Değişim ve sanatçı
Çağımız haberleşme çağı. İletişim teknolojileri günümüzde uzakları yakın kıldı. Yeryüzü coğrafyası iletişim teknolojileri sayesinde bağrında ortaya çıkan olayları saklayamaz, gizleyemez hale geldi.
Dünyanın ta öbür ucunda meydana gelen toplumsal hareketlilikler bir başka ucunda yaşayan insanların ilgi odağı olması adeta kendi sokağında, kendi mahallesinde cereyan ediyormuşçasına meşguliyet alanına dâhil oldu. Hal böyle olunca senin coğrafyan, benim coğrafyam ölçütü yerine tüm yeryüzü coğrafyası insanoğlunun meselesi haline geldi. Hakeza tarih fenomeni de yeryüzü tarihi boyutuyla değerlendirmelerde ister istemez yerini aldı.
Masal olgusu geçmişteki anlamını ve algısını bambaşka bir tarif kalıbına terk etti. Teknolojinin gücü karşısında masallarda portresi çizilen olağanüstü güçlerin ve varlıkların korkutucu büyüsü kaybolarak muhatabını gülümseten ya da ortaya konulan kimliği doğrultusunda daha bir inandırıcı hayali fanteziler olarak kabul görmeye başladı.
Çağdaş masalın yerini almaya kalkan bilim kurgu hikayeleri, romanları ve bunlardan üretilen sinema eserleri nerdeyse tamamına yakını kurgu olmaktan çıkıp günümüz biliminin deney ve uyguluma alanına çoktan dahil oldu. En olmaz hayaller bile insanoğlunun deney odasında uygulanabilir materyaller arasına katıldı. Çağımızın hızlı devinimi beraberinde de kaçınılmaz değişimi getirdi.
Günümüz sanatçısının omuzlarında taşıdığı yük bu devinim ve hızlı değişim dolayısıyla çok ağırdır. Değişimin dilini oluşturacak olan sanatçılardır. Değişimi yaşayan toplumsal yapılar sanatını ve edebiyatını yeniden inşa edecektir. Sanatçısını çıkaramayan toplumlar köksüz ve ruhsuz bir şekilde baskın kültürlerin esiri olup yok olup giderler.
Tarihin hiçbir döneminde bu denli devinim ve hızlı değişim yaşanmadı. Bundan dolayıdır ki toplumun ruhsal dinamikleri de bu devinim ve değişime eş zamanlı, iç içe, birlikte donanıp donatılarak iç onarım gerçekleştirilmelidir. Bu ağır sorumluluk da tabii olarak sanatçıların omuzlarındadır.
ŞİİR KÖŞESİ
MAHZUN ŞEHİR
Bosna'da bayram sabahı, rüzgâr amansız bugün,
Gün ağarırken güneşin rengi değil, kan gelir.
Göklere dek her yeri baştanbaşa kaplar hüzün.
Eski şadırvanda sular gitgide sessizleşir.
Rüzgâra bîgâneleşir yaşlı çınarlar bile,
Gölgesi kaybolmaya yüz tutmuş ağaçlar ile,
Hayli zamandan beri gönlüm gibi mahzun şehir.
Sonsuza dek senden uzaklaştığı gün, kaç erin,
Gözlerinin nûru söner sönmesin îman diye.
Son ışık âlemdeki son perdesidir mahşerin.
Şevk ile düşmekde şehitler yola gufran diye,
Nurlu tecellîlere dönmekde şadırvan sesi;
Bekliyor etrâfını sardıkça hüzün gölgesi,
Bosna'da bayram sabahı bizleri kurban diye.
MEMDUH CUMHUR