Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol
"Güneş gibi ol şefkatte, merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede, asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."
Ne de güzel söylemiş Mevlana…
Anlayana tabiî ki
Günümüzün en büyük eksikliği sevgiden uzaklaşmamız. Sevgisizlikle birlikte insan olduğumuzu da unutmaya başlamamız.
Değişen şartlarla birlikte kalplerimizdeki sevgi ve merhamet duygusunu da iyiden iyiye yitirmeye başlıyor ve insanlıktan çıkıyoruz.
Neden bu kadar insanlığımızdan çıkma noktasına geldik bunları tek tek irdelemek ciltler dolusu ansiklopedileri hatmetmekle eş değer olur herhalde.
Tek bildiğim insanın maneviyattan uzaklaşması ile birlikte kalplerindeki sevgi ve merhamet duygularını da yitiriyor olması.
İnsana has bu özellikleri kaybettikçe de benlikler yitiriliyor, İnsanlıktan çıkma noktasına geliniyor.
Bu durumda olan kişiler herkesi kendisine düşman, ayağını kaydırmaya çalışan varlıklar olarak görmeye başlıyor ve daha da tehlikeli oluyorlar.
Arkadan konuşup yüze gülmeye başlıyorlar.
Böyle insanlar etrafımızda ne kadar da çok var değil mi? Eminim ki hemen aklınıza birkaç isim gelmiştir.
Bu tip kişiler o kadar çok ‘ben'ci oluyorlar ki yüzlerine takındıkları maskelere aldanan insanları da etki altına almaya başlıyorlar.
Onlar için kendilerinden başka herkes aslında bir tehlike oluşturuyor.
Kendilerini yüksekte görüp tüm insanları aşağılarda bir yerlerde, kendi menfaatleri doğrultusunda kullanılmak üzere yaratılmış varlıklar olarak görmeye başlıyorlar.
Her yönleriyle dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışıyorlar.
Kılık kıyafetleriyle, hal ve hareketleriyle sanki "Ben sizden farklıyım" demeden bunu hissettirmeye çalışıyorlar. Takındıkları maskenin altındaki gerçeklerle karşılaşmak duygusu bile insanın tüylerini diken diken etmeye yeter de artar.
"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" Bu mısraları belki yüzlerce binlerce kez okuduk. Günümüzden yüzlerce yıl önce dile getirilmiş sözler bunlar.
Demek ki bu tip insanlar günümüze has değil yüzyıllar önce de bu tip insanlar vardı. Belki günümüzdeki kadar çok değildiler ama hep vardılar. Olmaya da devam edecek. Çünkü bu tip insanlar kalplerinde fesatlık taşımayan, hep iyi işler düşünen kişileri çok kolay kandırabiliyor ve etkileri altına alabiliyorlar.
Şu asla unutulmamalı ki bizler burada sadece gelip geçici misafirleriz, kalıcı mekânımıza gitmek için dünyadayız. Hepimizin yatacağı toprak ta (Belki toprağın cinsi değişebilir), gideceği yer de aynı, bazılarının kefeni ipekten olsa da.
Aklın yoksa yandın,
Ya kalbin yoksa…
O zaman zaten sen yoksun ki
Allah, kalplerinizden sevgi ve merhamet duygusunu hiçbir zaman azaltmasın…
Sevgiyle ve muhabbetle kalın efendim…