Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi

hsanzumi@sakaryahalk.com

GÖLGEMDEKİ MADAM

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Gölge iki hece, biri ben, ötekisi de sen. Yegane kazanımımız ispat etti ki ben biiznillah gölgesiymişim, hem de çınar gölgesi, öyle ceviz veya söğüt gölgesi değil. Söğüt neyse ki sadra şifadır. Dünyanın ilk tıp fakültesi olarak kabul edilen Kayseri Gevher Nesibe Hatun şifahanesi ki Selçuki ecdat tebabet eyleyip söğüdün yaprağından ve de kabuğundan aspirini icat eylediler. Bu şifa bu kutsal mekandan dünyaya yayılıp kimyasal taklitleri imal edilmiş olsa da aspirin, aspirindir, o bizimdir, bize aittir, o söğüt gölgesinden neşet etmiştir. Filhakika bu temayüze rağmen söğüt gölgesi şifa anlamında değil de kalitesizlik anlamında. Bir de söğüdün ömrünün kısa ve ağacının da hırfonek, yani kırılganlığı sadedinden söğüt pek de makbul görülmüş olmasa da güzel Anadolu'muzun elverişsiz dere kenarlarını süsleyip bizi gölgesinden mahrum etmeyen yegane ağaç söğüt ve de kavaktır. Yine canlılar nevinden de dört mevsim bize katlanıp inadına bizi terk etmeyip yalnız bırakmayan o güzelim kuş da serçedir. Bizler serçeyle de öyle içli dışlı olmuşuzdur ki yurt dışında gördüğüm serçelere bile bu kuşcağızlar gurbette ne ararlar diye düşünmüşümdür. Ama Anadolu'muzun eski mukimlerinden olan cevizin insan sağlığındaki rolünü saymakla bitiremeyiz. Ceviz içi dikkatle bakıldığında insanoğlunun beynini andırır. Cevizin yorgunluğu giderdiği ve kollestrolü ayarladığını hemen, hemen herkes bilir. Bilir, bilir ama nedense güzel Anadolu'muzda özellikle köylüler çok iyi bilirler ki ceviz gölgesi çok serin, rehavet verici ve de gizemli olmasına rağmen aksakallılarımız bizlere evladım ceviz gölgesinde dinlenirseniz sakın ha uyuya kalmayın. Bizler de bu tembihatı çok gereksiz bulmamıza rağmen ne de olsa bir büyüğümüzün nasihati olması sadedinden göz ardı etmez bazen de yakınlarda sığınılacak bir gölge yoksa ihlal ederdik. Vaktaki ilim, irfan yolunda zahmetkeşlik yaparken ehli tababet tebaamızın tespitine müteallik olarak meğer ceviz gölgesi bir nevi iyotsuzluk çadırı olup, nasıl oluyorsa bilemem, onu bir bilene soracaksınız, vaki olanın sürekli ceviz gölgesinde yaşayıp uyuyanların iyotsuzluktan mütevellit guatr hastalığına müptela olabileceklerini unutmamak gerekirmiş, sizinle bu vesileyle paylaşmış olalım.
Velhasılıkelam her mahlukatın gerek canlı olsun, gerek cansız olsun ve de gerekse nebatat nevinden olup kimisine göre canlı, kimisine göre cansız telakki edilen bütün yaratıkların farkına varılmaksızın kainatın dengesi ve birbirlerini kontrol mekanizmasının, çarkının birer dişlisi sadedinden veyahut da bir derde deva olmanın şifresini taşımak anlamında müspet olsun ve hatta görünürde duygusal ve de menfi olsun bütün efallerin haddizatında bütünün parçaları ve birbirinin mütemmimi anlamında gereksiz veya lüzumsuzluklardan bahsetmek mümkün değildir. Velev ki kırık hıyarda olduğu gibi ehven ve de adiyatın temsil edilmesinin bile sebebi hikmetinin ahlakı hamidenin ulviliğine ulaşabilmek ve onun kıymetini kavramak için ciddi bir deneyim, tecrübe ve de imtihan olması hasebiyle altının çizilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ve dahi insanoğlunun eşref-i mahlukatlık mertebesiyle esfeli safilin derekesinde zikzak seyriyle meşgul olup her zevatın başta kendi cibilliyeti, yatkınlığı, tercihi ve hatta ondan zevk alıp söz konusu şerefsizliğin bir hayat üslubu halinde benimsenmesinin kişi sevdiğiyle beraberdir hikmetinin bir tezahürü olması meyanında seyircilerin de bazılarının bu edepsizliklerden haz duyup en azından aidiyet kespettikleri mücrim ve de münafıkları yaptıklarında yalnız bırakmayıp küfürlerini bir an önce ikmal ve de kemale yükselip adetullaha müteveccihen bir an önce rezili rüsvay olmalarına pelesenk olurken öbür tarafta da bana ne lazımcılara birer tiyatro misali olurken günümüzde sayıları azalmış da olsa zulme bigane kalıp seyirci olmanın da bir nevi ayak verme anlamına gelebileceğini müdriken "Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak" ifadesini yenileyenleri kutladığımızı da itiraf etmenin elzemiyetini hatırlatmakta fayda mülahaza ediyoruz.
Evet, gölgedeki madam dedik; çünkü gölgeye sığınan insan veya herhangi bir canlının bir şekilde edilgen olduğunu ifade etmek istiyorum. O kişi erkek de olsa, dişi de olsa o bir bakıma edilgenlik bakımından adam olma vasfını bir süre rafa kaldırmıştır. Çünkü o zat söz konusu yaz mevsiminin kavurucu güneşinin şerrinden emin olup güneş çarpmasını müteakiben hastalanıp belki de imamın kayığına binip tahtalıköye gitmenin vaki bulmayıp iradi bir şekilde kader çizgisinin tedbire tevessül faslıyla mündemiç olmuştur. Hasılı bir güneş realitesi ve onun zararlarından emin olunabilmek için sığınılan o güzelim gölge hem de bu kadar teferruattan sonra ifade edelim ki bu gölge ne bir söğüt gölgesi ve ne de iyotsuzluk çadırı oluşturan ceviz gölgesi. Bu gölge mahza bir çınar gölgesi; gerçi çınarın da hafifte olsa rahatsız edici bir tozu olmuş olsa da bugüne kadar kaya gölgesinden başka en sağlıklı gölgenin çınar gölgesi olduğunu unutmamak gerekir. Bilindiği veçhesiyle batıda çınara Türk ağacı tesmiye olunur. Osmanlının kuruluş hikmeti de o meşhur rüyada Ertuğrul Beyin göbeğinden neşet edip bütün dünyayı saran çınarı da hatırlamak gerekir.
Hasılı gerek medeniyetimiz ve gerekse medeniyetimizin bütün mensupları adeta birer çınar ahlakıyla ahlaklanmışlardır. Çınarın bilinen ve de bilinmeyen birçok hikmetleri vaki olup bilinenlerden bazılarının onun çok ulvi olup asırlarca yaşayabilme kabiliyeti meyanında kavrayıcı, kollayıcı, hakimiyet kurucu, gerek altındaki canlıların ondan istifade etmesi ve gerekse dallarında iskan eden veya hicret eden kanatlıların yegane hamisidir o güzelim çınar ağacı. Çınar bir milletin, bir medeniyetin ve de güzel Anadolu'muzun simgesidir; Nazım Hikmet'in de hülyasında olduğu gibi.
Çınar bir realite ama bu devasa ağacın bir makaleyle ifade edilmesi mümkün değildir. Çünkü çınar bir destandır bilenlere. Vakıa çınarın dostları da düşmanları da ayırt edilmeksizin hizmet alırken bu imparatorluk ağacının gölgesinde gölgelenirken dost taifesi sürekli şükranlarını sunarken düşman taifesi de her türlü hizmete küfranı nimet sadedinden fırsatını buldukça çınar ağacını budama bahanesiyle ki, dünyada budanması en tehlikeli olan ağaç türü çınardır. Ancak kuruyan dalları aslına yani canlı kısmına zarar verilmeksizin kesilerek rahatlatılır ve kesilen yerler de temiz çamurla sıvanır. Aksi takdirde bugünlerde bilinçsiz belediyecilerin yaptığı gibi problemsiz çınar dalları ne yandan ve ne de üstten kesinlikle kesilemezler. Bunu yapsa yapsa ya cahiller ya da bilinçli medeniyet düşmanları yapabilirler, bunun üçüncü şıkkı da yoktur.
Neticeten sıra bizim madama gelince, sanki sureti haktanmış gibi endam eyleyip medeniyetimizin bütün enstrümanlarını bir taraftan dillendirerek sanki milli medeniyetin yegane medar-ı iftiharıymış gibi aidiyet kesbetmeye gayret ederken söz konusu devasa milenyumluk çınar ağaçlarının dibinde her türlü melaneti işlemekle yetinmeyip son zamanda revaçta olan yabancı tomruk tüccarlarına göz kırparak aslında miri malı olan o canım çınar ağaçlarını pazarlayıp yeşil dolarları da cebe indirdikten sonra halkın içine karışıp nevgiharlar gibi ağıt timsah gözyaşı dökerek zulalanmaya çalışırken birden suçüstü yapılarak memleketimin bütün gölgelerinden tardedilen kırık hıyar ve efradı bu vesileyle çınar medeniyeti ve onun sevimli evlatlarının şefkatli kolları olmadan kimsenin ayakta kalamayacağını kana kana yaşayan kırık hıyar bütün tezellümüne binaen öyle bir vaveyla kopardı ki yer gök inledi ama fasıkın fıskının da bir ömrü olup akıbetinin tecelli etmiş olmasının ona bir daha bırakın çınar gölgesinde ikamet etmesini, o artık eşek dikenlerinin arasında bile mekan tutamaz dersem buna inanmanızı rica ediyorum. Çünkü eşek kadar yerli, çilekeş, derviş, milli, vefakâr ve de akıllı ikinci bir hayvana rastlanıldığını zannetmiyorum. Demek oluyor ki hayat adeta matematikten ötürüdür müspet de yapsanız, menfi de yapsanız amelleriniz fazlasıyla sizlere dönecektir. Öyleyse tek kurtuluşun nimete ve de ahde vefadan gayrisi olmadığını, bu vesileyle hep beraber terennüm edelim. Vesselam.
Yazı Tarihi : 10 Ekim 2011 Pazartesi
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan