Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi

hsanzumi@sakaryahalk.com

SAHTE MUHABBET KÖZÜ

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Yıllardır demek meramımızı ifadede aciz kalır, tam bindörtyüz küsur seneden beridir itikadi köşe taşlarımızda bile kaos yaşana gelmektedir. Bir kere Hz. Kuran'ın ana kaynak olarak kabulü ve bilahare Hazreti Peygamberin yine Hz. Kuran'ın ifadesiyle o yaşayan Kuran'dır fermanı sünnetin Kurran'dan sonra değil Kuran'la birlikte onun aynını olduğunu ifadeye yeter de artar da. Bu konuda bir defa bütün müminler hemfikir olmak mecburiyetindedirler. Bu iş öyle bazı modern endamlı tefsirlerde yapıldığı gibi mugalataya mahal vermez. Hiç kimsenin haddine hududuna iman esaslarının yeniden tesisi gibi bir ahmaklık yakıştırılamaz. Ama şüphesiz ki her ziyruhun ahmaklık yapma, ahmakça yaşama gibi özgürlüklerinin de olduğunu inkar etme gibi bir vazifemizin de olmadığını ifadeye memur olduğumuzu da paylaşmak istiyoruz. Bugün dünya üzerinde medeniyetimizin mazisine hürmeten güç ve kudret vehmedilmiş olmasına karşın elan içinde bulunduğumuz istikrarsızlık, mazlum, mağdur ve de yenilmişlik endamının kişi başına vermiş olduğu gayri safi lakaytsızlık sadedinden evvelemirde ötekine aidiyet kesp edememiş olmanın ızdırabıyla camiyle kilise arasında kalmış olarak veya en iyi ihtimalle cami avlusuna bırakılmış nesebi gayri sahih muamelesine tabi tutulma endişesiyle insanlar hedefsiz, amaçsız ve de grup olamamanın verdiği ızdırapla kalabalıklar halinde rink yaparak başını taştan taşa vurmakla amel ediyor. Veyahut da bir lobiye başını sokmayı başarmış ise de mensubu olabildiği lobisinin onun başına ne denli belalar açabileceğinden zavallı adam veya madamcağızların en ufak bir tereddütleri bile yok. Çünkü evvelemirde ortada serseri mayın gibi manevra yapmaktansa tasmasını birilerinin eline vermiş elin iti, yani elit sınıfına dâhil olmasının yegane hayat memat meselesi olduğunu görmemek ve onları her halükarda ve bütün beden dillerinde yaşamamak na mümkündür. Hey beyim hani hatırlar mısın sen de peygamberlerin ilk efali olan davar veya mal çobanlığı yaparken seni çeşitli gureba toplum grupları babandan emanet alıp yatılı olarak yedirip içirip okutup endam eylediler. Biliyorum, biliyorum eğer senin ve de senin gibilerin en ufak bir imkanları olsaydı kesinlikle yenilgiye uğratılmış bir ümmetin dinini tahsil etmek gibi bir sıkıntıya yani senin algılayıp da açıkça ifade edemediğin bu zillete duçar olman mümkün olamadı. Biliyorum çünkü bendeniz de aynı güzergâhtan geliyorum. Evet, evet cahil kalmaktansa ve bu arenada hiç olmamaktan ve esamisi okunmamaktansa eh geçici bir dönem için kendisini ve yedi sülalesini garanti ettikten sonra bir fırsatını bulup en kısa zamanda bu zillet gömleğinden yılanın gömlek değiştirmesi misalinde görüldüğü gibi sıyrılıp kurtulacağına kesin kanaat getirdik. Çünkü bu garip gurebanın kirli çıkınları ki içine beş pangunot koyup kaybolmaması ve de mağdur olunmaması için mescitten çıkarken attığı kırk kör düğümü çözerken nasıl ellerinin titrediğini kendi şahsıma minnet ve de şükranla ifade etmek gerekir ki bu pangunotlardan bir tanesine bile muhatap olmaya muhtaç olmadığım için Yüce Çalaba ve onun bu mazlum ve de mağdur kullarının inadına, inadına dinlerinin ve de kültürlerinin zeval görmemesi için her şeyini ortaya koyan yüce milletimizn önünde muhabbetle eğiliyorum. Evet, bir tarafta geleneksel akidemizin devamını sağlamak için mazlum milletimiz öbür taraftan da ötekinin binbir desisesi. Pek tabiidir ki düşmandan eman dilemenin en büyük hmakat olduğu gerçeğidir. Onun için düşmanı bir nimet bilip bir bakıma müteharrik dost kabul etmenin hızımızı artıracağı tespitini koyduktan sonra esas problemin aramızdaki fitne, fesat, tezvirat ehli olan münafikundan başkası olmadığını unutmamak gerekir.
Böyle bir tespiti paylaştıktan sonra Hz. Fahri Kâinatın devrisaadetlerinden beridir azmanlaştıkça azmanlaşan tersine istismar edildikçe edilen deruni bir konu var ki maalesef içimizde mütesettir bir köz gibi yaktıkça yakan ve zülfü saltanata dokunan bir mesele bu. Bir kere ehlisünnet kavramının açılımının kısaca efendiler efendisinin söz, davranış ve de fiillerini ifa ve onun ehlibeytimi seven beni sevmiştir buyurup bizlere emanet ettiği bütün değerleri yaşamanın ehlisünnetin ana prensibi olduğunu kavramak gerekmektedir. Yok bir de bakıyorsunuz ki kendisini ehli sünnet tesmiye edenlerin başta sünnet ve de ehlibeyte reva görmedikleri hiçbir şey kalmadığı gibi kendisi dışında kalan mezhepleri sözüm ona hak mezhep değildir deyip dışladıklarını ve bu dışlanan söz konusu mezhep veya kültürel kodların üsluplaştırdıkları ehlibeyt sevgisine bigane kalınmanın en büyük hata olduğu kanaatindeyim. Yahu kardeşim bir kere şunu ortaya koymak gerekir ki bu ahvalde Hz. Peygamberi ve onun sevgili ehlibeytini savunanlara mı ehlisünnet denilmesi gerekir, yoksa yezidi geleneğin türevi olmakta hassasiyetine denilebilecek hiçbir açık bırakmayanlara mı sünnet ehli dememizin gerektiğine ben şahsen karar kıldım. Ama sadece benimle iş bitmiyor. Herkesin bu konuda fazla detaya inmeden önce bu konuda kararını verip ondan sonra öbür sorumluluklarına riayet etmeye başlamalıdır diye düşünüyorum. Bizim medeniyetimizde bizim tanımımız yapılırken kısaca, elinden, dilinden, belinden zarar görülmeyen kişinin tanıtıldığını biliyoruz. Ancak müteselsilen yapmayı bir devlet geleneğine bile taşımayı maalesef başardığımız saltanat perestlik huysuzluğunun bizi istemeyerek de olsa haksızlığa ve de her türlü yanlışa çanak tutar hale getirmiştir. Şahsen son yıllarda edindiğim tecrübeler sayesinde bu ahvali fazlasıyla yaşadım. Önceleri başımıza bir türlü sıkıntılar geldiğinde bunu ötekine fatura edip bir şekilde kendimizi hem savunabiliyor ve hem de safların net olması hasebiyle bunalıma mahal kalmıyordu. Ama heyhat ki heyhat öteki defü ref olup mahza kirli çıkın evlatları temerküz eyleyip bunların içinden de uzmanlaşmış bir münafık tasallut eylediğine şahit olunca öyle fazla bir panik yaşamadan her halde bir şekilde aklıselim duruma vaziyet eder diye beklerken o o o bir de baktık ki müminun siluetli bütün münafikun büyük münafıkın münafakatını azmanlaştırıp ona ayak verip acaba ondan nemalanıp ben de bir gün onun gibi azmanlaşır mıyım fırsatını değerlendirme amacına matufen her türlü fitne, fesat, desise ve hassaten yalan beyanda bulunmayı süt içme kadar mubah gördüklerine şahit oldukça hey hemşerim tamam yapacağını yaptın ama vicdanen rahat mısın sualine de fazlasıyla rahat bir edayla evet, evet bunda ne var ki kim güçlüyse onun yanında yer almak gerekir ifadesi aslında önceleri beni çok şaşırtıp kimyamı bozmuştu ama neticeten meseleye vukufiyet kesp ettikçe işin künhüne vardık. Bu ahval malum zevat ki isimlerini eserimi kirletmemesi için anmayacağım, bir geleneğin türeviymiş de ben onları tanıyamamıştım. Bu geleneğin mensupları evvelemirde Resulullahı ortadan kaldırmaya gayret edip başarılı olamayınca da vaktaki Hz. Fahri Kainat devlet sahibi olunca da hemen ilk hamlede sözüm ona Müslüman olmuş gibi endam eyleyip devletin en mahrem yerlerinde statülenmiş idiler. İşte bizim kadrine uğradıklarımızda bunların özbeöz torunları olduklarına kanaat getirince meseleyi kökten halletmiş olduk. Çünkü bizim dangalak da evvelemirde hurucatta bulunup efradını ayaklandırmış idi. Vaktaki emrihak hakim olup münafikun şapkası düşüp keli görününce de tekrar tövbe estağfirullah faslı celiline şahit olunca behey zavallı zevat tarih ve de bizler bu filme çok şahit olmuştuk. Efaliniz encamınız olsun ankaribüzzamanda vesselam.
Yazı Tarihi : 12 Aralık 2011 Pazartesi
Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Sakarya Üniversitesi, Sau, Saü, Sakarya İndirim, Üniversite İndirim
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama
iş fikirleri, girişimcilik, bayilik, franchise , cv hazırlamanın yolları, ek iş ilanları
SATILIK TAŞ OCAĞI, SATILIK KIRMA ELEME TESİSİ, TAŞ OCAĞI, KIRMA ELEME TESİSİ TESİS, Sakarya Satılık Taş ocağı nikah şekerleri,düğün, nişan süsleri, nişan tepsisi nikah şekerleri, bebek şekerleri, mevlüt ürünleri, sünnet ürünleri, kına gecesi , nişan süsleri, nişan tepsisi, takı tepsisi, kına tepsisi, şeker sepetleri, sepetler, takı yastıkları, kapı süsleri, anı defterleri, şeker, gelinlik düğün nikah salonları düğün salonları davetiye organizasyon nişan