Ele geçen el'e gidiyor...
Ele geçen el'e gidiyor
Memleket nere gidiyor
İşsizlerimizin sayısı İş Kur kayıtlarına göre 26 bini aştı. Tabii bir de kayıtlı olmayanlar ya da geçici işlerde çalışanlar var. Onları da katarsak gerçek işsiz sayımız 40 bini geçecektir.
Sakarya gelişmekte olan bir il. Göç alıyor. Ama bu göçle paralel olarak ilerlemiyor iş sahaları.
Sadece iş imkanları kısıtlı değil, sağlık açısından da geri kaldık. 400 yataklı devlet hastanesi başlamadı başlamadı, başladı engel çıktı, ağır ağır ilerliyor.
Öte yandan esnaf Ankara'ya umuda yolculuk yapan oda başkanlarından olumlu bir haber gelmeyeceğinden emin, ümidi kesmiş bekliyor.
Hala direnenler ise sermayeden yiyenler…
Çiftçinin durumu ise söylemeye dil varmayacak kadar kötü. Kocaali'deki bir çok tarlanın medyatik isimlerin boy gösterdiği bir dizi reklam yapan bir bankanın eline geçtiği biliniyor.
Fındık paralarını alan Karasu ve Kocaali'deki bir çok çiftçinin ise eline geçen para olduğu gibi borçlarına gidiyor.
Yani ele geçen el'e gidiyor…
Elimizde avucumuzda kalan bir şey yok
Memur sürünüyor.
İşçi ağlıyor.
Emekli son nefesinde.
Manzara-i umumiye böyle.
Bu durumda bana söylenecek pek bir şey kalmıyor.
Sözü 20 Ekim 1927'de Ankara'da Türk Gençliğine seslenen Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e bırakmak istiyorum.
"Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağıdır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hainlik de yapabilirler. Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin gençliği! İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!"
Burada İstanbul üzerinde yapılan araştırma,Sakarya'da yapılmış olsa daha vahim bir sonuca ulaşılır kanımca.
Manzara-i umumiye böyle anlayabilenlere.
SAYGILAR TEŞEKKÜRLER
Mehmet Akif Çamkaya @ 15.07.2010 23:43
Bu yazınızda değindiğiniz bütün sorunlar hep keseden yenilmesinden kaynaklanmıştır.Özellikle deprem sonrası dönemde.
Tüm dünyanın hayran olduğu bizim ise anlayamadığımız MUSTAFA KEMAL PAŞANIN,verdiği öğütler direktifleri kulak ardı etmemizin sonuçlarındandır.Sizinde yazınızdaki öğütler çok önemlidir ve iyi çözümlemelidir.Kısacası bu gibi meselelerin en önemli sebebi gelir dağılımındaki adaletsizliktir.
Şöyle'ki;İstanbulun en zengin %20' lik nufüsu İstanbul'da kullanılan gelirin %64,1'ini tüketiyor.İstanbul ise Türkiye gelirinin %27.5 el koyduğuna göre,bu nufüs Türkiye'nin %3 ne tekabül ediyor.Türkiye gelirinin %20 sine el koydu diğer illerdekileride buna katarsak oran %20 buluyor ve bu zümre Türkiye'nin toplam gelirinin %55'ini almaktadır
Mehmet Akif Çamkaya @ 15.07.2010 23:39