Umudu söndürmeyelim
Geçmişten günümüze taşınan değerler ve geçmişin değerlendirmesi hiç şüphe yok ki bugünün nesli için paha biçilmez değerdedirler. Ne var ki geçmiş ve sahip olunan kültür birikimi prizmadan yansıyan değişik renkteki ışık tayfları misali sahip olunan zihniyet ve bakış açılarına göre farklılıklar ortaya koyar. Ortaya çıkan bu farklılıkları sakin bir şekilde özümseyerek başkalarının farklı özümsemelerini tuhaf karşılamak yerine ortak paydaları doğru tespit ederek uzaklaşmak yerine yakınlaşmak ve kaynaşmanın ipuçlarını yakalamak gelecek ve gelecek nesillerin sağlıklı bir dünyaya kavuşmaları adına olmazsa olmazlarımız olmalıdır.
Yirmi birinci yüzyıl yani yaşadığımız milenyum her gün yeni bir sürprizle ve gelişmeyle bizleri kesintisiz şaşırtmaya başladı bile. Gelecek sürprizlere hazırlıklı olmadığımız takdirde yaşanacak şaşkınlıklar giderek hafakanlara dönüşerek toplumu topyekûn marazi bir hale duçar edecektir.
Görünüşte ortalık güllük gülistanlık gibi görünse de meydan yeri toz duman içinde, sular boz bulanık akıyor. Meydan yeri sakin bir yağmura teslim olup toz duman yerini yağmur sonrası hoş, tatlı bir toprak kokusuna bırakmalı değil mi? Boz bulanık sular durularak tatlı bir berraklığa kavuşmalı. İşte o zaman toplumda huzur ve sükûn hâkimiyet kurmuş demektir.
Muhalif bir tutumla olan ve olacak olanlara karamsar bir elbise biçilmesi sadece ve sadece bindiği dalı kesmek gibi kötü akıbeti gönüllü davet etmek sonucunu doğurur. Oysa olan ve olacak olanlara hep birlikte maruz kalıp karabasanları toplu yaşayacağız. Vuku bulanda hayır vardır fehvasınca olan ve olacak olanları sabırla göğüslemeli ve pörsüyen umutları diriltmeli, yeşertmeli umut pınarlarını kurutmamalıyız.
Umut ışıklarını karartmak yerine bir kıvılcım da biz çakarak ışığımızı çoğaltmalıyız. Değilse zayıf da olsa ışığımızı korumak ve canlandırmak yerine köreltir ve söndürürsek meydana gelen karanlıkta başkalarıyla bizler de boğulur gideriz.
Kin ve nefret duyguları sevgiyi yok ediyor. Sevginin olmadığı yerde umutlar köreliyor ve yok oluyorlar. Öyleyse sevgiyi büyütelim. Umutlar sevginin yeşerdiği vadilerde çoğalır. Korku dağları varsın bekleyiversin biz umudumuzu çoğaltmaya bakalım. Umudun diri tutulduğu, çoğaltıldığı ortamlarda korku mahpus tutulduğu kafesinden dışarı çıkma mecalini bulamayacaktır. Yegâne yüce korkumuz umudumuzu kaybetme korkusu olsun. Bu yüce korkuyu umudumuzla birlikte hep başımızın tacı edelim.
ŞİİR KÖŞESİ
Issız Şehir
Ömrümce güldü nazlı edâsıyla her seher
İlk aşkı hazla tâzeleyen müjdeler gibi.
Hasret bıraktılar sevilenler birer birer;
Bir sisli perdeden uzanan gölgeler gibi.
Son şarkılar sitem gibidir, belki gün gelir;
Artık o duygular bana yalnız hüzün verir.
Lâkin cihanda var mı tesellî, kader gibi?
Sezdim kader denen ezelî sihri gizlice,
Sevdâlı damlalar ulaşırken nehirlere,
Bâzen huzûr içinde ve bâzen kederlice;
Rüzgâr savurdu gönlümü her lâhza bir yere.
Son fırtınayla sonsuza yelken açan gemi,
Bir gün sürükleyip götürür belki gölgemi,
Ufkunda akşam olmayan ıssız şehirlere.
MEMDUH CUMHUR