Düğün ve Cenaze
Cumartesi gecesi neşeli başlayan bir düğün hüzünle noktalandı. Düğün ve cenaze bir arada yaşandı. Kına Gecesi kana bulandı. Neden? Sevincimizden…
Düğündeki bazı kişiler o kadar çok sevindi ki, sevinçten henüz 12 yaşındaki Samet Baş'ın ölümüne neden oldular. Tek kurşun hayatının henüz başında olan Samet'in sonu oldu. Yine bir magandanın kurşunu ile. Maganda kurşunları ile hayatı sona eren ne ilk kişi Samet nede son kişi olacak. Her başıboş kurşun sonrası sönen canların ardından hep aynı temenni ediliyor ama maalesef son olmuyor. Eğitim seviyemiz yükselse de yaşam standartlarımız her geçen gün artsa da at-avrat-silah bugünkü deyişle araba avrat silah üçgeninden kurtulamadıkça bu yaşanan olayların da sonu gelmeyecek.
Birbirimize SAYGI göstermek zorunda olduğumuzu, canımızın her istediğini, toplum içerisinde bireysel olarak aklımıza her eseni yapamayacağımızı, her canlının bir değer olduğunu anlamadıkça ve anlatamadıkça, çocuklarımıza öğretmedikçe bu gibi olaylar sona ermeyecek. Tabii bunu yapmak için önce düşünmek gerekiyor.
Belki de sorun bu!
Düşüncesizce, bencilce yaşadığımızın farkında değiliz…
Olan da, daha 12 yaşındaki Samet ve Samet gibilere oluyor… Tek suçları orada bulunmak! Henüz bu dünyada yaşayacağı ve göreceği her şey kör bir kurşunla sonlandı onun için hayal kuran ailesinin de…
Samet'e Allah'tan rahmet, ailesine de sabırlar dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Ramazan Bayramının Namazını Karasu Merkez Camiinde kıldım. Vaaz eden Müftü de hutbeyi okuyan imam da konuşmalarını ‘sevinçlerimizi hüzne dönüştürmeyelim. Silahlardan uzak duralım' diyerek bitirmişti. Namaz bitiminde camiden çıktım 3-4 dakika boyunca silah sesi duymayınca "Allah'ım şükürler olsun sonunda imamı dinlediler dedim" kendi kendime ama o kadar sürdü 4. dakikada Karasu'nun her yerinden silah sesleri yankılandı. Atılan onca kurşun şans eseri kimseye isabet etmedi. Ama aynı şans Kayrancık Köyü'ndeki Samet Baş'ın yanında değildi. Bunu sonlandırmak kendi elimizde değil mi?
Ya Samet'in ölümüne sebep olan kişi… Bir ömür boyunca bunun vicdan azabıyla yaşayacak, bir silah gördüğünde aklına hep o kanlı gece, Samet'in cansız yatan bedeni gelecek mi acaba? Bir musibet bin nasihatten evladır ama bu musibetler başımıza gelmeden bunun önlemlerini almalıyız diye düşünüyorum.
Samet'i hiç tanımadım tanımaya da fırsatım olmadı. Talihsizliğine üzüldüm, içim parçalandı. Orada Samet değil de ben olabilirdim veya benim oğlum olabilirdi, kendimi onların yerine koydum. Düşündükçe de öfkem ve sinirim çoğaldı. Bu adetlerimizden artık vazgeçmeliyiz ve başka Sametlerin canına son vermemeliyiz.
Bir dahaki yazıda buluşmak üzere maganda kurşunlarından uzak, sağlıcakla kalın efendim.