Modernizm ve İslâm dünyası
Mısırlı yazar Dr. Muhammed Muhammed Hüseyin, 18. yüzyılın sonlarıyla 19. yüzyılın başlarında Avrupa'nın, bilim, teknik, ekonomi kısaca hayatın her alanında meyvesini veren bir kalkınma çağı yaşadığını belirtirken, bu kalkınma olgusunun, batılı devletlere nüfuzlarını artırma, savaş ve sömürgecilik gibi gayri insani yollarla güçlerini geniş boyutlara ulaştırma imkanı sağladığını ifade ediyor.
Batılı devletler ilerlerken Osmanlı Devleti başta olmak üzere İslâm ülkelerinin gerileme içinde olduğunu anlatan Muhammed Muhammed Hüseyin, sözlerine şöyle devam ediyor: "Hollanda Endonezya'yı, İngiltere Hindistan'ı, Rusya Orta Asya'yı, Fransa Kuzey Afrika'yı işgal etti. Türkiye, Boğazlar yoluyla Akdenize açılmak isteyen Rusya'nın açık tehdidi altındaydı. Arap ülkeleri de, Osmanlı İmparatorluğunun bir an önce yıkılıp bölüşülmesini bekleyen İngiliz ve Fransız sömürgecilerinin iştahını çekiyordu. İran, İngiliz ve Ruslar arasında bölüşülmüş, Mısır, Fransız -İngiliz rekabeti sonunda Fransızların işgali altına girmişti."
Muhammed Muhammed Hüseyin, "bu trajik ve korkulu tablo karşısında ister istemez İslâm dünyasında ordularının güçlendirilmesi yoluna gitmek gibi ihtiyaç belirdiğine" dikkat çekiyor ve "Müslüman ülkeler ordularını batılı tarzda bir düzenleme ve silahlandırma yoluna girdiler. Bu, onlara savaş sanayinin bilimsel kalkınmayla birlikte yürüyeceği gerçeğini öğretti. Bu alanda, Batının kendilerinden çok daha ileride bulunduğunu ve meselenin öyle sandıkları gibi kolay olmadığını anladılar" ifadelerini kullanıyor. Muhammed Muhammed Hüseyin'e göre, gerçekten batının yeni orduları, mühendislik, tabiat, kimya bilimleri, tıp ve veterinerlikte çağının insanlarına dudak ısırtacak kadar üstün bir bilimsel deneyime sahipti.
Dr. Hüseyin, Türkçeye Sezai Özel tarafından çevrilen ve İnsan Yayınları tarafından İstanbul'da 1986'da yayınlanan Modernizmin İslâm Dünyasına Girişi adlı eserinde, o dönemin İslâm dünyası ve Batılı ülkeler arasındaki farklılığa dikkat çekiyor. Kitabında Türkiye'deki gelişme ve ilerleme çabalarına değinirken şu bilgiler yer alıyor: "Türkiye'de, III. Selim, Harp ve Donanma okulları açtı ve savaş sanayinin kuruluşunda yeni yöntemler ve silahlara göre ordunun eğitilmesinde ve Topçu Okulunun yönetilmesinde bütünüyle Batılı (İsveç, Fransız, Macar ve İngiliz) mühendisler ve uzmanlara öncelik tanındı. 1796'da ilk düzenli Türk tümeni kuruldu…"
Modernizmin İslâm Dünyasına Girişi kitabında, "İlk tohumlar, Batılılaşma, Afgani ve Muhammed Abduh, Müsteşriklerin araştırmalarında batılılaşma: İslâm kültürü ve çağdaş hayat, Müsteşriklerin araştırmalarında batılılaşma: Yeniçağda İslâm, İslâm ve evrensellik, Batılılaşmanın bıraktığı izler, Arap milliyetçiliği ve Arap edebiyatı gibi bölümler bulunuyor.