BİR TEL KOPAR DÜZEN BAŞTAN BOZULUR
Bizim cenahtan olanlar bilirler, bilmeyenler de bu vesileyle öğrenmiş olacaklar. Petrol Vakfı Müdürü büyük devlet adamı rahmetli Fethi Gemuhluoğlu büyüğümüz meşhur bir tespitinde "Bir tel kopar düzen baştan bozulur" buyruğunda bulunmuştu. Hazreti tanıyanlar tanır. Gerek devlet hizmeti ve gerekse ticarette temayüz eyleyip aynı zamanda bütün kazanımlarını, başta pulunu, bilahare bilgeliğini başta milletiyle, bilahare de devletiyle paylaşabildiği gibi dünya insanlığına da ziya tutmuş bir güzel insan. Allah ameliyle muamelatta bulunsun. Hazretin birçok tespiti ve de gayreti meyanında benim için en calib-i dikkat olan sözü bu tespiti olmuştur. Gerçi her konuda olduğu gibi bu zatın da hizmetleri istismara uğramış olmakla beraber Fethi Ağabeyin hizmeti ölçülemeyecek kadar büyüktür. O mahza yerli ve de milli bir vatanperver Türk çocuğu idi. Talebe yetiştirmek onun en büyük ideali ve de hazzıydı. Örneğin yurt dışına eğitim bursu verirken tek bir şartla pazarlık yapar "Hey evlat sana burs vereceğim amma eğitimini tamamladıktan sonra memleketine dönmek ve de bu garip gurebaya hizmet etmen şartıyla seni burslandırıyorum; aksi takdirde sana hakkımı helal etmiyorum" derlerdi. Şahsen bana buradan burs almak nasip olmamıştır, ancak buradan burs alıp da bu endişeyi taşıyanların da sayısı pek fazla değildir. Hâsılı olan olmuş Fethi Gemuhluoğlu kendi sorumluluklarını müdrik bir büyüğümüz olarak elinden geleni yaptıktan sonra hizmetlerini de kurumsallaştırarak kitap ve de makaleleriyle bizleri baş başa bırakarak rahmeti rahmana vasıl olmuştur. Geriye miras olarak tefekkürünü bırakarak bugün makalelerimize ışık tutmaktadır.
Şahsen ben bu cümleyi yıllar önce okuduğumda şiddetli bir diş ağrısına müptela olduğum bir döneme tesadüf etmesi hasebiyle meseleye sadece sağlık açısından ve de insan bünyesinin işleyişi zaviyesinden meseleye yaklaşma fırsatı bulmuştum. Sözüm ona sanki Fethi Gemuhluoğlu bir hastalığa müptela olmuşta bu cümleyi bundan mütevellit terennüm etmeye başlamıştır gibi bir zehaba kapılmıştım. Gerçi bu söz sadece ve sadece insan bedeninin herhangi palyatif bir arızası için bile söylenmiş olsa bile meramın ifadesi, halin tahvili münasebetiyle söylenebilecek en şahika bir ifade ve de ifadelerin ifadesi olma şerefine ve temsil kabiliyetine fazlasıyla sahiptir. Bunun tersini iddia etmek kesinlikle mümkün değildir. Meselenin münderecatına binaen herhangi bir insanın sadece ve sadece dişlerinden bir tanesinin sızladığını yaşaması hayatının fazlasıyla zindana çevrilmesinden başka bir şekilde izah edilemez. Görünürde adamcağızın 32 dişinden bir tanesi sadece sızlamaktadır. O ilgili diş sinirinin beyin maharetiyle bütün bünyeye yaydığı ağrı sızı meramın ifadesine fazlasıyla yetmektedir. Keza tabiplerin işidir amma yine bünyemizin trilyonlarca sinirlerinden birileri pek tabiidir ki onların da kendi aralarında önem ve de ehemmiyet farkı olmasına rağmen kendilerine verilen tevzifatı yerine getiremez ahvali alınca bir de bakıyorsunuz ki ya müteveffa bir meyyit, ya da meyyite veyahut ta en iyimser bir tabloyla mefluç bir hayatı nebati vakası. Demek ki evvelemirde şahadet ettiğimiz fiziki dünyamız ve fiziki dünyamızın fiziki derunu olan kimyamız bile adeta devasa bir bilgisayar veyahut da bunun daha büyük bir ifadesi olan fabrika misalinde olduğu gibi bir çarkın veya herhangi basit bile olsa bir iletinin müteselsil olan yapı içerisinde iletkenlik evsafını yerine getirememe durumunda işte al sana Fethi Gemuhluoğlu büyüğümüzün meşhur sözünün icrası, "Bir tel kopar düzen baştan bozulur".
Evet, bu paragrafa kadar işin sadece seküler siluetini ortaya koymaya gayret ettik. Peki ya hayat sadece bu tevcihatla mı müteveccih, hayır. Hayatın bir de başka boyutları olsa gerektir. Bunu da fazlasıyla kutsal metinler bize salık vermektedir. E ne yapalım, ne demişler, "Söz ola durdura savaşı, söz ola yedire ağulu aşı, yal ile bal ile".
Yıllar öncesiydi, bir güz mevsimi sonu idi. Sayın Prof. Dr. Ahmet Debbağoğlu ailece tatil dönüşü anekdotlarını aktarıyordu ki, deniz kenarında küçük oğlunu omuzlayarak ilerlemeye başlar. Birden ayağı bir çukura düşünce çocuğunu ileri atarak kurtarmaya çalışırken aniden dengesini kaybederek su yutmaya başlayıp adeta ölümü yaşar, ama vakit henüz tamamlanmadığından ötürü kendisi de oğlu da bu dünyada kalmaya devam ederler. Hoca bayağı korkmuştur. O birkaç saniyelik tespitini bizimle paylaşırken diyordu ki, birden çocukluğumdan bugüne kadarki hayat dilimim gözümü önünden bir film şeridi gibi geldi geçti. Peki ya korktunuz mu dediğimde net bir cevap verememesi korkmanın mümkün olamayacağına dalalet etmekle beraber Ahmet Hocamız aslında ölüm diye bir vakanın olmadığını, hayatın sadece dünyevi yönünün değil bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifadeyle hayat bir bütündür. Dünyadaki dilimini tamamlayanların sadece ve sadece boyut değiştirdiklerini, yani askerlik yapma misali ziyruh bu dünyaya müteselsilen gelip sırasını savdıktan sonra aslına rücu sadedinden geldiği menzile avdet eder değerlendirmesi çok albenili gelmişti bana. İşte bu değerlendirme ışığında "Bir tel kopar düzen baştan bozulur" sözünü sadece dünya için değil uhrevi mekanizma ve de moral değerler için de söylenebilecek en büyük tespit olarak telakki edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Nasıl ki fiziki ve de metafizik hayat en ufak bir pilotaj hatası kabul etmiyorsa, itikadi dünyamızın da en ufak bir kuralının inkar, tahvil veya yanlış tefsiri bizi maazallah münkiratın atına ve de itine seyis yapabilir. Keza Allah, kitap ve Resulü üçgeninin birbirinin mütemmimi ve hatta aynını olduğu halde bunlardan birini göz ardı etmenin veyahut tahfif edilmesinin mesela şakayla talakın veya inkarın olamayacağı gibi bazı müsveddelerin Hz. Fahri Kainata posta müvezziinden başka bir özelliği yoktur diyebilme eblehiyetinin sadece peygambere değil, aslında o yaşayan Kuran'dır diyen Yüce Çalaba dolaylı olarak sataşmaktan başka bir şekilde ifade edilemez. Neticeten gelinen nokta-i nazar Fethi Gemuhluoğlu'nun dediği gibi "Bir tel kopar, düzen baştan bozulur". Demek ki bu ahval hayatımızın hangi boyutunda olursa olsun değişen hiçbir şey yoktur. Öyleyse kimsenin kontak yaptırmaya hakkı yoktur. Hayat bir bütün olarak anlam kazanmaktadır. Vesselam.