Duamızda bir mümin
Unutulmaya, unutturulmaya terk edilmiş niceleri gibi bir adam: Arif Nihat Asya. Hafızalarda bayrak şairi olarak bilinir. Bilinirdi demek daha doğru olur. Zira artık bayrak şairini ne bir bilen, ne de hatırlayan var. Marjinal kalmış çok az seveninden başkası kalmadı.
Bir de hamaset sevdalılarının bir zamanlar dillerden düşürmediği Fetih Marşı var hafızalarda kalan. Maalesef o bile unutuldu gitti. Çünkü hamaset edebiyatı yapanlar o kadar çoğaldı ki Arif Nihat Asya'nın Fetih Marşı şiiri unutuldu, unutturuldu gitti. Hamaset sevdalıları Fetih Marşını dillerden düşürmemeleri değer verdiklerinden değil hamasetlerine alet etmeleri sebebiyledir. Yoksa şiirin mesajı ve muhtevasında taşıdığı mana ile ilgilenen hiç olmadı dillerine dolayanlar arasında. Arif Nihat Asya'yı unutmayan ve unutturmayanlar sessiz, deruni, gönülden sevenler olmuştur ve olacaktır.
Bu ahval sadece bir vefasızlık mı yoksa bir zihniyet kayması mı? Bana göre bu durum sadece bir vefasızlık olarak bile ifade edilmesi düşünülemez. Bu olsa, olsa bir zihniyet değişiminin de bir yansımasıdır. Bu yanlış gidişe üslubunca dur demenin vakti gelip geçti bile. Bunda sorumluluk sahibi olanların yapılması gerekenleri derhal yaparak Arif Nihat Asya ve benzeri unutulmaya terk edilmiş şahsiyetleri gündeme taşımalıyız.
Ötüken Neşriyat Arif Nihat Asya merhumun gazete yazıları ve nesirlerinin 2005 yılında ikinci baskısını okuyucu ile buluşturdu: Aramak ve Söyleyememek.
Tadında bir Türkçe, kültür ve düşünce atlasımıza kanat açmış bir üslupla hayatın içinden meselelere vukûfiyetle nüfuz etme hakimiyetini bu yazılarda görmek mümkün. Bu maharet ve kabiliyet bir geleneğin son taşıyıcıları olmalarından dolayıdır. Bizim neslimiz için çok acı olan da geçmişe köprü kıymetli şahsiyetleri görmezlikten gelmek ve hatırlamamakta ısrar etmektir.
Arif Nihat Asya'yı unutamayız, unutturamayız, unutturamazlar ve unutturmamalıdırlar. Arif Nihat Asya ömrü hayatı boyunca hiçbir şer yapmamış ve sadece bir "Naat"ıyla bile bunu hak ediyor.
"Mescit mü'min, minber mü'min...
Taşardı kubbelerden Tekbir,
Dolardı kubbelere "Amin!""
Dizeleriyle yürek inlemesini dile getiriyor ve "Amin" çekiyor.
"Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu" lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha'lar, Yasin'ler!"
Söyleyişiyle Arif Nihat Asya Naat'ının sadece bu dizeleriyle bile gönül tahtımıza kurulmayı hak ediyor. Kaldı ki Arif Nihat Asya'nın boşa harcanmış tek bir sözü yok. Ömür sermayesini birikimlerini gelecek nesillere aktarmak uğruna harcamış bir şahsiyet. O tertemiz bir insan ve büyük bir mümin. Başka da bir vasfa ihtiyacı da yok diyelim ve duasına amin çekelim:
DUA
Biz, kısık sesleriz... minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allah'ım!
Ya çağır surda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allah'ım!
Mahyasızdır minareler... göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!
Bize güç ver... cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah'ım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım
Arif Nihat Asya