Değişim sancısı
1923'ten sonra yeni kurulan Cumhuriyet aynı zamanda altıyüz yıllık bir mirasın üzerine oturmuş oldu. Geçmişe ne denli sırtını dönmüş gibi görünse bile sanıldığının aksine reddi miras etmesi düşünülemezdi, sanıldığının aksine etmedi de. Cumhuriyet, kuruluşundan bugüne zaman zaman reddi miras yapmışçasına bir hava estirmiş olsa bile bunun gerçek olmadığı yalancı şafak geçer geçmez gerçek ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde gündem o kadar hızlı değişiyor ki, mevcut gündemin değerlendirmesi yapılmadan, yapılamadan, hatta gündeme geçmek fırsatı bile bulamadan yepyeni bir gündemle yüz yüzeyiz. Hatta ve hatta değil gündemi müzakereye geçmek gündem maddelerini okumaya bile fırsat ve zaman bulamadan bir de bakmışız ki hiç akla ve hayale gelmeyecek, getiremeyeceğimiz bir gündemle karşı karşıyayızdır. Bu da gösteriyor ki toplumumuz yeni, yepyeni bir doğum sancısı çekiyor. Gündemin hızlı ve sık değişmesi de yalancı doğum sancılarının insanımızı sükûtu hayale uğratarak umutların yitirilmesine sebep olmaktadır.
Bize miras kalan geçmiş medeniyetimiz tarih sahnesinde o denli insanî bir vasfa sahip ve bu vasfı bulunduğu coğrafyaya sindirmiş ki bizzat bu medeniyetin mensubu olanlar bir yana mensubu olmayıp da sadece ve sadece tebaa konumunda bulunan topluluklar bile geçmiş medeniyetimizin insanî ve tabii cazibesi altında kendilerini yabancı hissetmemiş, inanç olarak olmasa bile kültürel olarak medeniyetimizin bir parçası saymışlar kendilerini.
Bu gerçeği hatırladıktan ve hatırlattıktan sonra hemen ifade edelim ki 1923'ten sonra bize biçilen ve giydirilen elbisenin hem eskidiği, modasının geçtiği, hem de artık dar geldiğini sözde kendilerini cumhuriyetin bekçileri sayan odaklar da ister istemez kabullenmiş görünmektedirler. Burada gelinen noktada sorun yeni biçilecek elbisenin kimin tarafından ve nasıl biçileceğidir. Bu bir değişim sancısıdır.
Pek tabiidir ki toplumsal değişimler sancısız olmaz. Ortaya çıkan sancı değişimin tabii bir sonucu olarak toplumda taşların yerinden oynamasına, yerinden oynayan taşlar da dengelerin bozulmasına, bozulan dengeler değişimin yapısına uygun dengelerin oluşmasına yol açar. Değişime direnen, ayak uyduramayan dünün köşe taşları ne denli direnirse dirensinler değişim rüzgârının karşısında tutunamaz ve kenara itilirler.
Değişimin sonucunda yaşanan sancıyla muştulu bir doğumun gerçekleşmesi için olmazsa olmaz gerekli olan şart doğum sonrası anneyi ve doğacak olan çocuğu bekleyen tehlikelerden koruma önlemlerini şimdiden almaktır. Koruma önlemleri zamanında alınmadığı takdirde değişim sonrası toplum çok tehlikeli bir kaos ortamına sürüklenir.
Değişimin hasarlarını bertaraf etmenin en güvenli yolu tarihi mirasa toplumun yönünü döndürmekle mümkün olabilir. Yarına güvenli adımlar atmanın yegâne yolu köklerimize tutunarak medeniyet mirasımızı değişen dünya şartlarında yorumlayarak geleceğimizi güvence altına almakla mümkün olabilir. Düşünce adamlarımız, sanatçılarımız, edebiyatçılarımız ve şairlerimiz değişimin içeriğini doldurarak değişim sonrası ortaya çıkacak olan kargaşaya meydan vermeyeceklerdir.
ŞİİR KÖŞESİ
TEHZİL
Şarkılar zurnanın son deliğinden
Mızrablar pes basıp teller ağlasın,
İstanbul'un hava kirliliğinden
Bacalar is tutup yeller ağlasın
Sevilen söylemiş, seveni üzmüş
Yıldırım gürlemiş, gökyüzü bezmiş
Dolar doludizgin, sterlin azmış
Paramız pas tutup pullar ağlasın.
Mûsıkî tıkılmış köhne binâya
Yüz verilmez olmuş tanbura nâya
Emel Sayın tövbe etmiş zinâya
Bekârlar yas tutup dullar ağlasın.
MEMDUH CUMHUR