Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi

hsanzumi@sakaryahalk.com

CEHENNEM KÖZÜ

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
CEHENNEM KÖZÜ

Asrımızın son Dandanakan savunmasında ehli insafın karşısına dikilip hunharca saldıranların ortak özelliklerinin fitne, hırsızlık ve de eyyamcılık sacayaklarından oluştuğuna hayretle şahit olmuştuk. Görünürde bu efal farklı farklı mecralara aksa da aslında birbirinin mütemmimi olduklarını yaşadıkça hayret etmemenin mümkün olmadığını paylaşmak istiyorum. Fitne fitnesini körüklerken hırsızın da en kısa zamanda ona entegre olduğunu, hırsızlığın da fitneyi bir ara eleman, taşeron olarak kullandığı aşikardır. Ama eyyamcıya gelince aslında o her ne kadar masumane endam eylese de en ehven ve de adiyattan beslenenin ta kendisidir. Hırsızın ve de fitnenin evveli ve ahiri her halükarda yaklaşık olarak kestirilip mümkünse tedbiri, değilse kendisine mesafelenilmesinin söz konusu olduğunu düşünecek olursak, eyyamcıya herkes ehven bir vaka olarak baktığı için hiçbir kimse onu adam yerine koyup ondan insanlığa bir zararın gelebileceğine ihtimal vermeyi aklına bile getirmediği için aslında en büyük tehlikeyi eyyamcıların oluşturdukları hep göz ardı etmişlerdir.

Eyyamcı semantikte gününü gün eden, güncü, şundan bundan geçinmenin yolunu en basitinden tutun da fırsatını bulduğu noktaya kadar seyyaliyet seyreden ehven ki bir diğer ifadeyle bu zevata idare-i maslahatçılar da denilir. İdare-i maslahat hayatiyetini sürdürebilmek, ondan bundan şundan geçinebilmek için bütün köşelerden arınıp yuvarlaklaşıp molozlaşan kişiler ki bunların hiçbir ilke ve de ideolojileri olmaz. Bunlar her ne kadar bir yere aidiyet gösterip, oraya yamanıp başta kendilerinin aidiyetlerine mensupçasına eser verseler de konuşup yazsalar da gizlice el altından karşı tarafla muhaberatı sağlayıp bu eseri aslında kendisinin yazmadığını veya söylediklerinin kendisine kerhen dikte ettirildiğini söylemeyi itikadi bir kural olarak görür ve kana kana yaşarlar. Bu zevatın aslında hiçbir samimiyetleri mevzuubahis değildir. Tarafsız kalan bertaraf olur. Hışmına uğramamak için güçlü zannettikleri ve nemalanabilecekleri bir cenaha çengeli attıktan sonra kim güçlüyse onun husyesini yağlayıp onun sofrasına otururlar. Bu gibilerin bütün oturumlarında güç ve kudret vehmettikleri bütün haklı haksız insanlar övülürken haklı da olsa garip gurebanın ipi çekilir. Ama her zamanki gibi kadiri mutlak olan Cenabı Hakkın gücü ve de kudreti hep görmezden gelinir nedense. Çünkü zaten yüce Çalaba iman edebilenlerin zaten bu kadar ehveniyat içre olmalarına imkan ve ihtimal yoktur. Bu vesileyle beni ve çevremizi tanıyanların yukarıdaki aktörlerin kimler olduğunu herkes bilir. Derken tam zuhurat oldu. Apartman görevlisi Sami Akın Bey günlük gazetelerimizi getirmişti ki evvelemirde Türkiye gazetesini elime alarak incelemeye başladım. Bir de ne göreyim gönül pınarı köşesini ihya eden Osman Ünlü Beyin makalesi de benim bugüne kadar yazdıklarımı özetliyordu. Bu vesileyle bu makaleyi sizlerle paylaşıyorum.

"Nemmâm, ateşe odun atan gibidir."
Nemime: Koğuculuk, Müslümanlar arasında fitne çıkarmak, ara bozmak için söz taşımak demektir. Hadis-i şerifte (Hased, nemime ve kehanet sahipleri benden değildir) buyrulmuştur.
Nemmam: Söz taşıyan, koğuculuk yapan, duyulması istenmeyen bir sözü başkalarına götürüp söyleyen kimse demektir.
Hucurat suresinin 6. Ayeti kerimesinde mealen; (Eğer bir fasık size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, araştırmadan karar vermeyin! Yoksa bilmeden bir millete veya kimseye fenalık ederseniz ve sonra ettiğinize nâdim (pişman) olursunuz) buyrulmuştur.
Peygamber efendimiz de ; (Size en fenanızı haber vereyim. Nemmamlık edenler, aranızı bozanlar ve insanları birbirine düşürenlerdir) buyurmuştur.
Nemmamların şahitliği kabul edilmez. Muhammed Masum hazretleri buyuruyorlar ki nemamı yani söz taşıyanı dinleyen, onu tasdik etmemelidir. Zira nemmamın İslamda şahadeti kabul edilemez. İkinci olarak nemmamı nemmamlık yapmaktan men etmelidir. Üçüncü olarak nemmamlık edilen şahsa nemime sebebiyle suizan etmemelidir. Zira Müslüman'a suizan etmek, onun hakkında kötü düşünmek haramdır. Dördüncü olarak nemmamın haber verdiği şeyi tecessüs etmemeli yani araştırmamalıdır. Zira tecessüs etmek yani başkalarının ayıplarını araştırmak haramdır. Beşinci olarak nemmamın haber verdiğini nemmam gibi başka bir kimseye söylememektir. Nemime yani Müslümanlar arasında söz taşımamalıdır. Bu iki günahı işleyenlere çeşitli azaplar yapılacağı bildirilmiştir. Yalan söylemek ve de iftira etmek de haramdır, sakınmak lazımdır. Bu iki fenalık, her dinde de haram idi ve cezaları da çok ağırdır. Müslümanların ayıplarını örtmek, gizli günahlarını yaymamak ve kusurlarını affetmek çok sevaptır. Hadisi Şerifte (Nemmam cennete giremez) buyrulmuştur. Nemime yani Müslümanlar arasında söz taşımak, büyük günahlardandır. Mus'ab bin Züheyr Hazretleri; nemmamın sözünü dinlemek nemmamlıktan daha kötüdür. Zira gıybete yol açmaktır, buyurmuştur. Ahmet bin Asım Antaki Hazretleri ise buyuruyorlar ki: Gıybet ile nemime, yani söz taşımak, birbirine çok yakındır. İkisi de aynı şeyden doğar ve ikisi de taşkınlıktır. Zira azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz. Söz taşıyan, katil gibidir. Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir. Azgın kimse kibirlidir. İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftira günahına da girer. Yahya bin Eksan Hazretlerine, nemmam yani söz taşıyan hakkında sorulduğu zaman cevaben: Nemmam sihir yapan büyücülerden daha kötüdür. Çünkü büyücünün bir ayda yapamadığını nemmam bir anda yapar buyurmuştur. Söz taşıyanı dinlemek, ona kıymet, değer vermektir ki, aynı günaha ortak olmaktadır. Nemmamı dinleyen kimse, kendi sözlerinin de, başkalarına götürüleceğini unutmaması gerekir. Hasan-ı Basri Hazretleri, kendisinden nasihat isteyen bir kimseye şunu iyi bil ki; sana birisi hakkında nemmamlık eden yani söz getiren, senin hakkında da başkasına nemmamlık eder, yani sözünü başkasına götürür" buyurmuştur. İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyorlar ki "Kabir Azabı, en çok dünyada üstüne idrar sıçratanlara ve Müslümanlar arasında nemmamlık yapanlara yani söz taşıyanlara olacaktır. Bu ahval toplumları hep perişan etmektedir.

Netice olarak nemmamlık yeni insanlar arasında söz taşımak, kötü huylardandır, insanları birbirine düşürür, aileleri yıkar toplumları perişan eder. Bu sebeple, söz taşıyanı, dedikodu yapanı men etmeli, konuşmasına izin vermemelidir. Sadi Şirazi Hazretlerinin buyurduğu gibi: Düşmandan, laf getiren, insana insanlığa düşmanlıktan daha büyük düşmandır. Ey laf taşıyıcı, düşmanım bile yüzüme karşı kötü şey söylemeye cüret edemiyorken sen ondan daha büyük düşman olmasan, onun arkandan söylediğini, gelip de yüzüme karşı söyler miydin? Söz taşıyan eski düşmanlıkları yeniler kinleri tazeler ve en yumuşak insanları bile çileden çıkarır. Uyuyan fitneyi uyandıran kimseden hemen uzaklaşmalıdır. Zira kavga, iki kişi arasında yanan bir ateşe benzer ve söz taşıyan da o ateşin sönmemesi için odun taşıyan bir oduncu gibidir. Değerlendirmesini ve derlemesini yapan Sayın Osman Ünlü'ye katılmamak na mümkündür. Çünkü aklın yolu da birdir. Eğer bütün aklıselim sahipleri susacakları yerde fitne, fesat ve de tezvirat ehline cephe alıp en azından onlara yüz vermeselerdi bugüne kadar kaynayan fitne kazanlarının hepsinin akamete uğratabileceğini iddia ediyorum. Yok eğer birilerinin şerrinden emin olmak için dilsiz şeytan veya zulme omuz verme yolunu seçersek bu fitne közünün bir gün gelip de sizin de cebinizi, bilahare elinizi ve de yüreğinizi yakacağından emin olabilirsiniz.

Binaenaleyh makalemize üç çeşit tavır ki fitne, hırsızlık ve de eyyamcılıkla başlamıştık; bu derin irdelememizden de anlaşılacağı veçhesiyle fitneyle hırsızlığın nasıl da şerik olduklarını ancak en enteresanının ki çok zavallı endam eyleyen eyyamcıların nemalanmayı esas aldıkları için ilk fırsatta fitneyle ve bilahare de hırsızlarla nasıl imtizaç eyleyip gönül getirdiklerini ve her fırsatta onlara kol kanat gerdikleri gibi onlarla mücadele edenlere de el altından tehditler savurup vaktaki fitneyle hırsız yenilgiye gark olunca da benim kimseyle bir problemim yoktur aslında. Ben dahil hepimiz yanlış yaptık diyebilecek kadar ehveni tedbirkarlığa kırık hıyar ideolojisinin son curufat çıkarması vesilesiyle hepimiz fazlasıyla şahit olduk. Vallahi bu kadar ehvenliğe tarih bile şahit olmamıştır. Elime aldığım günlük gazetelerde şahit olduğum bir olayı da paylaşarak makalemizi nihayetlendirelim. Vakti zamanında şair, edip, hiciv mizah v.b. birçok mahareti olan bir arkadaşlarına teşriki mesaileri boyunca ellerinden gelen melaneti bırakmayıp adamcağızı mefluç eyleyip ölümüne sebebiyet verdikleri zatı muhtereme emrihak vasıl olup emaneti teslim edince kel ölünce saçı ipekten olurmuş atasözü mucibince bu zatın arkasından evinde, mezarında ve muhtelif mekanlarda törenler düzenleyip onu en azından överek bile olsa sömürüp hayrına verilen mekulat ve de meşrubatı telef etmeye gayret etmeleri hakikaten iblise bile rahmet okutacak cinsten bir ehveniyat olsa gerektir diyoruz vesselam.
Yazı Tarihi : 15 Mart 2010 Pazartesi
Allah kuru iftiradan, iftiracıların şerrinden ve nemimeden, nemmamların şerrinden bizleri muhafaza eylesin.
Bekir Selamoğlu @ 16.03.2010 11:01
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan