Bilal Maruf Şimay

Bilal Maruf Şimay

parlakay@msn.com

Leyla'dan Mevlâ'ya geçmek gerek!

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Aşk deyince öyle dizilerde paparazi programlarında bahsedilen bir günlük, bir haftalık vs. ilişkilere sıkılmadan aşk diyorlar ya onlardan bahsetmeyeceğiz.İlahi aşkı tatmış dünyanın heryerinde mesnevisi tezlere doktoralara konu edilmiş Mevlana hazretlerinden bahsedeceğiz dilimiz döndüğünce bu hafta inşaallah..Hiç kimsenin ismi, Mevlânâ kadar aşkla özdeşleşmemiştir. Mevlânâ aşkı, ama gerçek İlâhî aşkı, bütün boyutları ve derinliğiyle yaşayan ve yaşatan bir ârifti.Aşk gerçi önceleri nefsânî, mecâzî, yani kişinin kendisi gibi bir faniye duyduğu bir aşk olsa bile, insanı olgunlaştıran, yakıp pişiren bir tarafı olduğu için, gerçek aşka bir köprü olur. Bunun için Hz. Pir, "Âşıklık ister nefsânî olsun, ister rûhânî olsun, sonunda bizi ötelere götürecek bir rehberdir." (Mesnevi, I, 111) buyurur.
Ama mecazî aşk mertebesinde oyalanıp kalmamak, Leyla'dan , Mevlâ'ya geçmek gerek: "Ölüye karşı beslenen aşk ebedî olamaz. Sen canına canlar katan, hiç ölmeyecek olan diriye âşık ol!" (Mesnevi, V, 3272)

Ama insan mahlukata başka bir gözle bakmayı becerebilirse, aslında her varlıktaki güzelliğin Gerçek Varlık'tan geldiğini, kişi ister farkında olsun ister olmasın, herhangi bir varlığa duyduğu aşkın da aslında onda yansıyan İlâhî güzellik tecellisi sebebiyle olduğunu idrak eder: "Sevdiğin her varlıktaki güzellik Allah'tan geliyor. Sen, her neye âşık olursan, o şey ilâhî sıfatlardan biri ile yaldızlanmış, nurlanmış." (Mesnevi, III, 554)İlâhî aşk, tıpkı her türlü pisliği yakıp yok eden bir ateş gibi, insanın olumsuz bütün özelliklerini yok eden manevî bir ateştir: "İlâhî aşk sebebiyle nefsaniyet ve benlik elbisesi yırtılan kimse, hırstan ve bütün kötülüklerden temizlenir." (Mesnevi, I, 22)Aşk denince akla gelen simalardan Hz. Mevlana, bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"Denize kavuşan bir nehirde nehirlik biter, girdiği denizin bir parçası olur. Yediğimiz bir ekmek, bünyemizde erir ve vücudumuzun bir parçası haline gelir. Seven bir kimsenin varlığı da, duyduğu muhabbetin şiddeti kadar sevdiğinde kaybolur."
"Aşk geldi, kan gibi damarlarıma, derime doldu. Beni benden aldı, varlığımı sevgiyle doldurdu. Vücudumun bütün cüzlerini dost kapladı. Benden, bana kalan ancak bir isim. Ötesi hep O..."
"İnsaf et, aşk iyi bir şeydir. Onu zedeleyen ise, senin kötü huyundur. Sen, şehvete aşk adını koymuşsun. Ah! Bir bilebilsen, şehvetle aşk arasında ne uzun mesafe var."
"İlahî aşk ve vecd, mümini uyanık tutar. Dünyevî ve şehevî aşklar ise, insanı ahmak yapar ve sersem eder. Aşk; su ve topraktan yaratılmış insanın, yanışı ve çırpınışıdır. Damarlarda kanın dolaşması, yani hayatın devam etmesi değil, ciğerin aşkla kavrulması mühimdir."

"AŞK NURLANMAKTIR"
Aşk, nurlanmak, nur kesilmektir: "Âşık olmak demek, nûr gelen tarafa pencere açmaktır. Çünkü gönül, gerçek dostun yüzü ile nûrlanır." (Mesnevi, VI, 3096)
Mevlânâ'nın bağlı olduğu dünya görüşüne göre, bütün kâinatın varlığa gelişi de hep aşk iledir. Çok atıf yapılan bir kudsî hadiste, Cenâb-ı Hakk'ın: "Ben gizli bir hazine idim, bilinmeye muhabbet ettim de mahlukatı onun için yarattım" buyurduğu rivayet edilmektedir.Yani bütün bu varlıkların meydana gelmesi, Hak Teâlâ'nın gizli olan varlığının zuhur etmeye olan iştiyakı, Hakk'ın tanınmaya olan aşkı sebebiyledir.

Bütün varlıklar, duydukları aşk sebebiyle hareket eder. "Her cüz'ün başka bir cüz'e meyli vardır. Her ikisinin birleşmesinden bir şey doğar." (Mesnevi, III, 4416)Aşka yakalanan derman istemezAşk aman vermez, bir kere aşka yakalanan bir daha onun pençesinden kurtulamaz: "Ey aman bilmez aşk; senin elinden el-aman, el-aman!" (Mesnevi, VI, 3764)

Gerçek aşk öyle bir ‘dert'tir ki, ona yakalanan bir daha asla derman bulmak istemez: "Bütün hastalar iyileşmeyi ümit eder, o ümitle yaşarlar. Aşk hastası ise: ‘Benim hastalığımı artırın!' diye feryad eder.Aşk, anlatmakla tükenir şey değildir: "Eğer aşkın şerhini yapmaya kalksam, yüz kıyamet kopar da yine de söz tamamlanmaz." (Mesnevi, V, 2189) Aşkı yine en iyi aşkın kendisi anlatacaktır: "Aşkı kimseye sorma, aşkın kendisine sor!" (Divan-ı Kebir)
"Aşk söze sığmaz, istemekle anlaşılamaz, aşk bir denizdir ki dibi görünmez. Denizin katreleri, damlaları sayılamaz. Yedi deniz de, aşk denizinin önünde küçücük bir göl gibi kalır.Aşk, denizi bir tencere gibi kaynatır; aşk, dağı ezer, kum gibi ufaltır. Aşk, gökyüzünü çatlatır, yüzlerce yarık açar; aşk, sebepsiz olarak yeryüzünü titretir.
Pak, temiz aşk Hz. Muhammed'e eş oldu, dost oldu. Allah, bu aşk yüzünden Peygamber Efendimiz'e ‘Sen olmasaydın, bu gökleri, bu kainatı yaratmazdım!' diye buyurdu." (Mesnevi, V, 2733-2737)

AŞK EHLİ ARIFLERDEN GÖNLÜMÜZE
Abdülkadir Geylani (k.s) buyurdular:Halinizden şikayette bulunmayın. Sabredin, feryat etmeyin. Doğruluk üzere devam edin. İsteyin, istemekte bıkkınlık göstermeyin. İçinde bulunduğunuz istenmeyen hallerden dolayı ümitsizliğe düşmeyin. Daima ümitli olun. Birbirinize düşman değil, kardeş olun. Birbirinize buğz etmeyin.
Allahü teâlâya, rızası için yapılan sabırlar ve tahammüller, asla karşılıksız kalmaz. Onun için bir an olsun sabrediniz, mutlaka, senelerce bu sabrın mükafatını görürsünüz. Ömrü boyunca kahraman lakabıyla meşhur olan, bu lakabı, bir anlık cesareti neticesinde kazanmıştır. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde mealen; "Şüphesiz ki, Allah sabredenlerle beraberdir" buyuruyor (Bakara suresi: 153)

Gavs-ı Sani (K.S.)hazretleri buyurdular ki:
"Bu dünya bir han gibidir. Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır. Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin hedefine ulaşması için belli bir yol ve usül takip etmesi gerekir. Başıboş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yolda Hz. Resulullah'ın -aleyhissalatü vesselam- izinden başka Allah'a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Resulullah'ın -aleyhissalatü vesselam- hayatını yaşamak için de ulu sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber'e -aleyhissalatü vesselam- hakkıyla uymanın en güzel yolu sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasip olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet de budur."
Rabbim!
Sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sana yakın kılacak amellerin sevgisini kalbimizden eksik eyleme.Bizi sana aşık kulların arasına kat.(amin)
Ten elbiseye benzer.
Elbiseye yapışıp durma, koş da diken ustayı ara..
Hazret-i Mevlânâ
Yazı Tarihi : 21 Kasım 2009 Cumartesi
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan