maruz kalan genç bir kadının görüntülerini şaşırmadan izlemek zorunda kaldık. Çünkü artık giderek yozlaşan ve ahlaksızlaşan bir toplum olmanın ötesine, ne yaparsak yapalım geçemiyoruz. Ahlakın ne olduğunu düşünecek olursak, bildiğimiz ve inandığımız her şey bir yalanın ötesine geçmiyor. Bizler toplumun basmakalıp sözleri ile oluşturduğu her baskıyı ahlakmışçasına benimseyen ve kendi özgürlüğümüzün karşısın da duran bir halden öteye gitmiyoruz. Tam tersine her geçen gün, bizler kendimizi daha da zincire vurarak, sürgün ediyoruz.

21. yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. Fakat hâlâ insanların kılık kıyafetlerine, düşüncelerine ve inançlarına saygı duymaktan geri duruyoruz. İnsanların ahlaklarını yaptıklarından ya da hedeflerinden ziyade, giydikleri kıyafetlerde arayarak, ahlakımızı koruduğumuzu sanıyoruz. Biraz düşünsek toplumdaki ahlakın artık ne düzeyde geri kaldığını rahatlıkla görebiliriz. Kendi fikirlerinden ve tercihlerinden uzak kalan, özgürlüğünü başkalarının çizdiği sınırlar içerisine hapseden bir bugünümüz var. Ve bizler bu günlerimiz ile yarınlarımızı yarattığımızın farkında olamıyoruz. Bu ülkenin sokaklarında hemen her gün, kadınlar ve çocuklar hayatta kalmak için mücadele ediyor. Ama bu durumu hiçbir zaman sorgulamıyoruz. Sahi biz ne kadar refah sahibiyiz? Bir kadın veya bir çocuk özgürce ve can güvenliği tehdit altında olmadan bir gün yaşayabilecek mi?