AZMANLAŞMA AZABI
AZMANLAŞMA AZABI
Bugün 7 Temmuz 2009 evlad-ı ıyalimle beraber memleketi asli hüviyetiyle gözlerimi dünyaya ilk açtığım coğrafya olan Hısnımansur'a sılayi rahim maksadıyla vasıl olunmuş bulunduk. Şüphesiz ki her seferi olma ahvali beraberinde çeşitli sıkıntıları getirdiği içindir ki başta yüce Çalabımızın bize kolaylık sadedinden lütfettiği ruhsatları kullana kullana bu zaman dilimini en güzel şekilde idrak etmekten başka hiçbir endişemiz olamazdı. Bir taraftan mezar ziyaretleri bir taraftan büyüklere tazim öbür taraftan da yetişmekte olan nesillerle hemhal olma vaziyeti. Her ziyruh doğar, büyür adeta askerlik hizmeti mesabesinde ömrünü tamamladıktan sonra da bir şekilde ebedi istirahatgahına tevdi olunur. Ne hazindir ki büyüklerimizin çoğunu artık bu âlemde bir daha görebilme şansına sahip değiliz.
Onun için bari geriye kalan üç beş kişiyle hemhal olunurken akranlarımızın bile birer birer öbür âleme göç ettiklerine şahit olunca eyvah sıra ne zaman bana gelecek acaba ne gibi bir hazırlık yapabildim zadülmead misali ahret azığımı hazırlayabildim mi diye kara kara düşünmemek için ancak ve ancak akıldan mahcur bir boz eşek olmaktan başka bir tespitte bulunulabileceğinin na mümküniyeti üzerinde beyin muhakematı biz insanları aklı olmayan hayvanlardan tefrik edecek en önemli ayraç veyahut da kalın kırmızıçizgi olsa gerektir. Memleketimize vasıl olmanın verdiği heyecanla birazcık dinlenip kendimize geldikten sonra kadim dostumuz rahmetli Ahmet efendinin oğlu İlhan Sarmısakçı sağ olsunlar ziyaretimize gelmişlerdi. Beraberinde Ömeran beldesinden getirdiği o güzelim kaysılar ile bir koli de şirelik ve de çerezle hoş geldiniz ve geçmiş olsun temennileriyle bir de kültürel sohbette bulunduk. İlhan bey son zamanlarda insanların epeyce azıtıp azmanlaştıklarını hep sureti haktan gözükseler de mazlumine zulüm icrasında şeytana bile taş çıkarttıklarını ifade ederken çok enteresan bir atasözünü buyurdular.
Doğrusu bu tespitten bendeniz ilk defa haberdar oluyordum. Kendilerinden de müsaade isteyerek bu sözü hemen zapturapt altına almayı kültürel bir vezaif telakki ediyorum. Bilindiği gibi karınca çok küçük olmasına rağmen o incecik ve de küçücük ayaklarıyla hacca bile gitmeye niyetlendiğine hemen hemen hepimiz şahidizdir. Karıncaya peki bu ayaklarla mı hacca gideceksin sorusuna verdiği cevapta calibi dikkattir. Hiç olmazsa bu yolda yani hac yolunda ölürüm temennisi biz insanoğlunun hayırlı işlerde gücümüz yetse de yetmese de iyimser bir edayla niyetlenmemizin bile ne kadar taksire şayan olabileceği konusunda altı çizilmesi gereken bir davranış biçimidir diyoruz. Evet, şimdi İlhan beyin tespitine gelecek olursak bildiğimiz gibi karıncalar yerde yürüyerek hayatlarını idame ettirirler. Peki ya sizler hiç kanatlı uçan karınca gördünüz mü? Bana soracak olursanız bendeniz kırsalda gezinirken birkaç defa kanatlı karınca görmüştüm. Ama her hangi bir değerlendirmede bulunamamıştım.
Meğer çok enteresandır ki karıncanın eceli gelip yaklaşınca kanatlanma faslı başlarmış görünürde karınca yerde çileli bir hayata duçar olup o küçücük bacaklarıyla hayatını idame ettirmektense kanatlanıp uçarak yaşayıp intikallerini gerçekleştirmesi daha medeni ve de daha akla mantığa mütenasip düşse de işin ehli olanlar bu değişimin öyle hayra alamet olmayıp karıncanın ölümüne dalalet eden bir işaret imiş hikmetine gelince de karınca eski haliyle standardize edilmiş hayat üslubuyla en ergonomik ve de en korunmalı bir şekilde yaşayıp hayatını idame ettirebilirken ölümüne az bir zaman kala görünürde teçhizat sahibi olup yüksek seviyede manevra kabiliyetine haiz olunca başta karıncayla beslenen diğer canlılara kolay bir hedef ve de yem olunduğu gibi sonradan haiz olunan bu uçma ahvalinin aşırı bir şımartı ve de kendine güven vermesinin ileride yanan ışıkların sanki bir nurmuşçasına timsal eylenip inadına inadına oraya gidilip tavaf edildiğinde de merhamet sahibi birileri sizi öteye itse de siz o görünen yakıcı ateşi nur sanıp birden kanatlı pikelerinizle körü körüne ziyaretinizin yanıp kavrulmanıza vesile olunacağını hiç de vehmedemediğiniz gibi encamınızın yanıp tutuşup kavrulmakla sabitleneceğinden beyhaber olmanın faturasının nasıl olabileceğini sadece kanatlı karınca ve de kanatlı kelebekgiller değil bu ahvali seyreden herkes bilir.
İlhan beyden menkul bu hikâyeden akıl çıkararak biz insan oğlunun da Yüce Çalabın bizlere bahsettiği sınırsız nimetlerin şükrünün eda edileceği yerde bu geçici güçlerden kendinize pay çıkarıp azmanlaştıkça azmanlaşıp etrafınızdaki canlı cansız mahlukata zarar ziyan verirseniz o zaman size lütfedilen nimetlerin sizleri kanatlanan karınca misalinde olduğu gibi akıbetinize vesile olursa işte nimet+azmanlaşma= Azap formülünde mündemiç olup erzeli rüzelanıza sadece soğuk bir tebessümle müdahale edilip Allah müstahakkını verdi denildiğinde sakın ha alınıp malınmayın derim size. Çünkü bu yazdıklarımız hem birer tespit hem de dost acı söylermiş serencamından başka hiçbir şekilde ifade edilemez. Allah'ın hiçbir nimetinin azmanlaşma vesilesi olarak telakki edilmemesi dileğiyle vesselam.