Lokalizasyon
Geçenlerde kutsal bir mekanda tam cülusa ecmaince kadem basılmış idi ki Orijinal Yetim Nihat Efendiyle kaşar ve de köy ekmeği teminine binaen revan olup mabadehu avdet eylediğimizde ortalık dem revan başta zurna v.b. bütün enstrümanların gerek seslilerinin üflenmesi ve gerekse telli ve de vurmalıların çalınması adeta arşı alayı sessizliğinden ayırarak tamamen bir ifsat harekatı; müşarünileyh büyükler, daha büyükler ve de en büyükler. Soracak olursanız bu büyüklerden kimi kastediyorsunuz; vallahi mevcudun en büyükleri bunlar. Burası Asitane ve mesleğinde zirve yapanlar da her halde büyük olarak tesmiye edilse gerektir. Çünkü en azından meseleyi tersinden okuyacak olursanız aramızda küçük adam olduğunu kabullenecek birilerine rastlamadım. Öyleyse kısa yoldan size büyük adamlar deyip geçelim. Hazırundan yaşı kırktan aşağı hiçbir kimse yok. Buna rağmen oturum, katılım ve de fikir teatisini birer teşarşüre çevirme çabası, karşılıklı yaftalaşmalar, inatlar, kaprisler ve dahası neler de neler. Encamımız hayırlara vesile olsun yeter.
Başka bir dileğimiz yok; amma velâkin gel de etçillere bunları anlat. Bizim ecdat da etin, yani bütün hayvansal besinlerin en iyisini üretip en güzel şekilde de onları istimal ediyordu. Ama tasavvufa yükselenlerin bir tavsiyesi var. Fazla et tüketmeyin hırçınlaşırsınız. Yine fazla balık tüketmeyin uçkur manyağı olursunuz tembihatı tesadüfî değil. Bir defa şunu hepimizin kabul etmesi gerekir ki ete çok düşkünüz. Okumaya tenezzül etmediğimiz gibi doğru bilgi eğer şahsi çıkarlarımıza veyahut duygularımıza dokunuyorsa ondan da yarasanın ışıktan nefret ettiği kadar kaçmanın yollarını arıyoruz. En cahilinden en alimine kadar genel yapımız ve de genel kanaatimiz bu minval üzere.
Şimdi gelelim sosyal münasebetlerimize. Eğer önemli bir aidiyetiniz varsa meslek veya statünüzden kaynaklanan bir itibar veya ayrıcalığınız var ise kendi kabuğunuza çekilip kendi menfaat dünyanız çerçevesinde çavuş ahbap ilişkileri muvacehesinde evden işe oradan kulübünüze oradan da eve avdet ederek adeta sütçü beygiri gibi ring yapar ve kimseyle de menfaatleriniz çakışmayıp aidiyetinizle de örtüştüğünden ötürü gözle görülür bir sıkıntıyla karşılaşmazsınız. Aksi takdirde gelmiş olduğunuz menşeiniz dolayısıyla söz konusu ayrıcalıkları edinmiş bile olsanız onlara olan bağlılığınız ve de acaba yanlış yapabilir miyim endişesinin size verdiği yükümlülüğü iliklerinizde hissederek inadına gurebayla hemhal olduysanız yandınız. Çünkü siz onlara olan geleneksel bağlılığınızdan ötürü onlardan ayrı yapamadığınız halde onlar da bu adamcağız aramıza düşmüşken haddini bildirelim; en azından hayvan pazarlar gibi dişlerini sayalım sadedinden gayrete gelip bir açığınızı yakalama gayreti. O da yetmiyormuşçasına hayırlı bir faaliyetin varsa ifsat ve hatta bunları o mu yazıyor takip edin. Bunlar çok güçlü cümleler; bu adamlar aramızda oturduğuna göre bunları irad edemez v.s. v.s.
Bir de bu da yetmiyormuşçasına her türlü istismar ve de mugalâta. Milletimizin hatırına yüklenilmeyecek her şeye de eyvallah dediğimiz halde hırıltı ve de gürültü. Kavgada şüphesiz ki mercek altına alınması gerekenler, taraflar olması gerekirken bir de bakıyorsunuz ki adeta balık deniz misali kişilerin mesuliyetlerine bakmaksızın fraksiyon aidiyetine göre kamplaşma. O da yetmiyormuşçasına eğer bir tarafı hiçbir hak ve de hukukullah ölçüsü gözetmeksizin inadına, inadına desteklemediyseniz o zaman yandınız. Çünkü gerek suçlu ve de gerek suçsuz tarafların hemen, hemen hepsi bir şekilde barışıp kuzu sarması oluverip mutluluktan nirvana (inadına nirvana diyorum; çünkü bizim kültürümüzde bunun karşılığını dolduran bir kelime yoktur da ondan nirvana).
Peki, ama ortada bir meydan muharebesi var ve bir düşman yaratılmasının da suçluluklarının absorbe edilmesi açısından da büyük bir zaruret vardır. O halde kim yellendi; yetim yellendi misali haydin aranızda kim en sessiz ve her tarafa objektif, hukukullah ölçüsünde vaziyet ediyorsa yüklenin bakalım ona. Hey muhteremler yaşınız yarım asrı ikmal etti. Bizler geldiğimiz orijinler ve de gelmiş olduğumuz mevkiler itibariyle bu filmi çok seyrettik. Buradan çıkardığımız sonuç; bizler eskiden köylüydük. İyi kötü köy şartlarının bir psikolojik baskısına tabi iken birden kendimizi şehirlerin böğründe ve de alışık olmadığımız modern arpalıklarda bulunca şükür ve de hamd makamında olmak varken adeta zıvanadan çıktık. Genellikle yaptıklarımızın da her ne kadar bilgi ve beceri sahibi olmuş isek de aşiret yapısını muhafaza edip cemiyete yükselmediğimizin bariz göstergesi olsa gerektir içinde bulunduğumuz defter-i amalimiz.
Bilindiği gibi Osmanlı sosyal yapısı icabı köylü şehirli arasında büyük bir buz dağı vardı. Ne köylü şehirli; ne de şerhlinin köylü olabilme şansı yoktu. Eğer cumhuriyetin kazanımları olmasaydı başta ben ve de benim gibiler şimdilerde dağlarda, bayırlarda birer eşek, mal ve de davar çobanı olacaktık. Bu zaviyeden cumhuriyetimizi kuranlara minnet ve de şükranlarımı kendi adıma sunarken birçok insanımızın da bu kazanımlardan istifade etmelerini hak etmedikleri gibi bir de küfran-ı nimet içre debelendiklerini hemen, hemen her gün yaşamıyor değiliz.
Hazımsızlık, şükransızlık, edepsizlik inadına ve de vahşi kapitalizmi kendisine kıble edinmiş gibi kudurmak, çıldırmak ve uykularının kaçması; özetle dünyevi zevklere kedinin ciğere fırladığı gibi fırlamak; daha biraz önce söylenilen muhafazakâr söylemlerin inadına münafıklık. Nereden ne seküler koku alınsa onu tavaf ve tavaf etmeyenleri taan ve de o konuda kendilerine merdiven olmayan, olmayı kendisine yakıştıramayan herkesi tu kaka. Aman ha aman dışkı yapmayın, karbondioksit üretmeyin. Çünkü Abdullah ağa bahçesine hıyar fideleri ekmiş bundan zarar görmesin. Her gün aynı fasıl, aynı terane ve de kendilerine, arzularına, heveslerine en ufak bir meylimiz olmadığını bildikleri halde yine dünyalık, yine dünyalık, yine dünyalık.
Makalemize lokalizasyon başlığını koymamın sebebine gelince Sayın Galip Boztepe hocamız "ben meseleye lokal olarak bakıyorum" demesinden neşet etti. Bendeniz de hayır hocam ben de meseleye bütün olarak bakıyorum diyorum. Çünkü bir insanın bir olayına bakarak değerlendirmeye alırsanız yanılabilirsiniz. Örneğin fiziki bir muayene icabı bir insanın işkembesini ve bağırsaklarını incelerseniz bu lokalizasyon size kanalizasyonu çağrıştırır. Ama meseleye veya bünyeye bir bütün olarak bakılabildiğinde biz insanoğlunun maddi veçhesinde kanalizasyon en ehven kısmını ifade ederken öbür tarafta beynimiz, kalbimiz, gözlerimiz, el ve ayaklarımız, kromastırımız v.b. değerlerimizden maada bir de ruhani bir dünyamız var ki onun enginliğini hiçbir dünyevi ne haz nede değer karşılayamaz.
Onun için diyorum ki Amiran Kurktan Bilgiseven Hocamızın buyurdukları gibi Fark+Cem=Tevhit. Ama bu meyanda yanlış yapmayı hayat akışı ve üslubu haline getirip onu icra etmekten tezavvuk duyanların bundan böyle şahsım adına benden uzak durmalarını, bendenizin de bu filimleri tekerrüren izlemekten içtinap ettiğimi, bu vesileyle mesafeli olacağımı ifşa ediyor leküm ahvalüküm veliye ahval diyerek binler selam. Vesselam!