Hayal etmek güzeldir
Dünyanın en güzel duygularından biridir Hayal etmek.
Hayal ederiz çünkü gerçek hayatta fiiliyata dökmekte zorlandığımız şeyleri çarçabuk yapıveririz.
Hem de kusursuzca…
Ve nedense çoğu zaman hayalden öteye geçemez bu düşündüklerimiz. Çaba göstermeden sonuca ulaşamazsınız.
Sakarya'mızla ilgili de birçok kişi ve kurum da hayal kuruyor. Bununla ilgili birçok örnek var sıralamaya bu satırların sığmayacağı.
Sakarya'mızın en son hayali de Yerli Otomobil üssü olabilmek. Güzel bir hayal, hayalden de öte gerçekleşmemesi için hiçbir engel yok. Ama nedense bu bizim her zamanki kaderimizmiş gibi hayalden öteye geçemeyeceğe benziyor. Neden mi?
Cevabı gayet kısa ve net: sadece hayalde ve söylemde kalıyor.
Bununla ilgili hiçbir ciddi adım yok. Diğer iller Başbakanın Yerli otomobili üreteceğiz demesinin ardından sadece söylemde kalmadılar. Çalışmalarına başladılar. Motorlar geliştirip en mükemmele ulaşmaya çalışıyorlar. Biz ise şehrimize gelenlerin iyi niyetleriyle onure edilmeye çalışılıyoruz. Bunun en son örneğini de TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ziyaretinde gördük. Hisarcıklıoğlu da yerli otomobilin Sakarya'da üretilmesini düşünüyor… Sakarya için iyi şeyler düşünmek güzeldir, ama düşünenler değil gerçekleştirenler akılda kalır. Belki akılda kalacak birileri günün birinde çıkıp gelir de bizlerde "Hayaldi gerçek oldu" demeye başlarız.
Sıfır tolerans
Büyükşehir Belediyesi birçok şehirde yıllar önce hayata geçirilen ve kentimiz için geç kalınmış bir uygulamaya hazırlanıyor. Kaldırım işgaline son adıyla diğer illerde başlatılan çalışmalar hep sıkıntılı başlamıştı. Esnaf, "Olmaz, işimiz baltalanır. İnsanlar dükkânda ne var ne yok görmeden alışveriş yapmaz" dediler. Eylemler yaptılar, basın açıklamaları düzenlediler. İtirazlar sonuç vermedi. Gelinen noktada artık yayalar rahatça kaldırımlarında yürümeye başladı şehirler daha derli toplu ve batılı bir görünüme kavuştu. Esnafın da işleri aksamadı. Bu bizim değişmez âdetimizdir. Yeniliklere hep tereddütle yaklaşırız. Önce olmaz der sonra alışınca olmaz dediğimizden vazgeçemeyiz. Kaldırımları yayalara kazandırmayı hedefleyen bu çalışmalar yapılırken belediyelerin öncelikli işi kayıt dışı ekonomiyle canla başla mücadele etmek oldu. Sanırım kentimizde böyle bir uygulama yapılmadan önce Büyükşehir Belediyesinin vergisini ödeyen esnafın hemen önünde kaldırımlarda rahatça işportacılık yapan kayıt dışı ekonomiye bir çeki düzen vermesi gerekiyor. Eğer bunlar ortadan kaldırılırsa esnaf ta herkesin razı geldiği bir uygulamaya karşı çıkmayacaktır. Zaman içinde gelişmeleri hep birlikte yakından takip edeceğiz.
Okullar ticari işleme değil
Bir toplumun gelişmişliği ve kültürel seviyesi eğitimle ölçülür. Bizlerde bir zamanlar geri plana attığımız eğitime artık daha çok önem veren bir toplum haline geldik. Hükümet en büyük bütçesini Milli Eğitim Bakanlığı'na ayırıyor. Yıllardır en büyük bütçe Milli Eğitim'de. Devlet vatandaş el ele verip yeni yeni okullar açıyor. Kitaplar ücretsiz dağıtılıyor. Yeni öğretmenler atanıyor çoğu sözleşmeli de olsa. Ama okullardaki en büyük eksikliği unutmuşa benziyor hükümet. Bizim çocukluğumuzda okullarımızda hademeler vardı. Devletin kadrolu işçileriydi. İşleri okulun temizliği, ısınmasını sağlamaktı. Bunun için annem veya babamın bir kuruş bile okula para verdiğini hatırlamam. Çünkü hademelerin maaşını devlet öderdi. Doğru olanda buydu zaten. Şimdi okullarımız ne durumda. Her öğrenciden para toplanıyor. Okuldaki hizmetlinin maaşını ödeyebilmek için. Eğitim öğretim yılı henüz yeni başladı. Biraz zaman geçsin okul müdürleri paraları getirmeyen öğrencileri herkesin ortasında azarlamaya başlayacaklar istemeye istemeye. Müdürler eğitimci kimliğinden çıkıp işletme müdürü gibi davranmaya başlayacaklar. Karşısında 50 TL veya 70 TL'yi getiremediği için boynunu büken minicik bir yürek titreyecek. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok! Ne o okul müdürüne ne de o öğrenciye. Bu durumdan şikayetçi olmayan bir veli bile görmedim. Herkes şikayet ediyor ama onlarda şikayetleriyle kalıyorlar. Sendikalar öğretmenlerin maaşlarıyla veya tatilleriyle uğraşırken diğer taraftan da bu sorunun üzerine düşseler inanıyorum okulların bu çilesi bitecektir. Bu konuda hem Bakanlığa hem de sendikalara büyük iş düşüyor.
Çok mu şey istedik acaba.
Yoksa hayal mi ettik.
Hayal etmek güzeldir.
Bir de gerçeğe dönüşürse…