Coşkunlar bir melek yavrum!…
Birkaç gündür "Coşkunlar Mantar Fabrikası'nda" meydana gelen patlamalar ve sonrasında yaşanan olaylarla ilgili haber ve yorumlarım üzerine Sayın "Yaşar Coşkun" telefonla arayıp sitem etti…
Ona göre biz tek taraflı haber yapmışız ve kendisini dinlememişiz. Haber ve yorumlarımızda sadece hayatını kaybeden Vahdettin Çoban ve ailenin görüşlerine yer vermişiz…
Oysa yaptığımız haberde "Coşkunlar Mantar Fabrikası" sahiplerinin de görüşlerine yer verdik. Anlaşılan olaylara tek taraflı bakan biz değil tam tersi Sayın "Yasar Coşkun'un" ta kendisi…
Öyle ya Sayın "Yaşar Coşkun" geçtiğimiz Cuma günkü "Sakarya Halk Gazetesi'nin" manşetten verdiği "Cevap arıyoruz" başlıklı haberini baştan sona okumuş olsaydı kendi açıklamalarına da yer verdiğimizi görürdü…
Olabilir, belki gözünden kaçmıştır düşüncesiyle "Coşkunlar Mantar Fabrikası'nın" sahibi Sayın "Yaşar Coşkun'un" gazetemizde de yayınlanan ve Anadolu Ajansı'na yapılan bu açıklamayı bir de köşeme almak istiyorum. İşte o açıklama;
"O bölümde de ‘koruyucu kıyafet' vardı ama giymemişler. Hiçbir şey giymemişler. Zaten ‘koruyucu kıyafet' giymeyen işçileri daha önce işten çıkardık…
Hava sıcak, bilmem ne diyerek kıyafet giymiyorlar. Bu nedenle kaç kişiyi işten çıkardık. ‘Söyledikleri gibi bir şey yok. Aile yaşadıkları acı nedeniyle böyle konuşuyor.' Bu fabrika Avrupa'nın bu alandaki en güvenli, en iyi fabrikası…"
Şimdi gelelim "Coşkunlar Mantar Fabrikası" sahibi Sayın "Yaşar Coşkun'un" açıklamasına. Ne diyor Sayın "Yaşar Coşkun" ölen işçilerin çalıştığı bölümde "koruyucu kıyafet" varmış ama giymiyorlarmış…
İyi güzel de ben onu sormuyorum ki. Bu fabrika ikide bir neden patlıyor? Bu patlamaların sebebi ne? Fabrikanızda yeterince güvenlik tedbiri yok mu? Yoksa yapılan denetimler mi yetersiz? Biz bu sorulara cevap arıyoruz…
Sonra bu patlamada hayatını kaybeden Vahdettin Çoban "koruyucu kıyafet" giyiyor muydu giymiyor muydu? Şayet giyiyorsa çok öğündüğünüz o "koruyucu kıyafet" neden Vahdettin Çoban'ı koruyamadı?
Çıkıp bunları açıklayın. Kusura bakmayın ama "Bu fabrika Avrupa'nın bu alandaki en güvenli, en iyi fabrikası" demekle "insanların güvenliği" sağlanmıyor. Kaldı ki, ne kadar güvenli olduğu da ortada…
Sonra bir de kalkıp da ciğeri yanan bir aileyi suçlamayı size hiç yakıştıramadım. Ben sizden bu aileyi suçlayacağınıza gidip o dul ve yetimlere sahip çıkmanızı beklerdim…
Bu tavır bile aslında sizin nasıl bir "suçluluk psikolojisi" içinde olduğunuzu gösteriyor. Neymiş, söyledikleri gibi bir şey yokmuş, aile yaşadıkları acı nedeniyle böyle konuşuyormuş…
Ne yani, yedi yaşındaki Umut, babası Vahdettin Çoban'ı o halde görüp sonra annesine "babama n'oldu" diye sorduğun da annenin nasıl bir cevap vermesini bekliyordunuz?
Şöyle bir cevap herhalde sizi mutlu ederdi; "Kabahat fabrikada değil babanda. Üzerine ‘koruyucu elbise' giyseydi bunlar olmayacaktı. Yoksa Coşkunlar bir melek yavrum."
Bizi de gerçek mutlu eder. Sadece gerçek…
*****************************************************
Zeki Toçoğlu "yokum" dedi!..
Geçtiğimiz cumartesi günü "Sakarya Halk Gazetesi'nin" Spor Sayfası'nda İsmail Gürses'in, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'na giderek "Sakaryaspor'u" tekrar Büyükşehir Belediyesi'ne teklif etmesiyle ilgili haber gündeme bomba gibi düştü…
Tabi Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nun da bu teklife verdiği cevap önemliydi. Zira Zeki Toçoğlu; "Sakaryaspor'a her türlü desteğe varım. Sakaryaspor için verdiğim sözlerin arkasındayım. Ama kulübün tekrar Büyükşehir Belediyesi'ne verilmesine yokum" dedi…
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu "yokum" demekte haklı. Öyle ya, madem bu takımı tekrar götürüp Büyükşehir Belediyesi'ne verecektiniz de o halde neden aldınız? Bence siz gidip kulübün anahtarını Sakaryaspor'u dernekleştirmek için bir taraflarını yırtanlara verin…