EŞEKLİĞİMİ ÇOK SEVDİNİZ
Benim eşekliğimi çok sevdiniz ama anırmamı asla sevmediniz. Emekli Maarif Başmüfettişi Ali Yıldırım Bey vakti zamanında bir siyasi partinin gerek il başkanlığı ve de gerekse mebus adaylığı meyanında siyasi hizbin karar organlarında vezaifte bulunduktan maada çırpınarak memleketine hizmet aşkıyla çırpınırken istediği faaliyetlerini onaylatamadığı siyasi parti liderlerine serzenişte bulunarak "Anladım, anladım demek ki siz eşekliğimi fazlasıyla sevdiniz, ama anırmama kesinlikle tahammül edemiyorsunuz" dediğini bizlere aktarınca bu kadar mühim bir tespitin kayıt altına alınmasını ve bundan sonraki nesillere aktarılmasının gerekliliği üzerinde teatide bulunduktan sonra kendilerinden izin alarak bu makaleyi kaleme almayı kararlaştırdık. Bu vesileyle eşeklik ve anırma eylemleri üzerinde durarak durumdan nakil, nakilden de akıl çıkarmaya gayret edelim:
1) Eşek olarak halk edilme hadisesi ki bu sadece ve sadece Cenabı Hakkın takdirine kalmış olup bu takdir üzerinde hiçbir kimsenin harp oyunu yapmaya ne gücü, ne kudreti ve ne de akli jimnastiğinin ufku, esamesi kavuşmaz. Eğer Yüce Çalap söz konusu bir ziyruhu silüetlendirerek eşek olarak yaratmaya karar kılıp mütenasip görmüşse o muhatap şüphesiz ki bir eşektir. Geriye kalan ise size verilen eşek rolünü çok iyi bir derecede oynamak gerekir. Hülasa haşiye, eşek olma ahvali bir kader olup tercihe şayan olabilme vasfına haiz değildir.
2) Eşşek oğlu eşşek olabilme veya tercihi takdiri işi yine hemcinsimiz olan bir eşek ziyruhundan türetilme ve de üretilme serencamından öteye gidememiş olup bazen bu ahval iltifat veya bir statüye mebni olarak insanoğluna da tevcihatı vaki olup pek de hoşlanılmadığı halde bazen sevimlilik sıfatı olarak da istimal edildiğine Anadolu'muzda fazlaca karşılaşılmaktadır.
3) Eşeklik ahvaline gelince de belki siluet olarak insanoğluna benzemiş olsak da alışageldiğimiz galat ve de hoşgörüyle karşılanmayan kaba davranış veya gerek ziyruhun başta kendisi aleyhine bilahare hemcinsi ve de aidiyet kesp ettiği mensuplarına bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya farkında olmaksızın işlediği ehven amellerin temerküz eylediği cümle amel ve de beden dillerinin şümulünü ifade maksadıyla kullanılan o talihsiz eyleme ki eşeklere karşı büyük ayıp ve de saygısızlık olacağı kanaatindeyim. Eşeklik faslı hakikası yani eşeklik ahlakının temayül ve de tarzının kastedilmesinden menkul eşeklik
Hâsılı bu üç ahvali eşek, eşşek oğlu eşşek ve de eşeklik lahikası olarak tasnif ettikten sonra sadedi makalemize temayüz eyleyelim.
Biz mümin ziyruha göre Halik, mahlûkatı halk eyledi ki bu üç kavram da aynı kökten türetilmiş ve birbirinin versiyonları olup etkin ve de edilgenlikle ara malzemenin nitelendirilmesiyle anlamlanmaktadır.
Evet, Yüce Çalap kendi kudretince bütün mahlûkatı yarattığı gibi eşeği de iştiyakla yaratıp onu tavzif eyleyip insanoğlunun hizmetine sundu. Bilvesile eşeği kutsal kitaplarında zikreyleyip büyük peygamberleriyle de muhatap kıldı. Keza Hz. Üzeyir'in eşeğinin kendi hemcinsleri adına cennetle müjdelenmesi de kanaatimce en büyük bir mazhariyettir. Ayrıca bunun gibi bir çok örneklerle karşılaşmamak mümkün değildir. Hz. Musa'nın eşekle Turi Sinaya çıkması, Hz. İsa'nın eşeğin sırtında Kudüs'ü Şerife girmesi ve Hatemül Enbiyanın tam dört tane eşeğinin olmasının ki, birisinin adı Yafer, öbürüsünün adının Yafur olması ve sahabe tarafından özel tazim görmeleri eşek cinsinin müftehir olması bakımından fazlasıyla yeter de artar da diyoruz ve de konumuza avdet ediyoruz.
Bilindiği üzere bizim mesleğimiz veterinerlik veya bunun bir alt mertebesi olan baytarlık da değil. Biz sadece eşeği başta yüce kitapların bilahare kul eseri olan mükatebenin, Filozof Beydeba'nın ve batılı Lafonten'in yaptığı gibi istiare yani metafor olarak kullanıp okurlarımıza temsil üzerinden deneme tadında paylaşılacak kültür kırıntılarıyla hitaba mazhar olanla teati içre mükatebe yapıp gerek kalem sürtme ve yine mükaleme yapıp sözün tesir halk eylemesine gayret ediyoruz.
Evet, aynı minval üzere seyreylerken diyoruz ki Cenabı Mevla'mız eşeği halk eyleyip görevleriyle tavzif eyledikten sonra hayvancağızın akıldan gayri müsellah olmasına rağmen ona da zaruri beşeri ve de psikolojik ahval bahşeyledi. Bilindiği üzere hayvan eşek efendi acıktığında, yorulduğunda veyahut da cinsel iştiyak duyduğunda, bir de cin peri ve de şeytan silueti gördüğünde rast makamıyla anırtı serencamıyla anırır. Bu eşeğin yaratılış maksadı ve de eşek olma hüviyeti dairesi içerisinde ona lütfedilmiş en tabii hakkıdır. Bu anırtı hadisesi birçok kutsal ve de insani metinlere fazlasıyla malzeme olmuş olmasına rağmen teessüfle ifade etmemiz gerekir ki Hayrullah Şanzumi'nin Üçüncü Harname eserini tetebbu eyleyip neşredene kadar hep eksik ya da yanlış algılanıp tefsir ediliyordu. Bir kere bu tespiti yerli yerine koyduktan sonra teşbih yaparak bu dramı biz insanoğluna uyarlayıp değerlendirecek olursak insanımızın eşeği, eşşek oğlu eşekliği ve de eşekliği çeşitli tetebbuat muvacehesinde nasibince kanıksayıp halledebildiği halde eşeğe gösterdiği bu hoşgörüyü maalesef ki kendi hemcinsi olan insanlara çok görüyor. Bir an için kendimizi eşimizin, işimizin, çoluk çocuğumuzun, amirlerimizin, patronlarımızın, milletimizin, devletimizin, hülasa insanoğlunun gönüllü eşeği farz edecek olursak edindiğimiz intiba ve tecrübelerimiz muvacehesinde şu neticeye varıyoruz. Kendimize biçtiğimiz veya biçilen eşeklik rolünü oynamamızdan herkesin fazlasıyla çok ama çok memnun olduğunu ve de olacağını bit tecrübe kanıksayıp iliklerimizden hücrelerimize yaşayıp hissettiğimiz halde. Ama ne yazık ki eşeklik dedik ya hiç olmazsa konuşma kabiliyeti bile olmayıp meramını anırtı ile ifade edebilen bir eşeğe tanınan haklardan bile mahrum edilmiş olmanın ne kadar hazin olduğunu ifade etmek istiyorum. Binaenaleyh eşek yapmış olduğu eşeklik fiili karşılığında istek ve arzularını en azından anırarak dillendirebildiği bir dünyada her ne kadar eşref-i mahlukat denilen insanoğlunun siluetiyle şereflenmiş olmamıza rağmen muhataplarımıza en basit istek, arzu, düşünce ve de duygularımızı ifade edecek olduğumuzda başımıza ne gibi felaketlerin geldiğine veya gelebileceğine etrafımızdaki ahval fazlaca müşahede edecek vaziyettedir. Bilvesile bu makalemizin yazılmasına müteharriken ayak veren Ali Yıldırım Beye teşekkürlerimizi sunuyor ve o meşhur cümleyle ki kanaatimce atasözü olabilecek kudrette olan ifadeyle nihayetlendirelim. Ah ne yazık ki benim eşekliğimi çok ama çok sevdiniz amma anırmamı asla. Çünkü anırtıda en azından demokratik bir eylemdi. Vesselam.