Ömer Seyfettin'de vatan sevgisi
Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Ömer Seyfettin, kaleme aldığı "Türklük Ülküsü" adlı eserinde, "Her milletin bir milli mefkuresi vardır. Milli mefkuresi olmayan millet bir hayvan sürüsünden başka bir şey değildir" diyor. Ömer Seyfettin'e göre, bir milletin fertleri dağınık ve perişan kaldı mı mefkuresiz kaldı demektir. O milletin başına her türlü felaket gelir. Vatanını ecnebiler, komşu milletler gelip zapt eder. O millet artık esir olur. Adetlerine an'anelerine tecavüz ederler.
Ömer Seyfettin, Türklük Ülküsü (Türklük Mefkuresi) adlı eserinde, Türklere gaflet uykusunun yakışmadığını belirtiyor. Nerede bir millet varsa orada bir de milliyet mefkuresi olduğunu anlatan Ömer Seyfettin, örnek olarak dünyada bütün İslav milletine mensup olan insanların mefkuresi Pan-İslavizm yani İslavların Birliği ile Pan-Cermanizm yani Alman birliğini gösteriyor. Dünyada istikbali en parlak milletin ise Türk milleti olduğunu anlatıyor.
Ömer Seyfettin'in fikirleri günümüze de ışık tutmaktadır. Biz bunlardan vatan sevgisi ile ilgili olanlarını köşemizde tanıtmak istedik. Ünlü yazara göre, Türklerin üç türlü vatanı vardır. Bunlar, Milli vatan, Dini vatan ve Fiili vatan'dır.
Milli Vatan: Türkçe konuşan bütün Müslümanların oturduğu yerlerdir. Bunlara Turan denir. Hangi devlet idaresine girerse girsin Turan Türklerindir. Anadolu, Turan'ın bir parçasıdır. İstanbul, dünyada bir tanecik olan Türk Hakanlığının merkezidir. İstanbul'un şivesini bütün Turan halkı umumi lisan olarak kabul etmiştir. Milletini seven milli vatanını sever. Milli vatanın hudutları etnoğrafya ‘kavmiyat' haritalarında çizilidir. İstanbul'daki Türk hakanını manevi olarak bütün Türkler tanır ve severler.
Dini Vatan: Biz Türk olmakla beraber müslümanız. Turan'la beraber bütün başka milletlerden olan Müslümanların oturduğu yer bizim dini vatanımızdır. Padişahımız bütün Türklerin hakanı olduğu gibi bütün Müslümanlarında halifesidir. İstanbul, Türk Hakanlığının ve Türklüğün merkezi olduğu gibi Müslümanlığın ve hilafetinde merkezidir. Bütün Müslümanların gözü İstanbul'dadır. Mefkuremizin ikinci safhası milli vatanımız gibi dini vatanımızı da esirlikten kurtarmaktır.
Fiili Vatan: Osmanlı Devleti'nin idare ettiği bütün Türkiye bizim fiili vatanımızdır. Türklerin hakanı ve Müslümanların halifesi olan zat, Osmanlı Devleti'nin tebası içinde bir hükümdar, bir padişahtır. Türkiye'de Türklerin üç türlü vatanlarından birer parça vardır. Anadolu bütün Türklerle dolu olduğundan milli vatanın bir parçasıdır. Anadolu'daki Türklerle Arabistan'daki Arap milleti Müslüman olduğundan bütün Türkiye bizim dini vatanımızdır. Türkiye'de siyasi ve fiili hakimiyetimiz olduğundan fiili vatanımız da burasıdır.
Ömer Seyfettin'in Türklük Ülküsü (Türklük Mefkuresi) adlı eserini Sakin Öner sadeleştirdi. Öner'in hazırladığı bu güzel eserin ikinci baskısı Türk Kültür Yayını arasında 1977 yılında yayımlandı.
Ömer Seyfettin
Asker, hikayeci. 28 Şubat 1884 tarihinde Balıkesir'in Gönen ilçesinde doğdu. Babası Binbaşı Ömer Şevki Bey Kafkas Türklerindendir. Annesi Kaymakam Mehmed Bey'in kızı Fatma Hanımdır. Öğrenimine Gönen'de başladı. İstanbul Aksaray'daki Mekteb-i Osmaniye'ye devam etti. Eyüp'teki Baytar Rüşdiyesi'ni bitirdi. Kuleli Askeri İdadi'sine yazıldı (1893). Bir müddet sonra Edirne Askeri İdadisi'ne nakl olarak öğrenimini burada tamamladı. Daha sonra İstanbul'da Mekteb-i Harbiye'ye geldi. Piyâde mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu. Teğmenlikle İzmir'de (1903-1910), sonra üsteğmen olarak Rumeli'de görev yaptı (1908-1910). Hudut boylarında Balkan kavimlerinin istiklal faaliyetlerini yakından gördü. Dönemin ünlü şair ve yazarlarıyla tanıştı. Sebat, Serbest İzmir gazetelerinde yazıları çıktı. Hikayeleri Aşiyan, Musavver, Hâle, Düşünüyorum, Zekâ dergilerinde yayımlandı. Ali Canib ve Ziya Gökalp gibi arkadaşlarıyla birlikte hareket etti. 6 Mart 1920 tarihinde uçmağa vardı. (Sakin Öner'in sadeleştirdiği bu kıymetli eserin giriş kısmında ise Ömer Seyfettin'in vefat tarihi olarak 4 Mart günü gösterilmektedir.) Kabri Zincirlikuyu'daki Asri Mezarlık'tadır.
Eerleri: Sağlığında, Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910), Harem (1918), Efruz Bey (1919) adlı hikâye kitapları yayınlandı.
Basılan hikaye kitapları şunlar: Kahramanlar, Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet.
21 Şubat 2010