DEVE KİNİ AZABI
Bugün 9 Temmuz 2009 Hısnımansur'daki baba ocağında sılairahimle ihya olurken peder-i şahanelerimle günün önem ve de ehemmiyeti üzerinde fikir teatisinde bulunurken zaman zaman da tarihten isimlerle mukalkalatta bulunurken Ali Efendi namında bir şeriki azamındanbahs olununca bendenizin peder-i şahaneleri o adamda deve kini vardı deyince adeta bu makalemin yazılmasına ayak verilmiş olup hemen tezgâhımın başına geçip deve kini azabı makalemin adını tesmiye ile zapturapt eyleyip yaratanıma sığınıp kalemi elime aldım. Evet, nasıl ki her şeyin mesela paranın kendisine özgü bir kültür ve de medeniyeti mevzuubahis ise bütün canlıların da kendi yaratılış cibilliyet ve de eğitimleri mesabesinde mutlak surette birer özel kültürleri olduğu gibi bu hususiyetleri meyanında ön plana çıkan birer veyahut da daha fazla hususiyetleri ön plana çıkabildiği gibi devenin de birçok fayda ve de özellikleri olduğu gibi en baskın ve en belirgin vasfı olarak kindarlığının temayüz etmiş olması adeta tesciliyet kesp etmiş bulunmaktadır. Bugün dünyanın hemen hemen her iklimine ayak uydurabilip hayatiyetine sadece ve sadece teknolojinin çok yükselmiş olmasına binaen engel teşkil edilmiş olup önem ve ehemmiyet kaybetmiş olmasına rağmen tarihten günümüze kadar çok önemli icraatlara imza atmış olması hasebiyle bir de çok nostaljik bir hayvan olması münasebetiyle deve halen kemiyette olmasa da keyfiyetteki önemine binaen hemen hemen her bölgede birkaç tanesiyle tesadüf etmemiz mümkündür. En azından hayvanat bahçelerinde bile olsa bu hayvanı görüp merakımızı gidermek mümkündür. Devenin birçok hususiyeti mevzuubahistir. Bütün özelliklerini irdeleyebilmek için işin ehlinin bir deve kitabını veya bir deve ansiklopedisini derlemesi gerekir. Bizim böyle ne bir bilgi birikimimiz ve nede böyle bir projemizin olmadığını belirtirken bizim sadece ve sadece deve kini üzerinde durarak bu kinin temayüz ettiği insan profilini de irdeleyerek kinin ne denli bir felaket olduğunu paylaşmaktan öteye bir düşüncemizin olmadığını ancak bu vesileyle deveyi de bilmeyenlerimize birazcık olsun tanıtmak gerektiği tespitinden öteye gidememektedir. Evet, başta Kuranı Kerim, hadisler ve de diğer kutsal metinlerin birçoğunda deve bahsi geçmektedir. Örneğin Kuranı Kerimde deveye bakın biz onu nasıl yarattık ayeti keza bir sahabe, efendimize gelip devesini çok sevdiğini şayet cennete gittiğinde orada devesi de olabileceği sorusuna Peygamberimizin evet, buyurması, yine Salih Peygamberin döneminde yaşayan Allah'ın devesinin şakilerce katledilmesi hadisesi ve meşhur atalar sözünde deveye sormuşlar neren eğri sorusuna devenin verdiği meşhur cevapla nerem doğru ki tespitinin toplumumuzdaki deruni yerini ve de tesirini unutmamak gerekir. yine henüz makinanın icadından önceki yıllarda gerek savaş ve de gerekse kervan intikallerinin ana unsuru olan uzun yol hayvanı, ağır yüklerin tahammülkar aracı, etinden, sütünden, derisinden, kemiğinden, dışkısından ve de esasen binek aracı olarak dünyanın bir tarafından öbür tarafına kadar her türlü sıcak çöl ve de soğuk iklimlere tahammül gösteren en makbulünün çift hörgüçlü olanının hörgücünü su deposu olarak kullanıp aylarca su içmeden yol alan bu mübarek hayvan ki kesildiğinde de bir tona yakın et veren, insanlarla özdeşleşen kutsalından en kutsalsızına kadar her yerde ve her sözde endam eyleyen ancak bu kadar tahammül abidesi olmanın beraberinde getirdiği bir kin abidesi olabilme vasfının da çok belirgin dominant bir özellik olduğunu ifade etmeden önce de devenin hemen hemen her uzvunun çok kıymetli ve de insanoğlunun hizmetine amade olduğunu ifade ederken aklıma gelen çok enteresan bir tespitimi de paylaşmak istiyorum. Sadece ve sadece erkek develerin sağ ayaklarında küçücük bir tane bulunan bir kemik var ki ancak otuzüç veya doksandokuz erkek devenin sağ ayağından çıkarılan kemiklerden imal edilen ve pahası biçilemeyen ancak arap petrol krallarının ellerinde endam eyleyen çok kıymetli tespihlerin yapıldığının da altını çizdikten sonra şimdi gelgelelim bizim devenin kinine.
Evet, deve kini diye dilimize geçen bir darbımesel var. Hakikaten deve çok kindar bir hayvan, hem de öyle bir kin ki bu kin insanlara tevarüs eyleyince de ona insan kini değil insanı aşan deve kini olarak ifade edilmektedir. İçimizden birilerinin af, mağfiret duygularının tamamen törpülenip kaldırıldığında ona öf be sende ne deve kini varmış yakıştırması yapılır. Pek tabiidir ki bu kinin deveyle hemhal olmaktan geçtiği de varsayılır. Aymen adında Mısırlı tabip dostumuz ifade etmiş idiler. Sapkınlıklar içerisinde bedevilerin deveyi bile kötü emelleri doğrultusunda istimal eyledikleri bendenizi irkiltmişti. Hakikaten Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde Nil kenarında bir timsah istimal olayını okuyunca devenin de aynı kaderi paylaşmış olabileceğine ihtimal vermiş idim. Gerçi bütün coğrafyalardaki eşeğin başına gelenlerden fazla bir farkı da yoktu bu anlatılanların. Eee demek ki bu gibi hayvanatla gönül eğletebilecek kadar alçalabilenlerin zamanla da müteselsilen bu gibi hayvanattan huylanıp huy alışverişinde bulunabilmeleri de varit olabiliyormuş. Ama bu hayvanların bir mazeretleri vardı. Onların akıl hamaliyeleri olmadığı için devenin de kininden ötürü herhangi bir sorguya tutulması mevzuubahis değildir. Buna rağmen yine devenin bazı kural ve de prensipleri vardır. Mesela deve kendisini döven sopaya kinlenmez, o sopayı tutan ellerin sahibi olan insana karşı kinlenip bir gün gelip de fırsatını bulunca da sahrada dinlenmek üzere uyuya kalan sahibinin üzerine oturarak onu bağırta bağırta gebertip öldürmekten büyük bir haz duyar. Ancak bütün deveciler bu işe şahit olmuşlardır. Benim Yörük çalışmamda da bu şekilde öldürülen bir yörüğün ismi geçmektedir. Hasılı katil deve hemen kesilerek kazanda pişirilip afiyetle yenilir. Demek ki "Vallahi dürül hasedi maadelehu bede bisahibihi fe katelehu" (Hased yani bir başka ifadeyle kin o kadar güzel bir şeydir ki önce sahibini öldürür). Onun içindir ki Efendiler Efendisi Hz. Muhammed kin güdülmesini yasaklayıp en yakın düşmanlarını, Hz. Hamza'yı öldürtüp ciğerlerini dişleyen Hindi bile affetmiş olup sebebine gelince daha büyük felaketlerin icrasını engellemeye müteallik pozisyon almış ve de biz ümmetine tavsiyede bulunmuştur. Halen günümüzde bile liyakat kesp etmemiş olmalarına rağmen çeşitli fitne fesat ve de tezvirat desisatıyla işgal etmiş oldukları statüleri hazmedemeyip güç kudret odaklarının husyelerini yağlayıp cilalarken gözlerine kestirdikleri garip gurebaya kin besleyenlerin vakti zamanında bir şekilde deveyle gönül eğlediklerini, devenin binlerce faziletinin olmasına karşın mesela aruz vezninin devenin ayak ve de zil sesinden esinlenerek tespit edildiği gibi, onun güzelliklerine kulak tıkayıp inadına inadına onun tek ve en kötü alışkanlığı olan kinini taklitte karar kılarken onun mazeretini görmezlikten gelip kendisini de hayvanın yerine koymakta beis görmeden inadına inadına deve kini güdenlerin enkaribüzzamanda kindar devenin akıbetine yakalanmaları dilek ve de temennilerimle vesselam.