Adalet talebi
İnsanlık tarihi baştan sona "Fazilet Mücadelesi"ne sahne olmuştur. Zalime ve ortaya koyduğu zulme karşı insanoğlu sürekli bir tepki geliştirmiş ve zulme karşı başkaldırmak için hep bir fırsat kollamıştır. Sosyal mücadeleler tarihi hep bunlarla doludur.
İnsanoğlunun sergilediği sosyal mücadelelerin temelinde sanıldığının aksine bir düzen ve ağızlara sakız edildiği ve her geçen zaman derecesi ve dozu artarak ortaya konulduğu gibi demokratik talep falan da değildir. Olsa olsa yaşanılan zulme karşı yine toplum mühendisleri tarafından uydurulan korunma ve kurtulma yolu olarak ortaya konulan çözüm yollarıdır. Toplumun istediği de yalnızca adalettir.
Düzen ve düzenin uyguladığı hukuk çarpıklığını en çok gariban vatandaşın yaşadığı sıradan adli vakalarda yakıcı bir biçimde gözlemlemek mümkündür. Faili meçhul cana kastetme vakalarında şayet olay kamuoyuna mal olmuş ve yüksek makamların engin duyarlıkları hadiseye vaziyet etmişlerse derhal vaka ile ilgili özel ekipler kurularak olay kısa sürede aydınlanıp çözüme kavuşturulmaktadır. Demek oluyor ki istenilince olmaz gibi, aşılmaz gibi hadiseler çorap söküğü misali çabucak sonuçlandırılabiliyor.
Ardından benzeri vakaları yaşayan başka vatandaşların feryadı yükseliyor tabii olarak. Bizim olayımız için de yüksek makamlarımız hassasiyet gösterip el atarak devletimiz gücünü göstersin isteniliyor. Son derece normal değil mi ortaya konan talepler? Evet, son derece doğal ve normaldir felaketi yaşayan vatandaşın talepleri. Burada normal olmayan bir şey varsa o da çarpık işleyen düzenin vatandaşı bu tür talepler yapmak zorunda bırakmasıdır.
Bu yaman çelişki de gösteriyor ki yargı kurumumuzun bir yerlerinde işlemeyen, ağır işleyen ya da tıkanan bir durum söz konusudur. Hal böyle olunca da bu yapıdan adalet beklemek beyhude olur.
Batılılaşma maceramızla birlikte kendi özümüzden doğan ve bize ait hukuku rafa kaldırmak değil de çöpe atarak batılı olmak adına benimsediğimiz hukuk normları son iki yüz yıldır toplumuzu halen batılı yapamadığı gibi köklerimizden de koparıldığımızdan dolayı kendimiz olmaktan da uzaklaştırıldığımız için tam bir kimlik buhranı yaşıyoruz.
İçinde bulunduğumuz gerçek bu olunca hukukun uygulanmasından ve uygulanan hukukun adil olmasından bahsetmek mümkün müdür? Değildir elbet.
Yaşanan tarihi süreç içinde en büyük sorumluluk da aydın zümrenin üzerindedir. Aydın zümre toplumda yaşanan farklılıkları ideolojik dayatmalarla körükleyerek toplum kesimlerini ayrıştırarak düşman kamplara bölmüştür. Toplumdaki kamplaşmalar yüzündendir ki hukuka da hukuku uygulayan adalet kurumuna da güven ortadan kalkmıştır. Güven kaybolunca da yerini kaosa ve çatışma ortamına bırakmıştır.
Politik aktörler de bu kaotik ortamı fırsat bilerek rakiplerini yıpratma ve bertaraf etme fırsatı olarak değerlendirip politik rant devşirme aracı olarak kullanmışlardır. Elbet sürgit bu böyle devam edip gidemez. Kendi tarihi geçmişi, medeniyeti, sanatı, edebiyatı ve kültür birikimine yaslanmayan hiçbir siyasi ve sosyal projenin hayata geçirilmesi mümkün olmadığı gibi hayata geçirilse bile uzun ömürlü olmayacağı, olamayacağı apaçık ortadadır. Tarih sahnesi benzer acı ve kötü tecrübelerle doludur. Bu gerçeği görmezden gelen aydın zümresi toplumuna en büyük kötülüğü yapmaktadır.
Zulmün ilacı adalettir. Adaletin dağıtılmadığı yerde hukuk işlemiyor demektir. Adaleti hiçbir zaman hakimler tevzi etmezler, adaleti her zaman iktidarlar tevzi eder. Bir yerde hukuksuzluk söz konusu ise yegâne sorumlu iktidardır. Hukukta yaşanan boşlukları hiç vakit kaybetmeden doldurmak iktidarların görevidir.
Vatandaşın en büyük talebi adalettir, iktidarların görevi de eksiksiz adaleti en güzel şekilde uygulamak ve uygulatmaktır.
ŞİİR KÖŞESİ
HASRET GAZELİ
Zamânı aşkına hasreyledik zamân olalı
Mekâna sığmayız aşkınla bî mekân olalı
Beden dedikleri bir zerreyiz bu âlemde
Kader dedikleri şey, böyle bî amân olalı
Nefes nefes bürünür aşka can emânetimiz;
Hem âşikâr olalı dilde, hem nihân olalı
Ezelde böyle yazılmış, bütün cihânı gönül;
Düşürdü hayrete hasretle imtihân olalı,
Bakınca vecd ile hayrân olup kalır Cumhûr;
Güzelliğin söze sığmaz cihan cihân olalı.
MEMDUH CUMHUR